Sosyal Medya Paylaşımları

MUTLAK BUTLAN YAZILARI 3 – İNSANLAR BAŞARISIZ BİR İRADENİN ARKASINDAN NEDEN GİDERLER?

Bugünlerde yanıtlanması gereken en önemli sorulardan bir tanesi insanların başarısız bir iradenin arkasından neden gittikleridir. Bu sorunun birçok yanıtı vardır. Esasen her insanoğlunda biraz akıl noksanlığı vardır. Bu durum normaldir. Ancak akıl noksanlığı fazla ise bir doktora görünmekte son derece fayda vardır. Çünkü akıl noksanlığ fazla olan bir insan çabuk kandırılabileceği için insanlar tarafından suistimal edilebilir.

Şimdi durduk yerde bu konuya neden değindiğimi merak ediyor olmalısınız. Sizi daha fazla merakta bırakmadan açıklayayım. Dünyanın hangi ülkesinde olursa olsun sürekli seçim kaybeden bir lideri koltukta oturtmazlar. Ülkemizde ise delegeler seçim kaybeden bir iradeye oy vermeye devam ediyorlar ise bu delegelerde akıl noksanlığı vardır diyebiliriz. Nitekim Cumhuriyet Halk Partisi’nde 38. kurultaya kadar Kemal Kılıçdaroğlu’na sürekli oy veren kurultay delegelerinin akıl noksanlığı hayli hayli fazlaydı. Sonuçta Ekrem İmamoğlu Kemal Kılıçdaroğlu’nun Cumhurbaşkanlığı ve genel seçimi kaybedince bu böyle gitmez dedi ve ortaya bir değişim iradesi koydu. Şurası bir gerçek ki, Ekrem İmamoğlu olmasaydı Kemal Kılıçdaroğlu halen daha normal bir şekilde Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanlığı koltuğunda oturuyor olurdu.

Ekrem İmamoğlu’nun adayı Özgür Özel 38. Kurultay da genel başkan seçilince bir kırılma meydana geldi. Çünkü Ekrem İmamoğlu’nun başını çektiği yeni değişim hareketi yapılan ilk yerel seçimde bir zafer kazanınca 38. kurultay ilk meyvesini vermiş oldu. Bu durum Kılıçdaroğlu cephesinde ise hüsrana yol açtı. Çünkü onlar partinin yerel seçimden yenilgi ile çıkmasını bekliyorlardı. Böylelikle olağanüstü bir kurultay ile tekrar partinin başına gelmeyi umuyorlardı. Bu sebeple hüsrana uğradılar.

Yerel seçimlerde hüsrana uğrayan salt Kılıçdaroğlu ve taraftarları da değildi. İktidar partisi de bu seçimde hüsrana uğradı. İlk defa bir seçimden ikinci parti olarak çıktılar. Dolayısıyla Özgür Özel’in genel başkanlığındaki Cumhuriyet Halk Partisi’nin seçim kazanmasına üzülen Kılıçdaroğlu cephesi ile beraber iktidar partisi de oldu.

Geldiğimiz süreçte yaşananları esasen biliyorsunuz. İktidar partisi seçim yenilgisinin intikamını hemen hemen her gün Cumhuriyet Halk Partili belediyelere operasyon düzenleyerek aldı ve halen almaya devam ediyor. Diğer taraftan Bölge Adliye Mahkemesi Kılıçdaroğlu’nu Mutlak Butlan olarak Cumhuriyet Halk Partisi’nin başına oturmasını sağladı. Bu durum Cumhuriyet Halk Partisi’nin tarihinde bir ilk oluyordu. Dolayısıyla iktidar partisi Cumhuriyet Halk partili belediyelere operasyonlar düzenlerken Mutlak Butlan yönetimi de il başkanlarını görevden almaya, milletvekillerini disipline vermeye başladı. Yani Cumhuriyet Halk Partisi’ne bir taraftan iktidar partisi, diğer taraftan da Mutlak Butlan darbe vurdu ve vurmaya da devam ediyorlar.

Geldiğimiz nokta da bütün yaşananlara rağmen halen daha bazı partililerin Kılıçdaroğlu’nun arkasından gittiklerini görüyorum. Bu partililer parti değiştirmek zorunda değiller. Ancak bugüne değin herhangi bir başarısı olmayan en son nokta da partinin başına Mutlak Butlan olarak da oturmaktan çekinmeyen bir partilinin arkasından gitmeleri akıl karı bir iş değil.

