BugünMakaleler

GENİŞLETİLMİŞ ORTADOĞU VE KUZEY AFRİKA PROJESİ ( GOKAP ) 18

cropped-DB32A183F424-3.jpg

HABUR REZALETİ:

Tarih 19.10.2009. Açılım Süreci bütün hızıyla devam ederken PKK elebaşısı Abdullah Öcalan ABD’nin de desteği ile sözde barış elçileri sıfatı terörist bir gurubun Habur sınır kapısından içeri girmeleri çağrısında bulundu. Çünkü AKP iktidarı tarafından gelen sözde barış elçilerine dokunulmayacağı garantisi verilmişti. Ortam da müsaitti. Uzun bir süredir devam eden görüşmelerde de bir hayli mesafe alınmıştı. Ülkenin yurtsever aydınları da Ergenekon Davası adı altında Silivri zindanlarına atılmıştı. Artık her şey hazırdı. PKK’lı teröristler davul ve zurnalar eşliğinde Habur sınır kapısından içeri girmeleri bekleniyordu.

Beklenen gün geldi çattı. Kandil Dağından 8, Mahmur Kampından 26 terörist toplamda 34 terörist beklendiği gibi Habur Sınır kapısından giriş yaptılar. Bu giriş yetmedi, sözde bu barış elçilerine bir de çadır mahkemeleri kuruldu. 29 kişi savcılık tarafından geri kalan 5’i de Silopi Sulh Ceza Mahkemesi tarafından serbest bırakıldılar. Bu barış elçilerinin avukatlığını da CIA’nın TR 705 kod adlı çalışanı Sezgin Tanrıkulu yaptı. Bu suretle devlet ilk defa bir terörist gurubu kurmuş olduğu bir çadır mahkemesinde hal hatır sormak süretiyle serbest bırakmıştı. Kurulan seyyar mahkemede de bir ilk daha yaşandı. Sırf terörist gurupların tepkisini çekmemek için mahkemenin kurulduğu okulun gönderiden Türk Bayrağı, duvardan da Atatürk resmi indirildi. Devlet bayrağını ve Atasını terörist gruplardan bu denli koruyamaz hale gelmişti. Ancak 2.Cumhuriyetçilere göre ülke bağırsaklarını temizliyordu. Ülkede teröristlerin egemenliği altında barış havası esmeye başlamıştı. Ülke parçalanmanın ve dağılmanın eşine gelmişti ama kendini bilmez bu Atatürk düşmanlarına göre ise her şey yolundaydı.

Habur sınır kapısında PKK’lı teröristlere davullu zurnalı yapılan karşılama töreni Türk Milletinin tepkisine neden oldu. Daha önce ‘’İyi şeyler olacak’’ diyen dönemin Cumhurbaşkanı Gül geri adım atmak zorunda kalmıştı. Abdullah Gül, dağdan inen PKK’lılara ilişkin Habur sınır kapısında yaşananları şöyle yorumladı.

“Hoş olmayan görüntüler”. “Tasvip etmek mümkün değil. Bu tür işler karşısında ölçüsüz davranışlardan kaçınılmasını da burada açıkça tavsiye ediyorum”

Dönemin Cumhurbaşkanı Abdullah Gül PKK’lıların kafiyeler halinde ellerini kollarını sallayarak ülkeye giriş yapmalarından rahatsız olmamıştı ama düzenlenen gösterilerden rahatsız olmuştu. PKK’lıların bu gösterişli girişlerinden Türk Milleti rahatsız olmamış olsaydı Abdullah Gül’de rahatsız olmayacaktı. Ancak Gül Milletin gösterdiği tepkiye daha fazla duyarsız kalamadı. Bu yüzden göstermelik te olsa siyasi şova dönüşen bu rezaleti kınamak zorunda kaldı.

Habur rezaletine dönemin Başbakan’ı Erdoğan ise olmayan devlet adamlığı sorumluluğunu bir tarafa atarak PKK’lı teröristlere bir hoş geldiniz demediği kaldı.

“Habur Sınır Kapısı’nda yaşanan manzara karşısında umutlanmamak mümkün mü? Gerek dağdakilere gerek Mahmur kampında gerek Avrupa’da olanlara, hepsine ülkelerine dönmelerini tavsiye ediyorum”

Erdoğan, Habur’dan Türkiye’ye giren PKK’lıların serbest bırakılması konusunda ise şu değerlendirmeyi yaptı:

“Habur Sınır Kapısı’nda yaşanan manzara karşısında umutlanmamak mümkün mü? Bu bir umuttur. Türkiye’de bir şeyler oluyor, iyi, güzel şeyler oluyor. Umut verici gelişmeler oluyor… 34 kişi sınırı geçti yasalarımız çerçevesinde bırakıldı. Bunu son derece olumlu ve sevindirici bir gelişme olarak gördüğümü ifade etmek istiyorum. Bazı medya grupları bu sürecin İmralı’dan yönetildiği mahiyetinde ifadeler kullanıyorlar. Adama sorarlar, acaba 11-12 yıldır orada değil miydi? Niçin böyle bir adım atılmadı? Şu anda bu bir milli birlik, bir demokratik açılım sürecinin, bir kardeşlik projesinin gereği olarak atılmış bir adımdır… Gerek dağdakilere gerek Mahmur kampında olanlara gerek Avrupa’da olanlara, çağrımı yineliyorum; vakit yitirmeden ülkelerine dönmelerini tavsiye ediyorum.”

Habur sınır kapısında yaşanan bu rezalet karşısında DTP’liler bile Başbakan Erdoğan kadar ileri gidememişlerdi. Bir ülkenin Başbakanı yıllardır mücadele edilen PKK’lı teröristler hakkında böyle konuşursa DTP’lilerin PKK’yı göklere çıkarmasından daha doğal bir şey olabilir mi? ‘’İmam osurursa, cemaat sıçar’ ’diye bir atasözümüz vardır. Erdoğan’ın durumu da aynen buna benziyordu.30.07.2016

Paylaş

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bu site, istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanıyor. Yorum verilerinizin nasıl işlendiği hakkında daha fazla bilgi edinin.

Menu Title