AFGANİSTAN’A ASKER GÖNDERMENİN BEDELİ AĞIR OLUR

Hatırlarsanız son NATO toplantısında Cumhurbaşkanı Erdoğan ABD Başkanı Biden’dan Türk Amerikan ilişkilerini düzeltmek adına Afganistan’da bulunan Kabil Havaalanının güvenliğini sağlamayı teklif etmişti. Bu teklif hem NATO’dan hem de ABD tarafından olumlu karşılanmıştı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan bu teklifi yaparken Pakistan ile Macaristan’ı da yanına almak istediğini dile getirdi. Ayrıca bu görev için diplomatik, lojistik ve mali konular da ABD’den destek beklediklerini belirtti. NATO toplantısı sonrası ABD’den yapılan açıklamada da ülkemizin Kabil Havaalanının güvenliğini koruyabileceği belirtiliyordu.

Bilindiği üzere ABD Afganistan’da başarılı olamamış ve bu ülkede etkili olan Taliban ile Şubat 2020 de Katar’ın Doha kentinde yaptığı anlaşmaya göre 1 Mayıs 2021 tarihi itibarıyla çekilmeyi kabul etmişti. Ancak bu tarih daha sonra 11 Eylül tarihine ertelendi. Gelişmeler bu seyirde devam ederken Cumhurbaşkanı Erdoğan bu gelişmelerden yararlanarak son yıllarda gerginleşen Türk Amerikan ilişkilerini düzeltmek, daha da doğrusu kendisinin ABD ile ilişkilerini düzeltmek için bu göreve talip oldu. Çünkü ABD son yıllarda olmadığı kadar Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı hedef almış ve ülkemize en ağır yaptırımları uygulamaya başlamıştı. S – 400 Füze Savunma Sistemi konusu zaten ABD için başlı başına bir kozdu. Öte yandan Halkbank Davası, ülkemizin Suriye’de oynadığı etkin rol, Doğu Akdeniz meselesi, Libya konusu ve Kıbrıs meselesi de ABD için sorunlu konular arasındaydı.

ABD ile öne çıkan sorunlar güncelliğini sürdürürken şimdi yeni sorunlar da ortaya çıkmaya başladı. Sezgin Baran Kormaz’ın ABD’li Kingston kardeşler ile ABD’nin dolandırılması konusu da önemli hale geldi. Öte yandan ABD’nin ülkemizi çocuk asker kullanımına karışan ülkeler listesine eklemesi işin tuzu biberi oldu. Yani ABD son yapılan NATO toplantısında ülkemizi sistem dışına itmemişti ama yardım eli de uzatmamıştı. Zaten toplantı öncesi yapılan görüşmelerden Türk Amerikan ilişkilerinin seyrinin hangi mecrada gelişeceği üç aşağı beş yukarı belli olmuştu. Biden Erdoğan görüşmesi de bu çerçeve içerisinde gerçekleşti. Cumhurbaşkanı Erdoğan ise bu tabloyu değiştirmek için Afganistan’ın Kabil Havaalanı’nın güvenliğini sağlamayı teklif etti.

Gelinen süreç itibarıyla Milli Savunma Bakanı Hulisi Akar, bu konu ile ilgili bir açıklama yaptı. Hulusi Akar yapmış olduğu açıklamada Kabil Havaalanının korunması ile ilgili ABD ile yürütülen görüşmelerde bir gelişme olmadığını itiraf etti. Demek ki ABD tarafı bu konu da samimi değilmiş. ABD zaten ne zaman samimi oldu ki?

“Afganistan’daki havalimanının işletilmesi için şu an alınmış bir karar yok”

Kabil Havaalanının güvenliğinin ülkemiz tarafından korunması ile ilgili şu ana kadar yapılan görüşmelerden bir sonuç çıkmaması ABD ile NATO’nun ülkemize bu görev için diplomatik, lojistik ve mali konular da destek vermeye istekli olmadığını gösteriyor. Bunun yanında Pakistan ile Macaristan’ın da böyle bir göreve sıcak bakmadıkları biliniyor. Bu ülkeler ABD’nin boşalttığı bir bölgede görev almanın ne kadar tehlikeli olduğunu gayet iyi biliyorlar. Öyle ya, ABD’nin bile hakkından gelemediği bir terör örgütü ile ülkemizin arkasından sürüklenip gitmenin nelere sebep olacağını gayet iyi biliyorlar.

Taliban ile mücadele etmenin kolay bir iş olmadığını söz konusu güç birliği yapmak istediğimiz bu ülkeler bile anlamışken Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın anlamaması ülkemiz adına başlı başına bir sorundur. Meseleye salt Türk Amerikan ilişkilerinin düzeltilmesi açısından bakmak beraberinde daha çok sorun üretir. Çünkü NATO ve ABD’nin terk edeceği bir ülkede güvenliği sağlamaya talip olmak, olmayacak duaya âmin demektir. Kaldı ki, böyle bir görevi üstlenmek gelinen durum itibarıyla Türk Amerikan ilişkilerini daha ileri bir noktaya da taşımaz.

