BİRLEŞMİŞ MİLLETLER TOPLANTISI YENİ SÜRECE VESİLE OLABİLİR

Geçen haftanın en önemli gündem maddelerinden birisi, Birleşmiş Milletlerin 21.09.2021 Tarihinde yapılan 76. Genel Kurulu’ydu. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Türkevi’nin açılışında yapmış olduğu açıklamalar Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nun ülkemiz açısından nasıl geçtiğinin ipucunu da vermiş oldu. Yapılan açıklamalara baktığımız zaman genel kurulun ülkemiz açısından fiyasko ile geçtiğini söyleyebiliriz.

Erdoğan Türkevi’nin açılışında S- 400 ve F-35’ler hakkında da önemli açıklamalarda bulundu. Bu açıklamamlar hiç kuşkusuz önümüzdeki süreçte Erdoğan’ın izleyeceği yolu da belirlemiş oldu.

“Şunu da bilmeleri gerekir ki artık eski Türkiye de yok. Bu Türkiye başka bir Türkiye. Savunma sanayiinde de biz her geçen gün daha ileri gidiyoruz, daha ileri gideceğiz. Ama yarın ‘Niçin F-35’i almıyorsun?’ diyemezler. Vermezsen almayız. O zaman biz daha başka kapılara da müracaat ederiz. Burada CBS ile yaptığım röportajda onlara da onu söyledim. ‘Yani başka yerlerden almayı mı düşünüyorsunuz?’ diye sordu. ‘Gerekirse alırız’ dedim. Sen bana şimdi Patriot vermeyeceksin, ondan sonra biz S-400’ü aldığımızda ‘Niye S-400’ü aldın?’ diyeceksin. Türkiye kendini savunmasına yönelik ne gerekiyorsa onu alır.”

“Temennim odur ki iki NATO ülkesi olarak birbirimizle hasmane değil, dostane davranalım. Ama iki NATO ülkesi olarak şu andaki gidiş pek hayra alamet değil. Benim Başbakan, Cumhurbaşkanı olarak yaklaşık 19 yıllık yöneticilik hayatımda Amerika ile olan münasebetlerimde geldiğimiz nokta maalesef iyi bir nokta değil. Ben oğul Bush ile iyi çalıştım, Sayın Obama ile iyi çalıştım, Sayın Trump ile iyi çalıştım ama Sayın Biden ile iyi başladık diyemem”

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın yapmış olduğu bu açıklamalardan ABD ile işlerin iyi gitmediği net bir şekilde anlaşılıyor. Hatta bu açıklamalar itiraftan başka bir şey değildir. Erdoğan genel kurul öncesi Biden ile görüşebilmek için çeşitli kaynakları zorlamış ancak basına yansıyan haberlere göre bu isteği ret edilmiş. Belli ki, Biden bu sefer Erdoğan ile bir görüşmeyi programına almamış. Bu durumu şöyle de yorumlayabiliriz. Biden Erdoğan’ı geçici de olsa ikinci plana atmış. Yoksa Biden Suriye ve Ukrayna konusunun gündemde olduğu bir dönemde Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı idare etmek anlamında bir görüşme yapabilirdi. Böylelikle Biden Erdoğan’a önceliğinin olmadığı masajını vermiş oldu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan aslında önceki ABD Başkanlarından Obama ve Trump ile geliştirdiği diyaloğu Biden ile geliştiremediğini biliyordu. Ancak yine de Biden ile ilişkileri geliştirmek adına çok çaba sarf etti. Hatta Biden’ın başkan seçilmesinden itibaren görüşebilmek için olanaklarını oldukça zorladı. Biden ile ancak 23 Nisan günü bir telefon görüşmesi yapabildi. 14 Haziran’da ise Brüksel’de NATO toplantısı vasıtasıyla yüz yüze görüşebildi. Bu görüşmeye Dışişleri Bakanlığı katılmadığı için hangi konuların görüşüldüğü tam olarak anlaşılamadı. Ancak basına yansıyan haberlere göre Erdoğan bu görüşmede Kabil Havaalanının güvenliğini sağlama teklifi yaptı. Biden bu teklife olumlu yaklaştı ancak Erdoğan’ın silah desteği isteği karşılıksız kaldı. Taliban’ın bu süreçte Kabil’i ele geçirmesiyle birlikte Kabil Havaalanının güvenliğini sağlama konusu da gündemden düştü. Kabil Havaalanı güvenliğinin sağlanması konusu yerini Kabil Havaalanının işletilmesine bıraktı. Ancak bugüne kadar bu konuda da bir ilerleme kaydedilemedi. Böylelikle Biden ile yüz yüze tekrar görüşmenin taşları döşenemedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan Kabil Havaalanının güvenliğini sağlama konusunda veya Kabil Havaalanının işletilmesi konusunda Biden ile bir anlaşmaya varabilmiş olsaydı Birleşmiş Milletler Örgütü’nün 76. Toplantısında bir görüşme gerçekleşebilirdi. Erdoğan sırf Biden ile görüşebilmek adına Kırım konusuna da Türkiye’nin Kırım’ın ilhakını tanımayacağı ve Ukrayna’nın toprak bütünlüğünün korunmasına yönelik açıklamalarda bulundu. Ancak bu açıklamalarda Biden tarafından karşılıksız kaldı.

