ABD’NİN TEK KUTUPLU DÜNYA ÖZLEMİ

Tek kutuplu dünya düzeni, ABD’nin öteden beri özlediği ve gerçekleştirmeye çalıştığı hedeftir. ABD esasen Sovyetler Birliği’ni dağıtmasıyla birlikte bu amacına ulaştığını sandı ama yanıldı. Çünkü Sovyetler Birliği dağılırken Çin ekonomi anlamında yükselişe geçmişti. Bir taraftan Sovyetler Birliği dağılıyor ancak öte yandan Çin yükselişe geçiyordu. Çin’in ekonomi alanında durduramadıktan sonra Sovyetler Birliği’ni dağıtmış olmanın da pek bir anlamı yoktu. Nihayetinde Rusya da kendini topladı.

Sovyetler Birliği’nin dağılmasından sonra Rusya Sovyetler Birliği’nin mirasını devraldı. Bugün Rusya Devlet Başkanı olan Vladimir Putin 1999 yılında göreve gelmesinden bu yana Rusya’yı toparladı ve ABD ile baş edecek bir konuma getirdi. Vladimir Putin özellikle 10.02.2007 tarihinde yapılan 43. Münih Güvenlik Konferansında ABD’ye meydan okuyarak Sovyetler Birliği’nin mirasçısı olarak Rusya’nın geri döndüğünü ortaya koydu.


Tek kutuplu modelin günümüz dünyasında sadece kabul edilemez değil, aynı zamanda imkânsız olduğunu düşünüyorum. Ve bu sadece bugünün – ve tam da bugünün – dünyasında bireysel liderlik olsaydı, askeri, politik ve ekonomik kaynakların yeterli olmayacağı için değil. Daha da önemlisi, modelin kendisinin kusurlu olmasıdır, çünkü temelinde modern uygarlığın ahlaki temelleri yoktur ve olamaz.

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin bu çıkışıyla birlikte ABD’ye adeta meydan okumuştu. Bu meydan okumanın elbette er ya da geç bir karşılığı olacaktı. ABD zaten 12.03.1999 tarihinde Çek Cumhuriyeti, Macaristan ve Polonya’yı 29.03.2004 tarihinde de Bulgaristan, Estonya, Letonya, Litvanya, Romanya, Slovakya ve Slovenya’yı NATO üyesi yaparak Rusya’yı kuşatma altına almıştı. ABD Rusya Devlet Başkanının meydan okumasından sonra da 01.04.2009 tarihinde Arnavutluk ve Hırvatistan’ı, 05.06.2017 tarihinde Karadağ’ı ve 27.03.2020 tarihinde de Kuzey Makedonya’yı NATO üyesi yaparak Rusya’yı kuşatmaya devam etti.

ABD Rusya’yı kuşatmak için eski Varşova Paktı ülkelerini NATO’ya almasından sonra yine durmamış Ukrayna Devlet Başkanı Viktor Yanukoviç’in Avrupa Birliği ile Ortaklık Anlaşması yapmamasını bahane ederek bu ülkeyi kargaşa ortamına sürüklemişti. 2014 yılının Şubat ayında yapılan protestolar çatışmaya dönüşünce hükümet yapılan gösterileri bastırmak için çok çaba sarf etti ancak başarılı olamadı. Gelişmeler üzerine 20 Şubat 2014 tarihinde ateşkes ilan edildi. Devlet Başkanı Yanukoviç protestocuların egemen olduğu parlamento tarafından görevden alındı. ABD böylelikle bugün Rusya’nın Ukrayna’ya yapış olduğu askeri harekâtının zeminini oluşturmuş oldu.

Geldiğimiz süreçte Rusya Ukrayna’ya askeri harekât yapmak zorunda kalmışsa bunun gerçek sebebi ABD’nin Ukrayna’yı kullanmak suretiyle Rusya’yı kuşatmasıdır. ABD Başkanı Joe Biden bu niyetini iş insanlarıyla 22.3.2022 tarihinde bir araya geldiği bir toplantıda yapmış olduğu açıklama ile açıkça belli etti.

“Dışarıda yeni bir dünya düzeni kurulacak ve biz buna öncülük etmeliyiz. Bunu yaparken özgür dünyanın geri kalanını birleştirmemiz gerekiyor.”

ABD Başkanı Joe Biden yapmış olduğu bu açıklama ile yeni bir dünya kurulacağını ve bu kurulacak dünyaya kendilerinin öncülük edeceklerini söylüyor. Bu amaçlarını gerçekleştirirken özgür dünyanın geri kalanlarını birleştireceklerini söylüyor. Özgür dünyanın geri kalanlarından bir tanesinin Ukrayna olduğuna dair herhangi bir şüphe yok. Ukrayna bugün birleştirmekten ziyade Rusya’yı yıpratmak amacıyla kullanılıyor. ABD’ye göre Rusya ne kadar yıpranırsa Ukrayna o derece birleşmiş olacak. Peki, ABD’nin Ukrayna’yı Rusya’ya karşı kışkırtması sebebiyle yapılan askeri harekâtta yaşamını kaybeden Ukraynalı vatandaşların hesabını kim verecek? Rusya’yı kuşatmak adına yaşamlarını kaybeden masum Ukraynalıların hesabını Zelenski verebilir mi?