Türk Ordusu kurumsal kimliğini koruduğu yıllarda bu tür önemli konular Milli Güvenlik Kurullarında masaya yatırılırdı. Ayrıca Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde de tartışılırdı. Ancak ülkemizde uygulanmakta olan Başkanlık Sisteminden dolayı Cumhurbaşkanı Erdoğan her türlü kararı kendisi almaya başladı. Bu tutum ne yazık ki, ülkemizi zor durumda bırakıyor. Oysaki bir terör örgütünün esir aldığı bir ülkenin havaalanının korunmasına talip olmak çok büyük bir hatadır. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın aldığı bu karar ABD ile olan ilişkilerini düzeltmez ama belli bir süreliğine uygulanmakta olan yaptırımları hafifletebilir. Belki geri bir tarihe ertelenmesine katkıda bulunabilir. Ancak sırf ABD ile olan ikili ilişkileri düzeltmek uğruna Türk askeri Taliban’ın önüne atılamaz. Böyle bir hata NATO’ya girme pahasına bir nevi Kore’ye asker göndermeye benzer. Evet, Kore’ye asker göndermenin mükâfatı olarak NATO’ya alındık ama bunun karşılığında 741 şehit ve 2.147 yaralı verdik. Şimdi bizi Afganistan’da nelerin beklediği üç aşağı beş yukarı belli iken böyle bir maceraya atılmanın bedeli ağır olur.

Cumhurbaşkanı Erdoğan Kabil Havaalanının güvenliğini sağlamak ile ABD ile aramızdaki gerginliğin sona ereceğini düşünüyorsa büyük bir yanılgı içinde olduğunu söyleyebilirim. Çünkü ABD hiçbir zaman attığı adımdan geri dönmez. Zamanın koşullarına göre atacağı adımı geciktirebilir. Lehine bir durum söz konusu olursa bir süreliğine erteleyebilir. Ancak sonuç itibarıyla atacağı adımdan asla geri dönmez. Bugün ABD ile ülkemiz arasındaki gelişen sorunlara baktığımız zaman konunun ne kadar önemli olduğunu anlayabiliriz.

ABD ile ülkemiz arasında gerginliğe yol açan sorunları tekrar bir gözden geçirelim. Son yapılan NATO toplantısında alınan kararlara baktığımız zaman ABD düşman olarak Rusya ile Çin’i hedef göstermişti. Ülkemiz ise bu iki ülke ile zaman zaman güç birliği yaptı ve yapmaya da devam ediyor. Rusya’nın sayesinde Suriye’nin kuzeyinde Fırat Kalkanı, Zeytin Dalı ve Barış Pınarı operasyonlarını düzenledik. Rusya’dan S – 400 Füze Savunma Sistemi aldık. Rusya’ya yaş sebze ve meyve ihraç ediyoruz. Doğal gaz alıyoruz. Bu ülkeden turist kafilesi geliyor. Rusya ile bugüne kadar yapılan güç birliği elbette ülkemiz açısından son derece önemlidir. Bugüne kadar ABD’den görmediğiniz yakınlığı Rusya’dan gördük. Bugüne kadar Rusya ile yapmış olduğumuz güç birliğinin binde birini bile ABD’den göremedik. Hal böyleyken uçağını düşürmemize rağmen, büyükelçisine düzenlenen suikastı önleyemememize rağmen İdlib’de Suriye Devletine karşı örgütlenen terör yuvalarını desteklememize rağmen Rusya ülkemize her zaman yardım eli uzattı. Bu konuda Rusya’nın da elbette çıkarları var ama sonuçta çıkarlarımız bölge barışı adına son derece önemlidir. Bu sebeple Rusya ile son yıllarda geliştirdiğimiz güç birliği ABD ile ikili ilişkileri düzeltme uğruna heba edilemez niteliktedir.

ABD ile Kabil Havaalanının korunması ile ilgili şu ana dek bir gelişmenin yaşanmaması Rusya ile ikili ilişkilerimizin bozulmaması adına son derece olumludur. Esasen ABD ile ikili ilişkileri düzeltmenin yolu ABD’ye karşı boyun eğmekle sağlanamaz. ABD’ye boyun eğdikçe ABD daha fazlasını ister. Bu süreçte yapılması gereken en iyi yol, ABD ile ikili ilişkileri düzeltmek değil, Rusya ile ilişkileri daha da geliştirmektir.

Diğer taraftan ABD zaten gerek S – 400 Füze Savunma Sistemi konusunda, Halkbank Davası konusunda, Doğu Akdeniz konusunda, Kıbrıs konularında ülkemizden taviz bekliyor. Bu konularda verilecek bir taviz ülkemizi daha da zora sokacaktır. Ancak Suriye, İran, Irak ve Rusya ile Astana süreçlerinde başlatılan güç birliği samimi bir şekilde devam ettirilir ise ABD’nin ülkemize karşı uyguladığı yaptırımlar da etkisiz kalır. ABD öteden beri İran’a yaptırımlar uyguluyordu. İran ise bu yaptırımlar konusunda gram boyun eğmedi. Aksine dik durdu ve kazanan İran oldu. Rusya’nın İran’a desteği devam ettikçe İran daha da güçlenecek.

İkili politika yürütmek belki belli bir zaman diliminde başarı sağlayabilir, ancak böyle bir politikanın sürdürülebilirliği uzun vade de sonuç vermez. İşte geldiğimiz nokta itibarıyla deyim yerindeyse iki arada bir derede kalmış bulunmaktayız. Bu çıkmazı aşmanın tek yolu ABD ile ikili ilişkileri tamir etmek için Kabil Havaalanının güvenliğine talip olmak değil, Rusya, İran, Irak, Suriye ve Çin ile ilişkileri daha da geliştirmektir. 05.07.2021

3357 Tıklama Toplam 2 Tıklama bugün

Paylaş

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.