BugünMakaleler

TERÖRÜ KİM BU DERECE AZDIRDI KARDEŞİM?

cropped-DB32A183F424-3.jpg

Cumhurbaşkanı Erdoğan geçenlerde bir eleştiri üzerine, şu an terörle mücadele ettiklerini ve ülke olarak zor bir süreçten geçtiklerini söylemişti. Evet, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın söylediği gibi ülkemiz zor bir dönemden geçiyor. Erdoğan’ın yapmış olduğu tespite ben de katılıyorum. Güvenlik güçleri bir taraftan PKK Terör Örgütü ile, diğer taraftan FETÖ ile ve Suriye’de de IŞİD ile mücadele ediyor. Elbette üç sahada mücadele etmek kolay değil. Hele hele 15 Temmuz FETÖ darbe girişiminden yaralı olarak çıkan TSK’nın ülkemiz içinde PKK ile Suriye’de de IŞİD ile zor şartlar altında mücadele ediyor. Bu durumu elbette görmezden gelemeyiz.

Güvenlik güçlerimizin zor şartlar altında terör örgütleri ile mücadele yaptığını biliyoruz. Ancak burada sorgulanması gereken başka bir konu var. O da bu terör örgütlerini ülkenin başına kimin musallat ettiğidir. Öyle ya, devletin terör örgütlerine karşı yapmakta olduğu mücadeleyi görürken, bu terör örgütlerinin nasıl palazlandığını görmemek olmaz değil mi? PKK Terör Örgütü ile yapılmakta olan mücadele ile başlayayım. Bu örgüt AKP’nin iktidara geldiği yıllarda güvenlik güçlerinin caydırıcı operasyonları karşısında bitme noktasına gelmişti. Bugünkü gibi şehirlere de inememişlerdi. Güvenlik güçlerinin sınır ötesi operasyonları ile de dağılma noktasına gelmişti. Ancak AKP’nin iktidara gelmesiyle birlikte terörle mücadele yerine, terörle müzakere başladı. Oslo’da İmralı’da görüşmeler başladı. Bu fırsatı iyi değerlendiren PKK Terör Örgütü de şehirlere indi. Şehirleri adeta cephaneliğe dönüştürdü. Tüm bu olup bitenler karşısında güvenlik güçlerinin de elleri kolları bağlandı. Operasyon yapamaz hale getirildiler. Zaten operasyon yapma yetkileri de ellerinden alınmıştı. Dolayısıyla ülkeyi yönetenler PKK Terör Örgütü’nün özyönetim ilan ettiği günlerde bile sessiz kaldılar. Anlayacağınız iş, birlikte Anayasa yapmaya kadar varmıştı. Nedense sonra birden bire uyanılalar ama iş işten çoktan geçmişti. Şehirler cephaneliklere dönmüştü. Hani biraz daha geç kalmış olsaydılar PKK Doğu ve Güney Doğu Anadolu Bölgelerinde kantonlar ilan etmeye başlayacaktı. İşte şimdi güvenlik güçlerimiz uzunca bir süredir başıboş bırakılan bölgelerde PKK’ya karşı mücadele veriyor. Şehirleri PKK Terör Örgütü’nden temizlemeye çalışıyorlar.

Peki, FETÖ’yü kim başımıza musallat etti? 15 Temmuz da darbe girişimi yapacak dereceye gelen FETÖ bu güce nasıl ulaştı? Güvenlik güçlerinin içine nasıl sızdı? Yargı kurumlarını nasıl ele geçirdiler? Devleti nasıl ele geçirdiler? Bu soruların da bir karşılığı olmalı değil mi? Evet, FETÖ eskiden beri devleti ele geçirmek için çok yoğun çaba gösterdi. Ancak FETÖ AKP’nin ilk iktidara geldiği yıllarda bu derece devletin kritik noktalarına sızamamıştı. TSK’ya sızanlar da Yüksek Askeri Şura Toplantıları ile ilişikleri kesiliyordu.
O dönemlerde yargıyı da ele geçirememişlerdi. 12 Eylül 2010 tarihinde yapılan referandum ile HSYK’nın yapısı değiştirildi. Üye sayısı artırıldı. Yeniden yapılandırılan HSYK olduğu gibi FETÖ’ye devredildi. AKP şimdi kendi elleri ile FETÖ’ye devrettikleri yargıyı geri almaya çalışıyor. Şimdi bunun adı da maalesef FETÖ ile mücadele oluyor. Yine aynı şekilde TSK’dan FETÖ’cüleri ayıklama işi de terörle mücadele oluyor. FETÖ ile mücadele edilmesine herhangi bir itirazım yok ama bu FETÖ’nün zamanında devleti ele geçirmesine yardım ve yataklık eden AKP’lilerin sütten çıkmış ak kaşık gibi olmalarına itirazım var. Bu iş ‘’ Rabbim de, milletim de bizi affetsin’’ denilecek kadar basit bir durum değil.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın yapmış olduğu hatalardan bir tanesi de, Suriye’nin topraklarının parçalanmasına neden olacak Büyük Ortadoğu Projesine Eş Başkan olmasıdır. ABD ile birlikte hareket eden batılı güçler de öteden beri Suriye ile Irak’ın parçalanmasını öngörüyorlardı. ABD birinci körfez savaşında bu amaç doğrultusunda Irak’ı talan etmişti. Hal böyleyken eski Başbakan Davutoğlu ile Cumhurbaşkanı Erdoğan Suriye’de namaz kılmaya yeltendiler. Suriye Devlet Başkanı Beşar Esat’ı iktidardan indirmek için El Nusra tipi radikal dinci terör örgütlerine destek verdiler. Suriye Ordusu ile savaşan bu teröristleri hastanelerimiz de tedavi ettirdiler. Suriye sınırımızın yolgeçen hanına dönmesine neden oldular. Kobani düşmesin diye Barzani’ye bağlı Peşmergeleri ülkemizin içinden Suriye’ye geçmelerini sağladılar. Peki, sonra ne oldu? Kobani düşmesin diye Suriye’ye geçmesine izin verdiğimiz peşmergeler, ülkemizde büyük misafirlik gösterdiğimiz Salim Müslim ile beraber Suriye’de kantonlar ilan ettiler. Şimdi güvenlik güçlerimiz PYD bu kantonları birleştiremesin diye El Bab’ta IŞİD’e karşı mücadele ediyor. Şimdi IŞİD’e karşı Suriye’de yapılmakta olan bu operasyonlara karşı değilim ama zamanında alınmayan tedbirler yüzünden güvenlik güçlerimizin bu operasyonlarda şehit düşmesi ağrıma gidiyor.

Sonuç olarak evet, şu anda PKK Terör Örgütü’ne karşı yapılmakta olan operasyonları destekliyorum. FETÖ’ye karşı yapılmakta olan operasyonları destekliyorum. Suriye sınırımızın güvenliği için IŞİD’e karşı yapılmakta olan operasyonları da destekliyorum. Ancak bu terör örgütlerine yapmış olduğu yardım ve yataklık yüzünden AKP iktidarının da artık halka hesap vermesini istiyorum.30.12.2016

Paylaş

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bu site, istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanıyor. Yorum verilerinizin nasıl işlendiği hakkında daha fazla bilgi edinin.

Menu Title