BugünMakaleler

HELALLEŞME YOLCULUĞUNUN ARKA PLANI

Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu yayınladığı bir video kaydı ile helalleşme yolculuğuna çıkacağını açıkladı. Kılıçdaroğlu daha sonra TBMM’nin grup toplantısında yaptığı bir konuşma ile kamuoyunda ses getiren açıklamasına şu maddeler ile açıklık getirdi.

  1. “28 Şubatçıların açtığı yaraları kapatıp helalleşeceğiz. İkna odalarına sokulan başı kapalı kızlarımızla helalleşeceğiz”
  2. “Roboski ile helalleşeceğiz. Hukuk başka helalleşme başka. İnsanlara devlet tazminat ödeyecek ama bir taraftan da helalleşeceğiz.”
  3. “Sivas, Kahramanmaraş mağdurlarıyla helalleşeceğiz.”
  4. “Diyarbakır hapishanesi mahkûmlarıyla helalleşeceğiz.”
  5. “Mahalleleri gasp edilip sürülen romanlarla helalleşeceğiz.”
  6. “Varlık vergileri altında inim inim inleyen azınlıklar, 6-7 Eylül olaylarının mağdurlarıyla helalleşeceğiz.”
  7. “Mahkemelerle süründürülen askerlerimiz ve aileleri ile helalleşeceğiz.”
  8. “Bugün Londra’ya göç etmiş en parlak beyinlerimiz ile helalleşeceğiz.”
  9. “Ali İsmail Korkmaz’ın ailesi ile Soma ile helalleşeceğiz.”
  10. “Darbeciler tarafından bir sağdan bir soldan gencecik çocuklarımız asıldı bu ülkede o insanlarımızla helalleşeceğiz.”
  11. “9 yaşındaki Oğuz Arda Sel’i kaybeden ve mahkemelerde süründürülen Mısra Öz ile helalleşeceğiz”“Ahmet Kaya ile helalleşeceğiz. Helalleşeceğiz dostlarım. Yakın gelecekte bir gün çocuklarımız geçmişe baktıklarında ‘Neler olmuş ama önümüze bakmayı bilmişiz, helal olsun onlara’ diyecekler.”
  12. “Ahmet Kaya ile helalleşeceğiz. Helalleşeceğiz dostlarım. Yakın gelecekte bir gün çocuklarımız geçmişe baktıklarında ‘Neler olmuş ama önümüze bakmayı bilmişiz, helal olsun onlara’ diyecekler.”

Kemal Kılıçdaroğlu’nun helalleşme açılımına baktığımız zaman ilk sorgulanması gereken konu, bu helalleşme ile Kılıçdaroğlu’nun hangi adımları atmak istediğidir. Daha da doğrusu Kemal Kılıçdaroğlu olası veya zamanında yapılacak bir seçimde Cumhurbaşkanı adayı olurda seçilirse yetkileri çerçevesinde ne yapmak istediğidir. Çünkü Kılıçdaroğlu öyle durduk yerde gündem belirleme veya seçimlere yönelik boş sözler sarf etmiyor. Kılıçdaroğlu Cumhurbaşkanı adayı olur da seçimi kazanırsa, bu helalleşme adımı ile yapacakları hakkında ipucu veriyor. Kılıçdaroğlu’nun verdiği ipuçları açıklamaların 1. 4.6.ve 10. maddelerinde gizlidir.

Öncelikle bir tespit yapayım. Kılıçdaroğlu’nun helalleşme yolculuğunda yapmış olduğu açıklamalar aslında bu helalleşme yolculuğunun arka planıdır. Önemli olan helalleşme yolculuğunun arka planını anlayabilmektir.Bunun içim Büyük Ortadoğu Projesi’ni ve Kemal Kılıçdaroğlu’nun bu proje kapsamında yüklendiği görevi bilmek gerekir. Yoksa Kılıçdaroğlu’nun Cumhuriyet Halk Partisi’nin geçmişi ile de helalleşmek istemesini anlayamayız.

