Sosyal Medya Paylaşımları

YENİ PARTİ YAZILARI 1 – BEN YÜRÜYEMİYORUM ARKADAŞLAR

Cumhuriyet Halk Partisi’nin genel başkanlık koltuğuna eski bir genel başkanın Mutlak Butlan olarak oturması tarihine bir ilkti. Bu sebeple aklı başında olan her bir partili hu duruma isyan eder. Tabi bu arada ‘’ Asıl olan CHP’dir’’ diyenler de oldu. Yani bu görüşü savunan arkadaşlara göre Cumhuriyet Halk Partisi’nin genel başkanlığı koltuğuna Cumhuriyet Halk Partili olmayan bir vatandaşın gerek Mutlak Butlan gerekse devletin bir görevlisi kayyum olarak atanmış olsa yine ‘’Asıl olan CHP’’ olacaktı. Yani sonuçta bu arkadaşlara göre Cumhuriyet Halk Partisi’ni kim ele geçirirse geçirsin sonuçta CHP’den geri bir şey kalmamışsa bile ‘’ asıl olan yine CHP’’ oluyor. Tabi ki asıl olan CHP ama CHP iktidarın yörüngesine girmişse ‘’Asıl olan millet’’ olur.

Bülent Ecevit zamanında Cumhuriyet Halk Partisi’nin genel başkanıydı ancak o zamanın şartlarında Cumhuriyet Halk Partisi ile iktidara yürümenin mümkün olmadığını görerek Demokratik Sol Parti’yi kurdu. Bu partiyi iktidara taşıyarak haklılığını da ispatladı. Yani illaki Cumhuriyet Halk Partisi diye diretmenin bir lüzumu yok. Partiyi mevcut kadro ile iktidara taşıyamıyorsanız yeni bir yol açmak kaçınılmaz olur. Cumhuriyet Halk Partisi her ne kadar Mustafa Kemal Atatürk tarafından kurulmuşsa da sonuçta parti iktidarın yörüngesine girmişse yeni bir yol açmak kaçınılmaz olur. Zaten Atatürk yaşasaydı belki demokrasi ile çelişirdi ama partiye zarar verenleri kapıdan içeriye sokmazdı.

Yeni Parti, Cumhuriyet Halk Partisi’nin başına eski genel başkanın Mutlak Butlan olarak atanmasıyla kuruldu. Bu partinin kurulması Cumhuriyet Halk Partisi’nin iktidar partisince ele geçirilmesiyle birlikte bir zorunluluktu. Yeni Parti aynı zamanda ideolojisi olmayan bir parti olarak kuruldu. İdeolojisi olmayan bir partiyi eleştirebiliriz ancak diğer yandan da Cumhuriyet Halk Partili olmayan ve sandığa gitmeyen seçmenleri de kapsama olasılığı olması kayda değer bir gelişmedir. Bu süreçte böyle bir çıkar yol da olabilir. Çünkü sandığa gitmeyen seçmenler mevcut siyasi partileri kendilerine yakın bulmuyorlar. İktidara oy vermedikleri gibi muhalefete de oy vermiyorlar. Demek ki bu seçmen tabakası mevcut muhalefete de güvenmiyor. Dolayısıyla ideolojisi olmayan yeni bir partinin kurulması onları sandığa çekebilir. Çünkü bu parti salt bir kesime değil toplumun tüm kesimlerine hitap ediyor. Dolayısıyla Yeni Parti toplumun beklentilerine yanıt verebilirse bugüne kadar Cumhuriyet Halk Partisi’ne oy veren seçmenlerin yanı sıra sandığa gitmeyen seçmenlere de umut olabilir.

