11 EYLÜL’ÜN ARBUSTO ENERGY İLE BAĞLANTISI

Tarih, 8 Temmuz 1976. Usame Bin Ladin’in başka bir babadan kardeşi olan Salim Bin Ladin James R. Bath adlı bir yatırımcı ile bir sözleşme imzaladı.

Salim Bin Ladin o zaman dek Ortadoğu’nun en büyük inşaat şirketlerinden birisinin varisiydi.

James R. Bath ise uçak satışları, kiralama ve gayrimenkul alanlarında faaliyet gösteren Teksaslı bir iş adamıydı. Bath ayrıca 1970’li yıllarda Teksas Ulusal Hava Muhafızlarında görevli iken eski ABD Başkanı George W. Bush ile tanışmıştı.

James R. Bath ile Salim Bin Ladin, Bath’in 1975 yılında uçak satın alma işleri ile uğraşırken tanıştılar. Bu tanışma ileriki süreçte kurulacak olan bir enerji şirketine ortak olmanın ön adımları oldu ve Bath bu tanışma sonrası Bin Ladin’in ABD temsilcisi oldu.

Gelişmeler üzerine Salim Bin Ladin James R. Bath ile bir yatırım sözleşmesi imzaladı. İmzalanan sözleşmeye göre Bath, Salim Bin Ladin adına hareket etmeye, yatırım yapmaya bu yatırım ile ilgili her türlü harcamaları yapmaya yetkili oldu.

1977 yılında Midland, Teksas’ta Dorotthy Bush, Lewis Lehrman, William Henry Draper III, Bill Gammell ile James R. Bath adlı yatırımcılar George W. Bush adına Arbusto Energy adında bir petrol ve enerji şirketi kurdular. James R. Bath Salim Bin Ladin adına bu şirkete 50.000 dolar yatırım yaptı. Böylelikle Salim Bin Ladin Bush ile ortak olmuş oldu.

1998 yılına gelindiğinde ABD’de Yeni Bir Yüzyıl için Ulusal Güvenlik Stratejisi Belgesi yayınlandı. Yine aynı yıl içinde ABD Genel Kurmay Başkanlığı tarafından Ulusal Askeri Strateji Belgesi yayınlandı. Bu gelişmeler ile eski adıyla Büyük Ortadoğu Projesi daha sonra Genişletilmiş Ortadoğu ve Kuzey Afrika Projesi adını alan Ortadoğu’nun sınırlarını değiştirecek olan büyük bir projenin adımları atıldı. Ancak bu projenin hayata geçmesi için bir yerden başlanması ve bir takım gelişmelerin yaşanması gerekiyordu. ABD böyle bir projeyi hayata geçirirken aynı zamanda meşruluk da yaratmak istiyordu. Çünkü meşru olmayan bir girişim daha sonra tartışma konusu olabilirdi. Yani Irak’ın ve Afganistan’ın işgalinin bir nedeni olması gerekirdi.

Nihayetinde gelişmeler peşin sıra devam etti. 11 Eylül 2001 tarihinde hava korsanları tarafından dört adet yolcu uçağı kaçırıldı.

ABD Hava Yollarına ait ilk uçak 08:46:30 ’da Dünya Ticaret Merkezi Kuzey Kulesi’nin kuzey tarafından 94. ve 98. katları arasına hedef aldı. Bina çarpmanın etkisiyle 102 dakika sonra yıkıldı.

İkinci uçak 09:02:59 de Dünya Ticaret Merkezi’nin Güney Kulesi’nin güney tarafından 77. ve 85. katlarını hedef alarak çarptı.

Üçüncü uçak Washington DC’de Pentagon’a çarptı.

Dördüncü uçak Washington DC’nin 240 km kuzey batısına, Pensilvanya Shankville yakınlarına düştü.