Ülkemizde öteden beri iktidara gelmesi muhtemel siyasi partiler her seçim öncesi uluslararası çevrelere bir takım vaatlerde bulunurlar. Çünkü uluslararası çevreler süreç içinde mevcut hükümetten istediklerini alamamışlar ise veya aldıkları yetersiz kalmış ise mevcut hükümeti değiştirmek isterler. Tarihin akışına baktığınızda bu işleyişin hep böyle olduğunu görürüz. Yakın geçmişte Süleyman Demirel hükümetinden alamadıklarını Bülent Ecevit hükümetinden almaya çalışmışlardır. Bülent Ecevit hükümetinden alamadıklarını da Süleyman Demirel hükümetinden almaya çalışmışlardır. Sonraki dönemlerde de aynı nakarat devam etmiştir. Turgut Özal, Mesut Yılmaz, Tansu Çiller, Abdullah Gül ve Tayyip Erdoğan aynı süreçten geçmişlerdir. Hemen hemen hepsi küresel çevrelerin destekleri ile iktidara geldiklerinden dolayı iktidarları süresince bu çevrelerin beklentilerini karşılamaya çalışmışlardır.

Örneğin Bülent Ecevit’in son iktidar dönemini ele alalım. ABD Bülent Ecevit’in koalisyon iktidarından Irak’ın işgalini ülkemiz üzerinden geçerek yapmak istemişti. Ancak Bülent Ecevit bu isteği geri çevirince apar topar hasta edildi. DSP parçalandı. Devlet Bahçeli erken seçim istedi. Sonuçta DSP, MHP ve ANAP iktidarı küresel bir darbe ile yıkıldı ve ülke erken seçime gitti. Sonuçta AKP iktidara geldi.

Küresel güçlere istedikleri verilmez ise bu güçler eninde sonunda iktidarları düşürürler. Bu süreç ülkemizde hep böyle işlemiştir. Küresel güçlere hangi iktidar daha çok verirse o iktidarın ömrü daha uzun olur. Buradan yola çıkarak küresel güçlere en çok verenin sağ iktidarlar olduğunu söyleyebiliriz. Çünkü ülke tarihine hep sağ partiler egemen olmuşlardır. Küresel güçler tarihin bu akışı içinde sağ iktidarları da yine kendileri düşürmüşlerdir. ABD’ye sıkı sıkıya bağlı olan onun her istediğini yerine getiren Adnan Menderes bile son dönemlerinde ABD ile ters düştü.

Küresel güçler başta ABD ve İngiltere olmak üzere erken veya zamanında yapılan seçimlerde elbette oy kullanmıyorlar. Böyle bir olasılık yok. Oyu Türk halkı kullanıyor. Ancak halkı basın ve medya yoluyla etkiliyorlar. Ülkeyi ekonomik kaosa sürüklüyorlar. Paranın değerini düşürmek süratiyle alım gücünü düşürüyorlar. Bunların yanına siyasi kaosları da ekleyebilirsiniz. Eskiden kullandıkları en etkili yöntem yokluk olurdu. Şimdilerde daha farklı yöntemler uyguluyorlar. Sonuçta oy kullanmıyorlar ama halkı can damarlarından vuruyorlar. Bunları yaparken diğer taraftan da destekledikleri siyasi partileri parlatıyorlar. Aydın Doğan geçmiş dönemde iktidarları yıkan ve yeni iktidarların önünü açan bir kişilikti. Ancak günümüzde yöntem ve tarzlar değişti.

AKP’de ABD’nin süzgecinden geçti. ’Hedef Ülke Türkiye’’ adlı kitabımda ayrıntılı olarak AKP’nin iktidara geliş sürecini yazdım. İktidarda iken ABD’nin çıkarları adına nasıl hizmet ettiğini yazdım. AKP Genel Başkanı Erdoğan Başbakan olmadan evvel ABD’yi ziyaret etti. ABD nezdinde itibar gördü. Çünkü Bülent Ecevit iktidarı Irak’ın işgalinin ülkemiz üzerinden gerçekleşmesini istemiyordu. ABD sırf bu sebeple Bülent Ecevit’in kalemini kırdı. DSP’yi içeriden parçaladı. Bir taraftan İsmail Cem, Hüsamettin Özkan diğer taraftan da Kemal Derviş DSP’nin parçalanmasında büyük rol aldılar. Devlet Bahçeli’ye düşen görev ise ülkeyi erken seçime götürmekti. Devlet Bahçeli bu görevi tam ve eksiksiz olarak yerine getirdi. MHP yapılan seçimlerde DSP gibi baraj altında kaldı ama Devlet Bahçeli kendisine verilen görevi eksiksiz yerine getirdi.