Özgür Özel hemen hemen her gün milletin arasında geziyor. Millete kimi zaman otobüs üzerinden, kimi zaman bir sandalyeye çıkarak kimi zaman da milletle sohbet ederek hitap ediyor. Özgür Özel’in milletle geliştirmiş olduğu bu diyalog biçimi son derece doğrudur. Siyaset yapacaksanız millete dokunacaksınız. Milletin acı gününü ve mutlu gününü paylaşacaksınız. Onların dertlerini dinleyeceksiniz. Sorunlarını Türkiye Büyük Millet Meclisi kürsüsünden dile getireceksiniz. Milletin sorunlarını TBMM kürsüsünden dile getirmek onların sorunlarını çözmek anlamına gelmez ama onların sorunlarını paylaştığınız anlamına gelir. Ayrıca sorunlarının çözülmesini kimlerin istemediği de ortaya çıkar. Şurası çok önemlidir. Arkanızda millet varsa siz de varsınızdır ancak arkanızda millet yoksa bilin ki siz de yoksunuzdur. Bu sebeple Cumhuriyet Halk Partisi’nin gücü bugüne kadar TBMM’de elde ettiği sandalye sayısı kadar oldu.

Yeni bir Parti, yeni bir anlayış diyoruz ama öte yandan da hemen hemen her gün belediye başkanları ve belediye meclis üyeleri AKP’ye geçiyorlar. Artık iğneyi kendimize çuvaldızı da başkasına batırma vakti geldi. Cumhuriyet Halk Partisi’nden seçilen bir belediye başkanı ve belediye meclis üyesi AKP’ye neden geçer? Bu sorunun yanıtı mutlaka bulunmalıdır. Belediye başkanları genel olarak millete hizmet etmek için AKP’ye katıldıklarını söylüyorlar. Onlara sorulacak soru şu olmalıdır. Millete hizmet etmek için AKP’li olmak gerekiyorsa neden Cumhuriyet Halk Partisi’nden aday oldunuz? Öyle değil mi? Cumhuriyet Halk Partili olarak millete hizmet edilemiyorsa bile bile Cumhuriyet Halk Partisi’nden aday olunur mu? Burada şu soruyu da sormak lazım. İstifa edilene kadar millete hizmet edilmemiş ise bunun hesabını kim verecek? Neresinden bakarsanız bakın tutarsızlıklar diz boyu gidiyor.

Aslına bakarsanız bugüne kadar AKP’ye geçen ve yarından sonra geçecek olan belediye başkanları ve belediye meclis üyelerinde ben bir suç bulmuyorum. Suç, onları aday gösterenlerdedir. Yoldan geçerken partiye uğrayan, yok benim şu kadar oyum var diyen, partiye biraz bağışta bulunanlar aday gösterilir ise sonucu elbette farklı olmaz. Parti bilinci olan, siyasi olgunluğu olan, karakteri sağlam partilileri aday gösterirseniz belki daha az belediyeyi kazanırsınız ama o belediye başkanları görev süresinde olduğu yerde kalırlar. Sizi hüsrana uğratmazlar. İktidar tarafından kumpas kurulsa da hapis yatmayı göze alırlar. Ancak ne olduğu belli olmayan partilileri aday gösterirseniz olacağı bu olur. Bu sebeple bu belediye başkanlarını ve meclis üyelerini aday gösteren başta Ekrem İmamoğlu ve Özgür Özel olmak üzere o dönemde partiye etkin olanlardır. ‘’Ne ekersen onu biçersin’’ diye bir atasözümüz vardır bilirsiniz. Anlayacağınız şimdi ekilen biçiliyor.

Sizler gibi ben de belediye başkanlarının ve belediye meclis üyelerinin AKP’ye geçmelerinden son derece rahatsızlık duyuyorum ancak bu yönetim anlayışının ileriki dönemlerde de devam edeceği izlemini taşıyorum. Çünkü görünen köy kılavuz istemez.