Görünen o ki, Cumhurbaşkanı Erdoğan önümüzdeki süreçte yeni bir yol haritası çizecek. Bu yolun eskiden olduğu gibi tekrar Astana süreci olması son derece muhtemeldir. Hatta bu süreç yakın zamanda yapılacak olan Erdoğan Putin görüşmesi ile başlayabilir. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nda Kırım ile ilgili sarf etmiş olduğu sözler Rusya ile yeni başlayacak olan diyaloğu elbette olumsuz yönde etkileyecektir. Ancak Biden ile yüz yüze görüşmenin yapılamaması ve ülkemiz açısından Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nun fiyasko ile sonuçlanması Kırım konusunda geri adım atmamıza neden olabilir. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın daha evvel defalarca geri dönüşlerini hesaba kattığımız zaman bu konuda da bir geri adım atma ihtimali son derece muhtemeldir. Böyle bir politika dış siyaset açısından güven vermez ancak Rusya da bu süreçte armudun sapına ve üzümün çöpüne bakmayacaktır. Sonuçta ortada ABD tarafından dışlanan bir ülkemiz var. Ve bu ülke ile şu an bölgenin çıkarlarına adına yine birliktelik yapılabilir. Sonuçta böyle bir birliktelik komşu ülkelerimiz açısından da son derece olumlu bir girişim olur.

Putin ile yapılacak olan görüşmenin ülkemiz açısından da son derece olumlu bir gelişmeye gebe olduğunu söylemeliyim. Cumhurbaşkanı Erdoğan aslında uluslararası arenada yalnız kalmamak için şimdi de Rusya ile ilişkileri geliştirmeye başlayacağı bilinen bir gerçektir. Ancak öte yandan da Rusya ile başlayacak olan Astana süreci ülkemiz açısından Büyük Ortadoğu Projesi’nin daha sonra değişen adı Genişletilmiş Ortadoğu ve Kuzey Afrika Projesi’nin aksamasına vesile olacak. Ayrıca Astana süreci Mısır ve Libya ile başlayan yumuşama sürecinden sonra Irak, İran ve Suriye ile de ilişkilerimizin normale dönmesine vesile olabilir. Neresinden bakarsanız bakın sonuçta ABD ile olan ikili ilişkilerin bozulması en başta Rusya ve Irak, İran ve Suriye ile ilişkilerin normale dönmesine vesile olur. Böyle bir gelişmenin ülkemiz açısından son derece kazanç olacağını şimdiden söyleyebilirim.

İktidarlar gelip geçicidir. Önemli olan ülke adına, bölge barışı adına atılan olumlu adımlardır. Hangi iktidar ülkenin çıkarı adına bir adım atarsa bu adım değerlidir. Sonuçta İktidarda AKP bile olsa bu iktidarın ulusal arenada sıkışmışlığı yeni bir yol haritasının çizilmesine neden olabilir. Yeni yol haritası Astana Süreci olabilir. Bu süreç kaldığı yerden devam ederse bu durum önümüzdeki süreçte ülkemiz adına bir kazanç olur. 27.09.2021

1762 Tıklama Toplam 6 Tıklama bugün

Paylaş

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.