Bugünün Cumhurbaşkanı ve dönemin Başbakanı Erdoğan iktidara geldiği ilk yıllarda ve daha sonraki dönemlerde ABD’ye bağlılığını göstermek için birçok hamle yaptı. Irak Tezkeresini TBMM’de kabul ettiremedi ancak sonraki dönemlerde ABD’ye karşı üstlendiği görevleri eksiksiz olarak yerine getirdi. Bu dönemler ABD ile AKP’nin balayı dönemleriydi. ABD her istediğini AKP’ye yaptırıyordu. Böylelikle Türkiye Cumhuriyeti ABD’nin Ortadoğu politikalarının bir uygulayıcısı haline getiriliyordu. Büyük Ortadoğu Projesi’nin eş Başkanlığı görevi verilmesinin bir sebebi de sırf bu yüzdendir. ABD’nin Irak’ı ve Suriye’yi şekillendirebilmesi daha da açıkçası bu ülkeleri sömürebilmesi için ülkemize ihtiyacı vardı. AKP iktidarı da Büyük Ortadoğu Projesi’nin başarıya ulaşabilmesi adına elinden geleni yaptı. Çünkü iktidarda kalabilmenin tek yolu ABD’nin çıkarları adına hizmet etmektir. Çünkü hizadan çıkanı indirirler. Maalesef sistem böyle işliyor. Var olan bir gerçek, küresel güçlerin desteği ile iktidara gelirseniz iktidarınız boyunca ülkenizin çıkarları yerine bu güçlerin çıkarları adına hizmet edersiniz.  AKP bu görevi Suriye politikasında ayrı düşene kadar eksiksiz yerine getirdi.

Bir siyasi partinin iktidar ömrü bir gün biter ancak ABD’nin çıkarları hiç bitmez. Elinizi verdiğiniz zaman kolunuzu kaptırırsınız. İktidara gelirken ya kendi hür iradenizle seçileceksiniz ve halkınıza hizmet edeceksiniz, ya da küresel güçlerin desteği ile seçilip siyasi ömrünüz boyunca ABD’ye hizmet edeceksiniz. Kendi hür iradeniz ile iktidara gelirseniz siyasi ömrünüz kısa olur ama en azından kendi halkınıza hizmet etmiş olursunuz. Küresel güçlere ülkenizi kullandırmamış olursunuz. Bülent Ecevit son dönemde iktidarda kalabilmiş olsaydı hiç kuşkusuz ülkemiz adına büyük bir kazanç olurdu. Ancak olmadı. ABD her zaman olduğu gibi kendi çıkarları adına DSP, ANAP, MHP koalisyon hükümetini bitirdi. Bülent Ecevit’i yattığı hastane de bile bir an evvel vefat etmesi için uğraştı. Rahşan Ecevit eğer Bülent Ecevit’i zamanında hastaneden çıkarmamış olsaydı Bülent Ecevit belki de hastane de vefat edecekti. Bu kadar acımasız ve zalimdirler.

Geldiğimiz durum itibarıyla Büyük Ortadoğu Projesi halen devam ediyor ancak AKP yüzünden sekteye uğramış durumdadır. Çünkü Büyük Ortadoğu Projesi kapsamında Suriye’nin parçalanması ve burada da Irak’ta olduğu gibi özerk bölgelerin oluşması süratiyle yeni bir devletçiğin oluşması hedeflenmektedir. Böylelikle Suriye’nin zengin enerji kaynaklarına ve petrollerine el konabilecektir. Sonrasında kurulan devletçik vasıtasıyla İsrail’in güvenliği sağlanacaktır. Dahası sıranın İran ve ülkemize gelebilmesi için bir an evvel Suriye’de özerk bölgelerin oluşması gerekmektedir. Çünkü bu projenin kapsamında Irak, Suriye, İran ve ülkemiz vardır. AKP iktidarı ise Suriye’de bir Sünni devletçik kurmak istiyor. Bu devletçik vasıtasıyla Irak ve Suriye’de söz sahibi olmak istiyor. Bu sebeple ABD ile AKP yol ayrımına girdi. ABD’ye göre AKP işte bu sebeple hizadan çıktı. ABD bu sebeple iktidarı değiştirmek istiyor. Olası veya zamanında yapılacak Cumhurbaşkanlığı seçimini ve genel seçimleri kimin kazanacağı bu sebeple önemlidir. Muhalefetin Cumhurbaşkanı adayı da bu sebeple önemlidir. Yeni seçilecek Cumhurbaşkanı yine ABD’ye hizmet etmek için mi, yoksa ülkenin çıkarları adına hizmet etmek için mi seçilecek? Helalleşme Yolculuğu ’da bu kapsamdadır.