Özgür Özel iyi niyetli olarak elinden geldiğince çalışıyor. Toplumda da karşılığı da var. Bu cümleyi Cumhurbaşkanı aday olursa seçimi kazanır anlamında söylemiyorum. Çünkü Cumhurbaşkanlığı adaylığı başka, bir partinin genel başkanlığı başka şeydir. Cumhurbaşkanlığı için toplumun tüm kesimlerinde tam olarak karşılığınız olması gerekiyor. Ekrem İmamoğlu’nun toplumun tüm kesimlerinde karşılığının olduğunu söyleyebiliriz ama aynı ölçütü Özgür Özel için söyleyemeyiz. Ayrıca ben Özgür Özel’i bir lider olarak da göremeyiz. Seçimleri kazanmak bir partiliyi lider yapmaz. İyi bir hatip olmakla da lider olunmaz. Özgür Özel bir lider olsaydı Cumhuriyet Halk Partili belediye başkanları ve belediye meclis üyeleri iktidar partisine geçmezlerdi. Bugün ise tam tersi yaşanıyor. Belki kabul etmeyeceksiniz ama Yeni Parti’nin önemli eksiklerinden bir tanesi maalesef Özgür Özel’in bir lider olmamasıdır.

Yeni Parti’nin bu dönem en büyük görevlerinden birisi Cumhuriyet Halk Partisi’nin milletvekilleri, belediye başkanları ve belediye meclis üyeleri ile daha fazla iletişim halinde olmalarıdır. Çünkü Yeni Parti bir ana muhalefet partisidir ancak bu konum Yeni Parti’yi kesin kez tek başına iktidara taşımaz. Bugünün koşullarında bir parti iktidar olacak ise muhalefet ve kendisine yakın partilerin oyunu almanın yanı sıra Cumhur İttifakından da de oy alması gerekir. Bu sebeple Cumhuriyet Halk Partisi’nin iktidar olma hedefi olmadığı için onlar rahat davranabilirler ancak Yeni Parti’nin iktidar olma zorunluluğu vardır. Topluma umut olma zorunluluğu vardır. Hele hele yerel seçimlerden zaferle çıkmış bir kadronun iktidar olma zorunluluğu vardır. Yeni Parti’nin ayrıca başta Ekrem İmamoğlu olmak üzere açılan siyasi davalardan dolayı tutuklanan partililerin adil yargılanmaları için iktidara gelme zorunluluğu vardır.

Yeni Parti’nin iktidar olma zorunluluğundan dolayı öncelikle Cumhuriyet Halk Partisi’nin milletvekilleri, belediye başkanları ve belediye meclis üyeleri ile tek yumruk olma sorumlulukları vardır. Bu sorumluluk belediye başkanlarının tutuklanmaları halinde belediye meclis üyeleri arasından seçilecek belediye başkan vekilliği seçimlerinde birlikte hareket etme zorunluluğunu doğurur. Şu ana kadar yapılan bazı belediye başkanvekili seçimlerinde Cumhuriyet Halk Partisi meclis üyelerinin AKP’li meclis üyeleri ile beraber hareket ettiklerini gördük. Demek ki Cumhuriyet Halk Partisi meclis üyeleri ile bir diyalog kurulmamış veya kuruldu ise de ikna edilmemişler. Bu süreçte Yeni Parti’nin belediye meclis üyesi sayısı Cumhuriyet Halk Partisi’nin meclis üye sayısından fazla ise de illaki belediye başkan vekilliği adaylığını Cumhuriyet Halk Partisi’ne dayatmamak gerekir. Belediye başkan vekilliğini AKP’ye kaptırmaktansa Cumhuriyet Halk Partili bir başkan vekilinin seçilmesi daha uygun olur. Esasen Cumhuriyet Halk Partisi Yeni Parti’nin rakibi değil, yeni yapılacak seçimlerde birlikte hareket edeceği bir partidir.