Kaçırılan uçaklar nedeni ile 2.974 kişi ile birlikte 19 hava korsanı hayatını kaybetti. Uçak kazasının olduğu gün Dünya Ticaret Merkezi’nde çalışan 4.000 kişi işe gelmediği için hayatlarını kaybetmekten kurtuldular.

Uçak kazalarının ardından beklenen gelişme neticesinde ABD Afganistan ile Irak’ı işgal etti.

11 Eylül saldırılarının ardından bu saldırı ile ilgili Independent Gazetesinin 02.04.2004 Tarihli sayısında bir söyleşi yayınladı. Bu söyleşiye katılan Sibel Edmonds 13.09.2001 tarihinde FBI’ın Washington’daki ofisine tercüman olarak işe alınmıştı. Sibel Edmonds’un görevi, FBI telsizlerinden belge ve ses kayıtlarını çevirmekti. Sibel Edmonds’un işe alınmasındaki en önemli etken ise Azerbaycan’ca, Farsça, Türkçe ve İngilizce bilen Türk asıllı bir ABD vatandaşı olmasıydı. Edmonds 11 Eylül saldırıları soruşturması için kurulan komisyona 11 Şubat’ta Washington’da özel bir salon da üst düzey yetkililere El Kaide’nin aylar öncesi ABD’ye uçak ile saldırılacağını belgeleyen bilgiler sunuyordu.

FBI için çok gizli güvenlik iznine sahip eski bir tercüman, üst düzey yetkililere El Kaide’nin görevden aylar önce ABD’ye uçakla saldırmayı planladığını bildiğini kanıtlayan 11 Eylül saldırılarını soruşturmak üzere panele bilgi verdiğini söyledi.

Sibel Edmonds, komisyonun araştırmacılarına, 2001 yılının bahar ve yaz aylarında FBI’da dolaşan ve uçak kullanan saldırganların bulunduğunu bildiren bilgi sağlayan komisyoncularla kapalı bir oturumda üç saatten fazla zaman geçirdiğini söyledi. Bu arada Bush yönetimi, onu susturmaya çalıştı ve nadiren kullanılan “devlet sırları imtiyazını” göstererek mahkemeden gizleme emri çıkardı.

Sibel Edmonds, ABD yönetiminin ortaya koymuş olduğu iddiaları ret etmesi üzerine FBI’da iki yüz çevirmenin yan yana çalıştığını ve birçok şeyi görüp duyduklarını söyleyerek iddialarını savundu. Daha sonra Sibel Edmonds’un FBI’daki işine son verildi. 11 Eylül Soruşturma Komisyonu’nun hazırladığı bilgilere de mahkeme kararıyla ‘’ devlet sırları ‘’kapsamında yasaklama getirildi.

Sonuçta ABD Büyük Ortadoğu Projesi’ni hayata geçirmek istiyordu ve 11 Eylül’de El Kaide’nin planmış olduğu uçak saldırıları ile bu emeline ulaştı. Uçak saldırılarının planlanması aslında yıllar öncesine dayanan ticari bir ilişkinin büyük bir olasılıkla devamıydı, ancak bu ilişkiyi sorgulayıp ABD’ye bir yaptırım uygulayacak bir mahkeme olmadığına göre artık hiçbir şeyin önemi yok.

Olan, 11 Eylül saldırıları ile yaşamlarını kaybeden vatandaşlara oldu. Olan yine 11 Eylül’ün devamında Irak’ın ve Afganistan’ın işgali dönemlerinde bu ülkelerde hayatlarını kaybeden vatandaşlara oldu. Yine bu işgallerin devamında yaşanan Arap Baharlarında yaşamlarını kaybeden binlerce insana oldu. Ve bu proje devam ettiği müddetçe daha binlerce masum insan yaşamını kaybedecek. Peki, ne uğruna? Bu sorunun yanıtını Asya eksenine karşı inatla ABD ile NATO ekseninde yer alarak sözde demokrasiyi savunan ülkeler vermeli. 23.07.2021

5370 Tıklama Toplam 5 Tıklama bugün

Paylaş

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.