Muhalefetin Cumhurbaşkanı adayları arasında uzunca bir süredir Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş ile İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun adı geçti. Ancak Kemal Kılıçdaroğlu sürekli her iki adayın Cumhurbaşkanı Adayı olmasını istemedi. Özellikle Ekrem İmamoğlu’nu kazanma şansının yüksek olmasına rağmen istemedi. Öne sürdüğü gerekçe ise bu iki başkanın aday olması durumunda belediye başkanlıkların AKP’ye geçme durumudur. Bu tespit doğrudur. Çünkü Ankara ve İstanbul Büyükşehir Belediye Meclislerinin çoğunluğu Cumhur ittifakındadır. Bu sebeple her iki belediye başkanından birisi Cumhurbaşkanı adayı olursa belediye başkanlıkları meclis içinde yapılacak seçimle AKP’ye geçecek. Ancak öte yandan da Cumhurbaşkanlığı kazanılarak AKP iktidarına son verilecek. Sizce hangisi daha önemlidir?

Ekrem İmamoğlu gibi her kesimden oy alabilecek bir aday varken başka arayışlara yönelmenin arkasında başka planlar var. Yeri gelmişken konunun daha iyi anlaşılabilmesi için bir tespit daha yapayım. Ekrem İmamoğlu aday olurda seçimi kazanırsa Kılıçdaroğlu Cumhurbaşkanlığını seçimini kazanmış sayılmıyor. Kemal Kılıçdaroğlu bu durumda salt Erdoğan’ı seçtirmemiş oluyor. Kemal Kılıçdaroğlu’nun Cumhurbaşkanlığı seçimini kazanması için laik cumhuriyeti yıkmayı görev edinen ve bu çizgisini hiç saklamayan Abdullah Gül veya kendisinin Cumhurbaşkanı seçilmesidir. Çünkü Kılıçdaroğlu’na göre bu dönem Cumhurbaşkanı olacak kişi ABD’nin çıkarları adına hizmet edecek birisi olması gerekiyor. Çünkü ABD düğmeye basmış ve kendine hizmet edecek yeni bir Cumhurbaşkanı istemektedir. Bu sebeple seçilecek Cumhurbaşkanı sıradan bir Cumhurbaşkanı yerine ABD’nin çıkarlarına hizmet edecek bir Cumhurbaşkanı olmalıdır.

Hatırlarsanız Haber Türk Gazetesi yazarı Sevilay Yılman bir televizyon kanalında şu açıklamaları yapmıştı.

“Tuncay Özkan bir gazeteci arkadaşıma ‘CHP’de gizli bir karar merkezi var. Bu karar merkezi CHP’nin dışında bir oluşum. Biz de kim olduklarını bilmiyoruz. Kemal Bey orada alınan kararları MYK’ya getiriyor demiş’’

Tuncay Özkan bu ifadeleri reddetmesi üzerine Halk TV eski Genel Müdürü Şaban Sevinç canlı yayına bağlanarak Tuncay Özkan ‘la 27 Haziran günü saat 10.00’da CHP Genel Merkezi’ndeki odasında görüştüklerini ve Tuncay Özkan’ın kendisine söyledikleri şu şekilde açıklamıştı.