ABD Ortadoğu’da bulunan ülkelerin halklarını birleştirmek adına daha evvel Irak’ı, Libya’yı ve Suriye’yi işgal ederek binlerce insanın yaşamlarının kaybetmesine sebep olmuştu. Peki, ABD bugüne kadar yaşamlarını kaybeden halkların hesabını verdi mi? Şimdi hangi hakla özgür dünyanın geri alanını bileştirmekten bahsediyor? Birleşmek ne demektir? Birleşmek ABD’nin çıkarları adına özgür ulusları ateşe atmak mıdır?

Dışarıda yeni bir dünya kurulması demek, mevcut düzenin aksine yeni kurulacak dünya düzeninde ABD’nin tam olarak söz sahibi olmasının planlanmasıdır. Ancak böyle bir dünya düzeninin kurulabilmesi öncelikle Rusya ile Çin’in etkisizleştirilmesine bağlıdır. Mevcut koşullarda Rusya siyasi yönden, Çin ise mali yönden etkinliğini koruyor. Hatta Çin yakın bir gelecekte ABD ekonomisini geçecek. Arkadan Hindistan geliyor.

ABD bu sebeplerle Rusya’nın Ukrayna’ya yapmış olduğu askeri harekâtı bahane ederek AB ve NATO ülkelerinin yularlarını eline aldı. Bağımsız ve tarafsız bir devlet olamayan AB ve NATO ülkelerini bundan böyle kendi yarattığı ve yaratacağı düşmanların üzerine salacak. Onlara sürekli gaz verecek. Bugün olduğu gibi yaptırımsa yatırım, silah yardımı ise silah yardımı yapmaları için sürekli baskı yapacak. Daha açık bir tabirle egemenliklerini ABD’nin çıkarlarına hizmet etmek ile sınırlandıracak. Bunun karşılığı ise kocaman bir aferin olacak. Rusya’ya yaptırım uygulayan devletlerin mali yönden çökmeleri ise asla ABD’nin umurunda olmaz. Çünkü NATO üyesi olan devletlerin kıymeti, yeni stratejik öneme sahip ülkelerin birliğe katılmasına kadardır.

Bugün insanlar kişisel güvence için tarikat, cemaat ve mason gibi çağdışı yapılara sığınırlarken devletler de maalesef NATO’ya sığınma gereği duyuyorlar. Çağdaş bir düzende böyle yapılanmaların yeri olmaması gerekir ama uygarlığın kol gezdiği ülkeleri bile böyle yapılar yönetiyor. Yani aslında dünyayı uygar devletler değil, küresel devletler yönetiyor. Bugün NATO bir terör örgütü, ABD’de bir terör devletidir. ABD ve İngiltere’yi küresel güçler yönetmemiş olsaydı bütün devletler barış içinde yaşayabilirlerdi. Ancak bugün maalesef ABD ve İngiltere gibi bir terör devletleri var ve bağımsız ve tarafsız olamayan devletler de bu terör devletlerinin esiri konumundadırlar. Hükümetleri, parlamentoları vardır ama kendi başlarına karar alamazlar. Çünkü bağımsızlıkları ABD’nin çıkarları ile sınırlıdır.

Biden, dışarıda yeni bir dünya düzeni kurulacağını ve bu dünya düzenine öncülük etmeliyiz derken aslında kurmak istediği yeni düzenin sinyallerini de vermiş oluyor. Ancak kurulacak yenidünya düzenine geçmeden evvel Rusya ile Çin’in etkinliğini kırması gerekiyor. Çünkü mevcut koşullarda Birleşmiş Milletler Örgütü diye bir yapı var ve bu yapının ABD, İngiltere, Fransa, Rusya ve Çin’den oluşan beş daimi üyesi vardır. Ancak kararlar Birleşmiş Milletler Örgütü’nün bu beş daimi üyesinin salt çoğunluğu ile alınmıyor. Halen ABD, İngiltere ve Fransa bir tarafta, Rusya ile Çin diğer tarafta bulunuyor. Sayıca Rusya ve Çin bloğuna göre bir fazla oya sahip olmalarına rağmen ABD bloğu BM’nin tüzüğü gereği kendi başlarına karar alamıyor. Çünkü Rusya ve Çin’in bir vetosu alacakları kararları geçersiz kılıyor. Aynı durum elbette Rusya ve Çin bloğu içinde geçerlidir. Rusya ile Çin ABD’nin Suriye’yi işgal etmesini nasıl önleyemediyse, ABD’de Rusya’nın Ukrayna’ya yapmış olduğu askeri harekâtı önleyemiyor. ABD’nin yenidünya düzeni arayışının arkasındaki en önemli sebeplerden birisi budur.