Gelin hep beraber Kılıçdaroğlu’ndan halen daha bir medet uman partililerin ruh hallerini bir inceleyelim. Partililerin başarısız bir genel başkanın arkasından gitmelerinin birinci sebebi psikolojik ve sosyal nedenlerdir. Yani bu partililer Özgür Özel’in genel başkanlığında kazanılan bir yerel seçimden memnun olmuş olsaydılar bugün Kılıçdaroğlu’na biat etmeye devam etmezlerdi. Kim ne derse desin bu olgu bir gerçektir. Yani Cumhuriyet Halk Partisi’nde iktidar partisinde olduğu gibi biat kültürü olamaz, olmamalıdır. Eğer Cumhuriyet Halk Partisi’nde de biat kültürü olacaksa o zaman bu partinin AKP’den bir farkı olmaz. Öyle değil mi? Ancak şunu da söyleyeyim, biat kültürü konusunda hiç kimse AKP’li partililerin eline su dökemez.

Cumhuriyet Halk partililerin Kılıçdaroğlu’nun arkasından gitmelerinin bir başka nedeni de değişim korkusudur. Bu partililer mevcut düzene uyum sağladıkları için değişimden rahatsız olurlar. Değişim onlara göre her ne kadar cazip görünse de sonuçta iradeleri hep durağandır. Dolayısıyla mevcut yapının değişmesini istemezler. Parti seçim kazanmasa bile türlü çeşitli bahanelerle kaybedilen seçimde bağlı oldukları iradeyi eleştirmezler. Cumhuriyet Halk Partisi’nde de maalesef böyle bir alışkanlık var. Partililer önyargılarını aşamıyorlar. Parti seçim kazanıyorsa söyleyecek bir bahanem yok ama parti hiç seçimi kazanamıyorsa kardeşim öyle suskun suskun oturmanın da bir faydası yok. Esasen seçim kaybeden bir genel başkan partinin önünü açmak için kendiliğinden istifa etmelidir. Öyle değil mi?

Partililerin Kılıçdaroğlu’na biat etmelerinin bir başka nedeni de mevcut yapı ile aşina olmuş olmalarıdır. Kılıçdaroğlu’na yakın bu partililer bir gün Kılıçdaroğlu’nun seçim kazanacağına inanıyorlar. Peki, ne zaman? Belli değil. Kılıçdaroğlu’nun ne zaman seçim kazanacağını bilmiyorlar ama bir gün mutlaka seçimi kazanacağına inanıyorlar. Hele hele şimdi mutlak butlan olarak iktidar partisinin yörüngesine girdikten sonra seçim kazanmaları hayalden başka bir şey değil. Yarından sonra seçim zamanı geldiği zaman iktidar partisinin yanlışlarını bile dile getiremeyecekler. Esasen bugün iktidar partisinin televizyonlarında konuşabiliyorlar. Peki, yarın da yine iktidar partisinin televizyonlarında mı seçim propagandası yapacaklar? Eğer öyle ise yandaş televizyon kanalları Kılıçdaroğlu’na AKP’yi eleştirmesine müsaade edecekler mi? Böyle bir olasılık var mı? Bu saatten sonra Kılıçdaroğlu’nda iktidarı eleştirebilecek bir irade var mı? Seçim kampanya döneminde iktidarı eleştirilemeyecek ise muhalefet partisi olunabilir mi?

Kılıçdaroğlu’ndan halen daha medet uman partililerin bir başka nedenleri ise lidere bağımlılık duygusudur. Kılıçdaroğlu’na bağımlılık duyan bir partili asla bir başka lidere bağımlılık duymaz. Yani bu durum Kılıçdaroğlu’nu kendinden görmektir. Kendi insanı gibi. Kendi soyundan geliyor gibi. Gibi, gibi.

Maalesef toplumda tarikat, cemaat gibi yapılanmalar da var. Bu yapılanmalar en çok AKP iktidarına yakındırlar ancak Cumhuriyet Halk Partisi’nin içinde de bu tür yapılanmalar maalesef vardır. Bu tür yapılanmalara mensup partilileri bilinçlendirmek ise oldukça zordur. Onlar liderleri başarılı olsa da olmasa da bildiklerinden şaşmazlar. Kılıçdaroğlu’ndan vazgeçmeyen partililerin birçoğu da bu sebeple ona yakındırlar.

Çağdaş bir toplumun önyargısı olamaz. Değişen yaşam koşulları neyi gerektiriyorsa ona uyum sağlamak gerekir. Değişime ayak uyduramazsanız yok olur gidersiniz. Osmanlı bilim ve teknolojiye ayak uyduramadığı için çöktü. İktidar partisi geleceği öngöremiyorsa bu açığı muhalefet partisi gidermelidir. Ancak muhalefet partisi de geleceği öngöremiyorsa ülkenin geleceği yoktur demektir. Bu sebeple Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanının toplum nezdinde karşılığı olmalıdır. Topluma umut olmalıdır. İktidarı, iktidar partisinden alarak ülkenin önünü açmalıdır. Bu sebeple Cumhuriyet Halk Partililer partinin önünü tıkayan başarısız bir genel başkanın arkasından sürüklenip gitmemelidirler. 30.07.2026

Paylaş

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.

Menu Title