RUSYA İLE ÇİN YETMEDİ, ŞİMDİ DE KUZEY KORE

Emperyalizm, yayılmacılık veya ekspansiyonizm, bir devletin veya ulusun başka devlet veya uluslar üzerinde kendi çıkarları doğrultusunda etkide bulunmaya çalışmasıdır.

Yıl, 1947. Birleşik Krallık İkinci Dünya Savaşından yıpranarak çıkmıştı. Savaşın getirdiği ekonomik yük de ağır gelmişti. Birleşik Krallık zaten öteden beri Avrupalı ülkelere yapmakta olduğu yardımları da devam ettiremez hale gelmişti. 21 Şubat 1947 tarihinde Birleşik Krallık’ın ABD Büyükelçisi Lord Inverchapel ABD Dışişleri Bakanlığı’na iki resmi not gönderdi. Lord Inverchapal bu notlarda Yunanistan’ın içinde bulunduğu iç savaş ve ekonomik durumun etkisiyle ülkenin çökme durumuna geldiğini bildiriyordu. Öte yandan komünist gerilla hareketi sosyalist rejimi Yunanistan’a getirmek üzere idi. Ekonomik sıkıntı içinde bulunan Birleşik Krallık da bu ülkeye 1944 yılından beri yapmakta olduğu yardımları 31 Mart’tan sonra kesme kararı almıştı.

İkinci notta ise Birleşik Krallık’ın Türkiye’ye yapmakta olduğu askeri ve ekonomik yardımı 31 Mart’tan sonra yapamayacağı belirtiliyordu. Bu gelişme ABD Başkanı Truman’ın Birleşik Karalık’ın Ortadoğu’da yüklendiği görevi devralma ve sosyalist rejimin önünü kesme anlamında ilk adımları atmasına neden oldu.

ABD Başkanı Harry Truman 12.03.1947 tarihinde ABD Kongresinde daha sonra Truman Doktrini olarak da anılacak olan şu konuşmayı yaptı.

Sayın Başkan, Sayın Konuşmacı, Birleşik Devletler Kongresi Üyeleri:

Şu anda size değerlendirmeniz ve kararınız için sunduğum mevcut durumun bir yönü, Yunanistan ve Türkiye ile ilgilidir.

Yunanistan’a yardım eden İngiliz Hükümeti, 31 Mart’tan sonra başka hiçbir mali veya ekonomik yardım yapamaz. Büyük Britanya, kendisini Yunanistan da dahil olmak üzere dünyanın birçok yerinde taahhütlerini azaltma veya tasfiye etme zorunluluğu altında buluyor.

Türkiye, savaştan bu yana, ulusal bütünlüğünün korunması için gerekli olan modernizasyonu gerçekleştirmek amacıyla İngiltere ve ABD’den ek mali yardım talep etti.

Ortadoğu’da düzenin korunması için bu bütünlük çok önemlidir.

İngiliz Hükümeti bize, kendi güçlüklerinden dolayı Türkiye’ye artık mali veya ekonomik yardım yapamayacağını bildirdi.

Yunanistan örneğinde olduğu gibi, Türkiye ihtiyacı olan yardımı alacaksa, bunu ABD sağlamalıdır. Bu yardımı sağlayabilecek tek ülke biziz.

Bu konuşma aynı zamanda dünyanın jandarmalığının Birleşik Krallık ’tan ABD’ye geçtiğinin tarihidir.

ABD’nin bu süreç içinde düşmanı 30.12.1922 yılında kurulan Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği’ydi. Bu dönemler aynı zamanda Soğuk Savaş dönemleriydi. Ve bu Soğuk Savaş dönemlerinde her iki blok kıyasıya mücadele ettiler. Tansiyon ilk dönemlerde yükseldi, sonraki dönemlerde düştü.

Sovyetler Birliği’nin 25.12.1991 tarihinde dağılmasıyla birlikte ABD düşmansız kaldı. Çünkü Sovyetler Birliği çökmüş ve gerçek anlamda bir düşman kalmamıştı. Ancak düşmansız yapamayan ABD yeni düşman bulmakta gecikmedi. Çünkü emperyalizm böyle bir şeydir. Yoksul devletleri sömürmenin ve onların zengin yeraltı kaynaklarını ele geçirmenin bir yolu düşman icat etmektir. ABD bu süreçte Afganistan’da İslami terörü, Irak’ta kitle imha silahlarını bahane etti. Aslında İslami terörü finanse eden kendisiydi. Irak’ta kitle imha silahlarının olduğu yalanını söyleyen de yine kendisiydi.

Günümüze geldiğimizde bugün düşman Rusya ile Çin’dir. Rusya’yı Ukrayna üzerinden çevrelemeye çalışıyor. Keza Çin’i de bu ülkeden aldığı ithal mallara yüksek gümrük vergisi uygulayarak etkilemeye çalışıyor. Çin’i aynı zamanda Uygur Türklerine soykırım uyguladığı varsayımıyla suçluyor. Diğer taraftan yeni düşman icat etmeye de devam ediyor. ABD Başkanı Joe Biden yeni düşman olarak Kuzey Kore’yi belirledi. Kuzey Kore’nin nükleer programına yönelik ‘’ Amerikan ve dünya güvenliği için tehdit oluşturuyor’’ dedi. Bu suçlamaya Kuzey Kore Dışişleri Bakanlığı’ndan ‘’ ABD’yi çok vahim durumda bırakacak yanıt veririz’’ açıklaması geldi.

ABD Başkanı Joe Biden daha yakın bir zamanda Rusya Devlet Başkanı için de katil tanımlaması yapmıştı. Joe Biden, Rusya Devlet Başkanı Putin’in “katil” olduğunu ve ABD seçimlerine müdahale ettiği için “bedel ödeyeceğini” söylemişti. Vladimir Putin bu suçlamaya “insanlara taktığınız isimler, en iyi sizin için geçerlidir” diyerek yanıt vermişti. ABD açısından gerçek bir düşmanın olup olmadığı önemli değildir. Önemli olan hangi devlet ABD ile rekabet haline girmiş ise gerçek düşman odur.

ABD için her daim düşmana ihtiyaç vardır. Çünkü emperyalizmin çarkları böyle dönüyor. Yoksa sömüreceği ülkeleri karıştırmak ve yeraltı zenginliklerine el koymak istediği devletleri ele geçirmenin bahanesi olmazsa olmaz. ABD bu sebeple sırf Büyük Ortadoğu Projesini hayata geçirme uğruna kendi ülkesinden 3 bin civarında vatandaşının ölümüne neden olan 11 Eylül saldırılarını tertipledi. Daha ötesi var mı? 05.05.2021

1015 Tıklama Toplam 1 Tıklama bugün

Paylaş

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.