MUTLAK BUTLAN YAZILARI 5 – ERDOĞAN RAKİBİNİ KENDİ BELİRLER. ŞİMDİ OLDUĞU GİBİ
Sosyal medya yazılarından da tanıdığımız eski AKP Gaziantep milletvekili Şamil Tayyar 21.07.2026 tarihinde X’te Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın siyasi rakibini kendisinin belirlediği ile ilgili bir paylaşımda bulundu. Şamil Tayyar yapmış olduğu paylaşımda Kemal Kılıçdaroğlu’nu açıkça rencide etti. Çünkü son Cumhurbaşkanlığı seçiminde AKP Genel Başkanı Erdoğan’ın siyasi rakibi Kılıçdaroğlu idi. Kılıçdaroğlu’nun bu derece aşağılanmasından rencide olmuş olacağına zerrece bir ihtimal vermiyorum. Çünkü Kılıçdaroğlu eskiden beri Erdoğan’ın kendisi ile ilgili hakaretlerini bile içine sindirebilmişti. Dolayısıyla bundan sonraki aşağılanmaları da hayli hayli içine sindirebilir. Şamil Tayyar bakın nasıl bir paylaşımda bulundu.
Katılın, katılmayın.
Beğenin, beğenmeyin.
Doğru bulun, bulmayın.
Şu anda “siyasi oyun” planı olan ve “gelecek projeksiyonu” çizen tek lider
@RTErdogan
gözüküyor.
Yöntemini tartışabilir, eksik veya fazla bulabilirsiniz, sonuç alacağını düşünebilir veya katılmayabilirsiniz.
Her hamlenin bir stratejisi, bir hedefi var.
Rakibine göre oyun kurmaz, kendi oyununu kabul ettirir.
Rakibini de kendi belirler.
Şimdi olduğu gibi.
Bir siyasi partinin genel başkanı için seçimi kazanamayacak bir partili olarak lanse edilmesi esasen en çok o partiliyi üzmesi gerekir, Öyle değil mi? Hele hele Mustafa Kemal Atatürk’ün kurmuş olduğu Cumhuriyet Halk Partisi’nin genel başkanı iseniz sizin seçim kazanma zorunluluğunuz vardır. Eğer sizde bir maharet yoksa partinin önünü açmak da size düşer. Yok eğer bir taraftan sürekli seçim kaybederken diğer taratan da partinin koltuğunda oturmaya devam ederseniz, o zaman sizin başka bir misyonunuz vardır demektir.
Kemal Kılıçdaroğlu için önemli olan nedir biliyor musunuz? Kılıçdaroğlu için önemli olan Cumhuriyet Halk Partisi’ni iktidara taşımak değil, küresel çevrelerin kendisine verilen görevi yerine getirmektir. Bu görev kimi zaman Büyük Ortadoğu Projesi’nin hayata geçmesi adına çaba sarf etmek, kimi zaman ulus devleti ortadan kaldırmak, kimi zamanda Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın iktidarını devam ettirmesini sağlamaktır. Küresel çevreler Kemal Kılıçdaroğlu’nu bu görevleri yerine getirmesi için seçtiler. Yok ya, dediğinizi duyar gibiyim. Komplo teorisi dediğinizi de duyar gibiyim. Esasen konuyu biraz araştırsanız bana hak verirsiniz.
Kemal Kılıçdaroğlu işte bu sebeplerden dolayı ve sürekli seçim kaybetmesine rağmen koltuğunda oturmaya devam etti. Esasen kendisini sol yelpazede gören bir partilinin iktidar partililerden bir farklılığı olmalıdır. Yoksa söylem ile eylem birliği yoksa Cumhuriyet Halk Partili olmanın ne anlamı olur? Sürekli seçim kaybeden bir partili istifa etmiyorsa Cumhuriyet Halk Partili olmasının ne anlamı vardır? Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı her şeyden evvel ahlaklı ve dürüst olmalıdır. Özverili ve eleştirilere kulak vermelidir. Kendisinden beklenen sağduyuya yanıt vermelidir. Kılıçdaroğlu’nda aranılan bu özelliklerin maalesef hiç birisi yok. Çünkü asıl görevi partililerin beklentilerini karşılamak değil küresel çevrelerin yüklediği misyonu yerine getirmektir.