ABD oluşturmak istediği yenidünya düzenine geçebilmesi için her şeyden evvel Rusya ile Çin’in ilerleyişini durdurmak ve hatta geriletmek zorundadır. Rusya ile Çin bugünün koşullarında ABD’ye boyun eğme gibi bir durumda değiller. Şimdiden yanlarına Hindistan gibi ekonomisi büyümekte olan bir ülkeyi de almış durumdalar. 02.03.2022 Tarihinde Birleşmiş Milletler Örgütü’nde Rusya’nın Ukrayna’ya yapmış olduğu askeri harekâtı kınama oylamasında başta Rusya olmak üzere Belarus, Suriye, Kuzey Kore ve Eritre ret oyu verdi. Buna karşılık Cezayir, Angola, Ermenistan, Bangladeş, Bolivya, Burundi, Çin, Küba, El Salvador, Ekvator, Hindistan, İran, Irak, Kazakistan, Kırgızistan, Kongo, Laos, Madagaskar, Mali, Moğolistan, Mozambik, Namibya, Nikaragua, Pakistan, Senegal, Orta Afrika, G. Afrika, G. Sudan, Sudan, Siri Lanka, Tacikistan, Uganda, Tanzanya, Vietnam ve Zimbabve çekimser oy kullanarak kınama kararını onaylamadılar.

Bir NATO ülkesi olarak ülkemiz de soyunmuş olduğu arabuluculuğu sebebiyle yapılan kınama oylamasında evet oyu kullanmasına rağmen bugüne kadar Rusya’ya karşı alınan yaptırım kararlarına katılmadı. Birleşmiş Milletler Örgütü’nün beş daimi üyesinden birisi olan Çin’in özellikle Rusya’ya karşı alınan yaptırım kararlarını ret etmesi ABD’nin planlarını alt üst etti. İsrail bile bu yaptırım kararlarına uymadı. Bu durum ABD’nin prestijine vurulan büyük bir darbedir.

ABD’nin Rusya’ya karşı yaptırım alma konusunda dünya ülkelerini topyekûn ikna edememesi kurmak istediği yenidünya düzeninin sekteye uğramasına neden oluyor. Esasen ABD’nin yenidünya düzeni adı altında oluşturmak istediği yapı mevcut Birleşmiş Milletler Örgütü’nün yapısından farklı olacak. Yeni oluşacak yapıda daimi ülkelerinin sayısı artacak ve kararlar oy çokluğu ile alınacak. Böylelikle ABD istediği ülkeleri yasal olarak işgal edebilecek ve hatta bu işgaller yeni katılacak daimi ülkelerinin katılımı ile yapılacak. Birleşmiş Milletler Örgütü’nün normal üyeleri de yapılacak olan işgalleri onaylayacak. Böylelikle işgaller top yekûn yapılmış olacak ve işgallere hiçbir devlet karşı çıkamayacak. Böylelikle dünya tamamen ABD’nin yörüngesine girmiş olacak.

Bugün 510.100.000 km2 alanı olan dünyanın Rusya 17.100.000 km2’lik, Çin ise 9.597.000 km2’lik alana sahiptir. Birleşmiş Milletler Örgütü’nün beş daimi ülkesinin toplam alanı 26.697.000 km2’dir. Diğer taraftan ABD 9.834.000 km2’lik, Fransa 543.940 km2’lik ve İngiltere 130,279 km2’lik alana sahiptir. Bu ülkelerin toplam alanı ise 10.508.219 km2’dir. Birleşmiş Milletler Örgütü’nün daimi ülkelerinin alanlarına baktığımız zaman Rusya ile Çin’in alanı diğer ülkeler e oranla 16.188.781 km2 fazladır. Bu durum ABD’nin oluşturmayı planladığı yenidünya düzenini de olumsuz etkiliyor. Sovyetler Birliği’nin parçalanmasına rağmen Rusya halen dünyanın en büyük alanına sahip bir ülkedir. Bu durum bile ABD’nin oluşturmak istediği yenidünya düzenine engeldir.

ABD Başkanı Biden’ın özlediği yenidünya düzeni bugünün koşullarında maalesef mümkün değildir. Bunun için özgür olarak lanse edilen ancak ABD’ye bağımlı ülkeler birleşse de Rusya ile Çin’in bertaraf edebilmeleri mümkün değildir. Çünkü Rusya ve Çin mali açıdan güçlü ve toprak bütünlüğü açısından büyük devletlerdir. Bu devletleri bölüp parçalamadan, ekonomilerini çökertmeden yenidünya düzeni kurulamaz. 06.05.2022

4521 Tıklama Toplam 4 Tıklama bugün

Paylaş

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Menu Title