BugünMakaleler

TESPİT YETMEZ, UYGULAMA GEREKLİ

cropped-DB32A183F424-3.jpg

Başbakan Binali Yıldırım Rus medyası için bir makale kaleme almış. Ben Başbakan’ın makale yazdığını bilmiyordum. Böylelikle Başbakan’ın makale yazdığını da öğrenmiş oldum. Demek ki Başbakan’ımızın böyle bir hüneri de varmış. Oysaki AKP Ankara Milletvekili Aydın Ünal ‘’ Davutoğlu’ndan sonra düşük profilli bir Başbakan olacak’’ demişti.

Neyse efendim ben kaldığım yerden devam edeyim. Başbakan yazmış olduğu bu makale de 15 Temmuz FÖTÖ / ABD darbe girişiminin NATO’ya bağlı İncirlik üssünden yapıldığını yazmış. Darbe girişiminin NATO tarafından desteklendiğini sanırım sağır sultan bile duymuştur. Ben burada Başbakan’ın yapmış olduğu tespitinden çok yazmış olduğu makaleye önem veriyorum. Çünkü AKP içinde birçok partili darbe girişinin arkasında ABD’nin olduğunu bilmesine rağmen sürekli ABD’yi saklama gereği hissetmişlerdi. Bunlardan birisi de Numan Kurtulmuş’tu. Numan Bey her seferinde NATO’yu ve ABD’yi koruma gereği hissetmiştir. Şimdiki İçişleri Bakanı Süleyman Soylu ise o zaman ‘’darbe girişiminin arkasında ABD var ‘’derken Numan Kurtulmuş, CNN’de katıldığı bir programda darbe girişimin arkasında sadece Fethullah Gülen’in olduğunu fakat bu darbe girişimi ile ABD’nin bir bağının olmadığını söylemişti. Başbakan Binali Yıldırım ise sağa sola yalpalamadan darbe girişiminin NATO’nun İncirlik üssünden koordine edildiğini yazmış. Bu açıdan Başbakan Binali Yıldırım’ın yazmış olduğu bu makaleyi önemsedim.

Darbe girişiminin arkasında NATO’nun olduğunu tespit etmek ve yazmak elbette önemlidir. Ancak salt bu tespiti yazmak da çözüm değildir. Bu aşamada asıl yapılması gereken hamle, uluslararası kamuoyu önünde ve güçlü bir şekilde ABD’nin kınanmasıydı. ABD’ye karşı gerçek anlamda bir nota verilmesiydi. Aynı zamanda da NATO ile olan ilişkilerimizin askıya alınmasıydı. Eğer bu aşamada gerek Başbakan Binali Yıldırım, gerekse Cumhurbaşkanı Erdoğan ABD’ye ve NATO’ya karşı bu hamleleri yapmış olsaydılar 15 Temmuz darbe girişimine karşı en etkili mücadeleyi vermiş olurlardı. Ancak ne Başbakan Binali Yıldırım, ne de Cumhurbaşkanı Erdoğan böyle bir hamle yaptı. Yaptıkları ise darbe girişimine adı karışan FÖTÖ’cü askerlere ve sivillere karşı mücadele etmek oldu. Elbette bu örgüte yardım ve yataklık edenlere yapılan operasyonları önemsiyorum. Ancak halen daha bu darbe girişiminin siyasi ayağına girilememiş ise tam olarak bu örgüt ile mücadele edilmiş olunmaz.

Cumhurbaşkanı Erdoğan halen daha darbe girişiminin siyasi ayağına karşı ciddi anlamda adım atmaktan imtina ediyor. Bunun en önemli sebebi ise siyasi ayağın iktidar çoğunluğunu kaybettirmesi riskidir. Ancak öte yandan da bu siyasi ayak FETÖ’cüleri korumaya devam ediyor. Eğer AKP içinde ciddi anlamda FETÖ’cü varsa ki, ( ben öyle olduğunu düşünüyorum) bu ayak şu an görüşülmekte olan Başkanlık sistemine oy vermeyecektir. Dolayısıyla bu durumda bu siyasi ayağa karşı yapılması gereken mücadele ile bu siyasi ayağın oy vermemesi sonrasında yapılacak mücadele aynı anlama gelir. Meclis oylamasında başkanlık sisteminin kabul edilmemesi AKP’de zaten birçok taşın yerinden oynamasına neden olacak. Yok, eğer Cumhurbaşkanı’nın dediği gibi AKP içinde ciddi anlamda FETÖ’cü yoksa o zaman bu yapının siyasi ayağına girmekte de bir sakınca olmaz.

Şu an gördüğüm ise Erdoğan bu yapının siyasi ayağına Başkanlık sisteminden dolayı girmeyi düşünmediğidir. Ancak öte yandan da Başkanlık sistemi tam olarak garanti değildir. AKP’nin ve MHP’nin içinde birçok FETÖ’cü vekilin olduğu basında sık sık yazıldı. MHP’nin içinde ayrıyeten Başkanlık sistemine karşı olan vekillerin olduğu da sır değil. Bu durumda eğer Başkanlık sistemi Meclis’ten geçmez ise olan zamanında FETÖ’nün siyasi ayağına girilmemesi olacak. 09.12.2016

Paylaş

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bu site, istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanıyor. Yorum verilerinizin nasıl işlendiği hakkında daha fazla bilgi edinin.

Menu Title