Kemal Kılıçdaroğlu’nun Cumhuriyet Halk Partisi’nden daha önemli bir görevi olduğunu esasen birçok makalemde dile getirdim. Hatta bu konuyu ‘’ Hedef Ülke Türkiye ‘’ adlı kitabımda yazdım. Kendisi hakkında düzenlenen raporlara yer verdim. Dolayısıyla bu konuya daha fazla girmeyeceğim. Çünkü bu konuyu yeteri kadar irdelediğimi düşünüyorum.
Konuyu dağıtmadan devam edeyim. Kılıçdaroğlu’nun üstlendiği misyonunu anlamadan onun arkasından sürüklenip gidenlerin ruh hallerine değinmek istiyorum. Kılıçdaroğlu’nun gerçek misyonunu bilerek ve anlayarak onun arkasından gidenlere şu aşamada herhangi bir sözüm yok. Milletvekili, belediye başkanlığı, belediye meclis üyeliği adaylığı beklentisi olanları da geçiyorum. Çünkü bu aşamada onlara ne anlatsanız bir kulaklarından girer öbür kulaklarından çıkar. Çünkü siyasi bir beklentinin dini imanı maalesef yok.
Görünen tablo kılavuz istemez. Şu an Cumhuriyet Halk Partisinden istifa eden milletvekilleri, belediye başkanları ve belediye meclis üyeleri soluğu iktidar partisinde alıyorlarsa parti sorumluluğu ve ahlak diye bir kavram maalesef kalmamış demektir. Bugün halen Cumhuriyet Halk Partili olan milletvekilleri ve belediye başkanları yarından sonra da soluğu iktidar partisinde alabilirler. Çünkü siyasi ahlak yoksunu olan bir partiliden başka bir tavır bekleyemezsiniz. Esasen onlarda bir suç yok. Suç, onları o makama getirenlerdedir. Sonuçta ne ekerseniz onu biçersiniz.
Şamil Tayyar’ın sosyal medya paylaşımına geri döneyim. Şamil Tayyar yapmış olduğu paylaşımda Erdoğan’ın seçimi kaybedeceği hiçbir partiliye izin vermez demek istiyor. Daha açıkçası Erdoğan karşısındaki bir partilinin aday olmasına müsaade etmiş ise onu yenebileceğinden dolayı müsaade etmiştir demek istiyor. Buradan anlayacağımız en önemli konu Erdoğan’ın karşısında bugüne kadar kim aday olmuşsa hepsine de Erdoğan’ın müsaade etmiş olduğu anlaşılıyor. Yani şu bir zamanlar ekmek için Ekmeleddin İhsanoğlu, Muharrem İnce ve Kemal Kılıçdaroğlu Erdoğan’ın seçim kazanmasının önünde herhangi bir engel oluşturmadıklarından dolayı aday olmalarına müsaade edilmiş olduğu anlaşılıyor. Sizleri bilemem ama ben böyle anlıyorum.
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı daha düne kadar yenebilecek bir aday ortaya çıkmadığı için pek bir sorun olmamıştı. Peki, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı yenebilecek hiçbir aday yok mudur? Elbette vardır. Peki, kimdir bu aday? Diploması iptal edilen ve tutuklanan Ekrem İmamoğlu’dur elbette. İşte sorun da esasen buradaydı? Cumhurbaşkanı Erdoğan İlk defa bir seçimi kazanamayacağını anlayınca yani İmamoğlu’nu yenemeyeceğini anlayınca onun diplomasını iptal ettirdi ve tutuklattı. Yoksa Erdoğan İmamoğlu’nu da yenebileceğine kanaat getirmiş olsaydı İmamoğlu bugün hem İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı olarak görevini sürdürüyor, hem de Cumhurbaşkanı adayı olarak çalışıyor olurdu. Diploması da iptal edilmemiş olurdu. Dahası Cumhuriyet Halk Partisi’nin 38. Kurultay’ı için açılan davalar da reddedilirdi. Kemal Kılıçdaroğlu Mutlak Butlan olarak Cumhuriyet Halk Partisi’nin başına atanmazdı. Esasen Özgür Özel Cumhuriyet Halk Partisi’nin genel başkanı olarak görevine devam ediyor olurdu.