“CHP’de gizli bir karar merkezi var. Ben de onun ne olduğunu daha çözemedim. Bazı önemli kararlar orada alınıyor ve Genel Başkan tarafından MYK’ya getiriliyor”

Ateş olmayan yerden duman çıkmaz diye bir atasözümüz vardır. Kemal Kılıçdaroğlu’nun ABD Büyükelçileri ile sık sık görüştüğünü sanırım söylememe gerek yok. Peki, Kılıçdaroğlu ABD Büyükelçileri ile basına açıklanan konuların dışında hangi konuları görüşüyor?  Tekrar geriye dönelim. ABD, DSP- ANAP -MHP iktidarını yıkmak için düğmeye bastığında arka planda kimler ile görüşüyordu? ABD Büyükelçileri ABD Başkanına kimi öneriyorlardı? AKP’yi kuranlar ABD’ye hangi güvenceleri veriyorlardı? Bugün geldiğimiz nokta da değişen bir durum var mıdır? Kemal Kılıçdaroğlu ABD Büyükelçileri ile hangi konuları görüşüyor? Kemal Kılıçdaroğlu’nun görüştüğü konuların helalleşme yolculuğu ile hangi bağı vardır?

ABD ne istiyor? ABD, Büyük Ortadoğu Projesi veya güncellenmiş adıyla Genişletilmiş Ortadoğu ve Kuzey Afrika Projesi kapsamında AKP hükümetini bitirirken yerine gelecek iktidardan ne istiyor? Bu konuyu biraz açayım. ABD, AKP’nin yerine gelecek olan iktidardan ve Cumhurbaşkanından Açılım Sürecini yeniden hayata geçirmesini istiyor. Büyük Ortadoğu Projesi’nin devamı için her istediğini eksiksiz yerine getirecek bir Cumhurbaşkanı istiyor. Yani AKP’nin iktidara geldiği ilk yıllarda üstendiği görevi aynen yerine getirecek bir Cumhurbaşkanı istiyor. Peki, ABD’nin isteklerini kim yerine getirebilir?  Abdullah Gül bu konuda biçilmiş kaftandır ancak bugünün şartlarında pek favori olarak görünmüyor. Bu sebeple Kemal Kılıçdaroğlu bu göreve soyunmuş durumdadır. Seçilip seçilemeyeceği ayrı bir konudur ancak görünen odur ki, Kemal Kılıçdaroğlu ABD’nin olası Cumhurbaşkanı adaylarından birisidir. Kemal Kılıçdaroğlu’nu Cumhuriyet Halk Partisi’nin Genel Başkanlığı’nda tutan irade de ABD’dir. Kemal Kılıçdaroğlu’nun Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanlığı’na nasıl geldiğini ‘’ Hedef Ülke Türkiye ‘’ adlı kitabımda detaylı olarak yazdım.

Kemal Kılıçdaroğlu’nun Helalleşme Yolculuğunu geçmişte üstlendiği siyasi misyonu bilmeden anlayamazsınız. Kılıçdaroğlu’nun helalleşme açılımın arkasında Erdoğan’ın dondurduğu Açılım Süreci var. Helalleşme adımının arkasında Büyük Ortadoğu Projesi var. Hatırlarsanız Açılım süreci TBMM’de kabul edilirken Cumhuriyet Halk Partisi oylamaya katılmayarak destek vermişti. ‘’Hedef Ülke Türkiye’’ adlı kitabımda dönemin milletvekillerinin Açılım Sürecine verdikleri oyları isim isim yazdım. O günden bugüne çok şey değişti, ancak değişmeyen bir şey var ki o da, Büyük Ortadoğu Projesi’nin kaldığı yerden devam ettiğidir. Bu sebeple olası erken veya zamanında yapılacak Cumhurbaşkanlığı ve Milletvekilliği Genel Seçimi önemlidir.

Olası erken veya zamanında yapılacak seçim ile ya ABD’nin çıkarlarına hizmet edecek yeni bir Cumhurbaşkanı seçilecek, ya da ABD ile gemileri yakmış mevcut Cumhurbaşkanı Erdoğan tekrar seçilecek. Bir ihtimal daha var. O da, ülkenin çıkarları adına hizmet edecek yeni bir Cumhurbaşkanı seçilecek. 22.11.2021

Paylaş

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bu site, istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanıyor. Yorum verilerinizin nasıl işlendiği hakkında daha fazla bilgi edinin.

Menu Title