Cumhuriyet Halk Partisi her ne kadar mutlak butlan ile de yönetiliyorsa, her ne kadar iktidarın yörüngesine de girmişse biz yarından sonra birbirimizin yüzüne bakacağız. Ayrıca bugün halen Cumhuriyet Halk Partisi’nde siyaset yapmaya devam eden milletvekilleri, belediye başkanları, belediye meclis üyeleri ve partinin üyeleri varsa da bu partililerin tamamı mutlak butlanı kabul ettikleri anlamına gelmez. Bu partililerin birçoğu anadan babadan Cumhuriyet Halk Partili olmuş olmalarıdır. Bu sebeple ileriki günlerde yine bir belediye başkan vekilliği seçimi olursa Cumhuriyet Halk Partisi ile mutlaka birlikte hareket etmeleri gerekir. Bu sorumluluk Cumhuriyet Halk Partisi’nde değil yeni Parti’dedir. Ve bu sorumluluk en başta Özgür Özel’dedir. Özgür Özel ama mama demeden bu yaklaşımı göstermelidir.

Yeni Parti’nin Cumhuriyet Halk Partisi ile hareket etmesi yarından sonra bu iki partinin birleşmesine de evrilir. Yarından sonra birleşilecek parti Yeni Parti değil Cumhuriyet Halk Partisi olacaktır. Şimdiden bu gerçeğe göre hareket edilmelidir. Yeni Parti’nin sonsuza kadar devam edeceğini umarım düşünmüyorsunuzdur. Yeni Parti toplumun tüm kesimlerini kucaklama yaklaşımından dolayı bir Anavatan Partisi gibi iktidar olabilir ancak ebediyen devam edemez. Cumhuriyet Halk Partisi var olduğu sürece birleşilecek parti yine Cumhuriyet Halk Partisi olacaktır.

Bugünün şartlarında Yeni Parti yeni bir yol açan bir siyasi parti oldu. Bu misyonu da devam ettiriyor. Toplumun geniş kesimlerinden destek de var ama erken yapılacak bir genel seçime girip giremeyeceğini bilemiyorum. Çünkü Bahçeli geçenlerde seçim sisteminin değişmesinden bahsetti. Bahçeli’nin Yeni Parti’nin seçime girmesinin önünde bulunan engelleri kaldırmaya çalıştığını umarım düşünmüyorsunuzdur.

Cumhur İttifakı erken yapılacak genel seçimleri kazanmak için bugüne kadar birçok adım attı. İlk etapta DEM Parti’yi kafaya aldılar. Bu partinin Cumhuriyet Halk Partisi ile birlikte hareket etmesini Çerçeve Yasayı meclisten geçirerek sağladılar. DEM Parti artık Cumhur İttifakına bağlandı. Onlara göre meclisten geçirilecek yasaların uygulanması için Cumhur İttifakının seçim kazanması gerekiyor. Yani iktidar partisi DEM Parti’ye sopa gösterdi. Daha açık bir tabirle ‘’TBMM’de kabul edilen yasanın uygulanmasını istiyorsanız bize oy vereceksiniz’’ dediler. Sonradan yapılan anlaşma bozulur mu bilemem ama DEM Parti’yi bugünün şartlarında Cumhur İttifakına katıldığını varsayabiliriz.

Cumhur ittifakının ikinci hamlesi ise Cumhuriyet Halk Partisi’ni ikiye bölmek oldu. Esasen Cumhuriyet Halk Partisi bu oyuna gelmeyebilirdi ama eski genel başkanın lider özelliği olmadığı için bu oyuna çok çabuk gelindi. Esasen Cumhuriyet Halk Partisi’ni tam olarak ikiye böleceklerdi ama olmadı. Cumhuriyet Halk Partililerin büyük çoğunluğu Yeni Parti’ye geçti. Dolayısıyla Yeni Parti iktidara yürüyen bir parti haline dönüştü. Bahçeli bu sebeple Yeni Parti’nin iktidar olmaması için seçimlere girmesini önlemeye yönelik konuştu. Kafalarından hangi yöntemler geçiyordur bilemiyorum ama şurası bir gerçek ki, Yeni Parti’nin iktidar olmaması için ellerinden geleni yapacaklar. Çünkü bunların dini imanı yok. Esasen ben dine imana pek inanmam ama lafın gelişi öyle söyledim. Esasen din iman insanları ele geçirmek için kullanılıyor. Neyse, din iman işine fazla girmeyeyim. Bu durumu eminim sizler de görüyorsunuzdur.