Şamil Tayyar yapmış olduğu sosyal medya paylaşımını biraz da ayrıntılı olarak yazsaydı bu durum daha net olarak anlaşılırdı. Yani Şamil Tayyar İmamoğlu’nun başına gelenleri seçim kazanma içgüdüsünden kaynaklandığını yazsaydı daha iyi olurdu. Ama yine de Şamil Tayyar’ın paylaşımından her şey net olarak anlaşılıyor. Adam söyleyeceğini zaten söylemiş. Daha ne desin? Yani ne olup bittiğini halen daha anlayamayan Cumhuriyet Halk Partililere ben şimdi ne diyeyim? İnsan da biraz anlama kabiliyeti olur.
Ekrem İmamoğlu’nu beğenmeyebilirsiniz. Siyaset yapma anlayışını sevmeyebilirsiniz. Onu siyasi yönden de olgun bulmayabilirsiniz ama ortada bir gerçek varsa o da bugünün şartlarında ister kabul edin ister etmeyin Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı yenebilecek tek aday Ekrem İmamoğlu’dur. Bugüne kadar girdiği hiçbir seçimi kazanamayan Kılıçdaroğlu’na tahammül edilebildiyse Ekrem İmamoğlu’na da hayli hayli tahammül edilebilirdi. Öyle değil mi? Esasen dört dörtlük bir aday bulamazsınız. Kendinize tam uygun bir aday bulamazsınız. Size uygun bir aday bir başka partiliye göre de uygun olmayabilir.
AKP’lilerin tamamının Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı desteklediklerini söyleyebilir misiniz? Erdoğan’ın siyaset yapma biçimini beğendiklerini söyleyebilir misiniz? Onlar da ortak noktalarda birleşiyorlar. Peki kardeşim, siz Özgür Özel’in genel başkanlığını neden kabul etmediniz? Yerel seçimleri Kemal Kılıçdaroğlu’mu kazandı? Bu derece Kemal Kılıçdaroğlu seviciliğinin anlamı nedir?
Kemal Kılıçdaroğlu’nun kendisi ile ilgili betimlemelerden rahatsız olmayacağını daha evvel dile getirmiştim. Dolayısıyla Erdoğan’ın kendisini rencide eden sözlerini de içine sindirmişti. Bu sözleri şimdi tekrar burada yazmaya gerek görmüyorum. Esasen sizler biliyorsunuz. Dolayısıyla Şamil Tayyar’ın sosyal medya paylaşımı Kılıçdaroğlu’nu rahatsız etmediği kesin de Kılıçdaroğlu sevicilerini neden rahatsız etmediğini anlamakta zorlanıyorum. Şamil Tayyar Kılıçdaroğlu Erdoğan’ı yenebilecek güçte olsaydı Cumhurbaşkanı adayı olamazdı diyor. Bu derece net ve açıkça söylüyor. Halen daha bu paylaşımdan hiçbir şey anlamayan Cumhuriyet Halk Partililere artık söyleyecek hiçbir sözüm yok.
Bugünün Cumhuriyet Halk Partili muhaliflere de söyleyecek birkaç sözüm var. Bu partililerin bir kısmı Cumhuriyet Halk Partisi’ni kuruluş ayarlarına döndürmek için mücadele ediyor. Diğer bir kısmı da bir genel başkanlık koltuğu hayal ediyor. Ancak anlamadıkları bir durum var. O da Kılıçdaroğlu’nun AKP’nin izni olmadan herhangi bir seçime gitmeyeceğidir. Çünkü Kılıçdaroğlu AKP tarafından esir alındı. Kılıçdaroğlu bundan böyle AKP ne isterse onu yapacak. Koltuktan kalk derlerse kalkacak, oturmaya devam et derlerse oturmaya devam edecek. Yani Kılıçdaroğlu Cumhuriyet Halk Partisi koltuğunda artık kendi inisiyatifi ile oturmuyor. Daha açıkçası Cumhuriyet halk Partisi koltuğu iktidar partisi tarafından rehin alınmış bir koltuktur. Anlayacağınız, koskoca Cumhuriyet Halk Partisi rehin alınmış bir siyasi parti haline geldi. Bu durumdan halen daha rahatsız olmuyorsanız kardeşim artık benim de söyleyecek başka bir sözüm yok. 17.08.2026