Yine uzattığımın farkındayım. Bu konu Oğuz Erkek, Cengizhan Gençtürk, Yüksel Çubuk ve Taner Kazancı ile yemek yerken de dile geliyor ama yazmayı seviyorum. Ne diyeyim? Demem o ki, bundan sonraki süreçte Yeni Parti daha fazla sorumluluk yüklenmesi gerekiyor. Bu sorumluluğu Cumhuriyet Halk Partisi’nin mevcut Mutlak Butlan yönetimi taşımıyor ama Yeni Parti taşımak zorundadır. Açıkçası toplumu hayal kırıklığına uğratmamak gerekir. Yeni Parti’nin bu sebeple özellikle Cumhuriyet Halk Partisi’nin milletvekilleri, belediye başkanları ve belediye meclis üyeleri ile ortak hareket etmeleri gerekir. Cumhuriyet Halk Partisi’nin milletvekilleri, belediye başkanları ve belediye meclis üyeleri ile ortak hareket etmek, etmeye çalışmak Mutlak Butlan yönetiminin kabul edildiği anlamına gelmez. Bu yönetimin dediği yere gelindiği anlamına gelmez. Böylesine bir yaklaşım Yeni Parti’ye güç katar. Ayrıca böylesine bir yaklaşım ileri dönemde Cumhuriyet Halk Partisi ile birleşmeyi daha kolay hale getirir.

Özgür Özel’i tanımıyorum ama yapısını biliyorum. Olmayan bir yeteneği sonradan kazanamazsınız ama aklın yolu da birdir. Alınacak kararlar bir kere değil bin kere düşünülmelidir. Genel başkan, il ve ilçe başkanlarını tüm üyelerin seçmesi demokrasinin bir gereğidir ancak yapılacak seçimlerde milletvekili adaylarını, belediye başkan adaylarını, belediye meclis üyesi adaylarını parti meclisi ve MYK belirleyecek ise yarınki durum bugünden farklı olmaz. Yeni aynı tas aynı hamam olur. Partinin MYK’sı parti örgütlerine güvenmelidir. Yoksa salt ilçe başkanını, il başkanını ve genel başkanı üyelerin seçmesi yetmez, milletvekili, belediye başkanı ve belediye meclis üyesi adaylarını da örgütler belirlemelidir.

Milletvekili, belediye başkanı ve belediye meclis üyesi adaylarını örgütler belirler ise seçimi kazanan adaylar doğal olarak partinin tavanından çok örgütleri tanır. Bugüne kadar bu yöntem bu sebeple uygulanmadı veya yarım yakalak uygulandı. Partinin tavanı seçilen partililerin örgütleri değil kendilerini tanımalarını istiyor ancak öte yandan da kendilerinin atadığı partililerin halini görüyoruz. Hemen hemen her gün iktidar partisine geçiliyor. İktidar partisine geçmek çok büyük bir maharetmiş gibi de açıklama yapıyorlar. İleriki dönemde partililer seçimlere aynı yöntemlerle belirlenirse aynı durumlar yine yaşanabilir.

Burada yanıtlanması gereken en önemli soru nedir biliyor musunuz? Milletvekili, belediye başkanı ve belediye meclis üyeliği adaylığının yine genel merkez tarafından belirlenip belirlenmeyeceğidir. Yoksa Yeni Parti’nin adı Yeni Parti olur ama işleyiş tazı eski parti olur. 14.09.2026

Paylaş

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.

Menu Title