İKTİDAR DEĞİŞİKLİĞİ ÜLKEYE NEFES ALDIRIR

Ülke olarak hakikaten zor bir dönemden geçiyoruz. Bundan önceki iktidar dönemlerinde de zor günler geçirmiştik. Ancak bu dönemde olduğu kadar demokrasinin rafa kaldırıldığı, insan hak ve özgürlüklerinin kısıtlandığı, adaletin ortadan kalktığı bir dönem yaşamamıştık. Ülkeyi yönetenlerin hesap verilebilirliği ortadan kaldırdığı, dış politikanın sağa sola savrulduğu, ülkenin kırmızıçizgilerinin sorgulandığı bir dönem yaşamamıştık. Eskiden adları yolsuzluğa karışan bakanlar istifa ederlerdi. Hatta böyle durumlarda hükümetler düşerdi. Şimdi bırakın istifa etmeyi oturduğu koltukları kendilerine hak sayıyorlar. Yani siyaset bu kadar yozlaştı.

Şimdi tabiri caizse at izinin it izine karıştığı bir dönem yaşıyoruz. Ülkemizin geldiği durum ile ilgili bu tespiti de daha önce sosyal medya üzerinden istifa eden eski Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak yapmıştı. Başka söze gerek var mı?

Ülkenin en büyük işveren kurumu TÜSİAD mart ayının sonunda Olağan Genel Kurul Toplantısı’nda çok önemli açıklamalar yaptı. Bu toplantıda TÜSİAD Başkanı Simon Kaslowski iktidarı şu cümleler ile eleştirdi.

“Şeffaflık, hesap verilebilirlik, kurumsal özerklik, istişare, çoğulculuk, mutabakat arayışı gibi konuların önemini vurgulamaya devam edeceğiz. Kalkınmanın ön koşulu istikrardır, son 2,5 yılda TÜİK başkanı 4 kez, TCMB başkanı 3 kez değişmiştir.”

Yani TÜSİAD Başkanı açık açık ülkede şeffaflığın olmadığını hesap verilebilirliğin ortadan kalktığını söyledi. Ülkenin işverenleri de uygulanan politikalardan rahatsız olmaya başlamışlarsa ortada bir sorun olduğu ve ülkenin yatırım açısından da güvenirliğinin ortadan kalktığı aşikârdır. Böyle bir ortamda sürdürülebilir bir ekonomik politikadan söz etmek olanaksızdır. Her şeyden önce ülkenin merkez bankası başkanı uygulanan yanlış politikalardan dolayı sık sık değişmeye başlamışsa burada kesin bir sorun vardır. Ve bu sorun merkez bankası başkanlarında değil ülkeyi yöneten AKP iktidarından kaynaklanıyor. Çünkü merkez bankası bağımsızlığını yitirmiş bir konumdadır.

Yapılan Olağan Genel Kurul Toplantısında TÜSİAD Yüksek İstişare Konseyi Başkanı Tuncay Özilhan’da önemli açıklamamalar yapmıştı.

“Hepimiz son aylarda art arda gelen beklenmedik gelişmeleri anlamaya çalışıyoruz. Ortalığın toz duman olduğu, yetki ve sorumlulukların sınırlarının bulanıklaştığı durumlarda karar nasıl alınır; nereye gittiğimiz konusunda kafamızda bir cevap yoksa plan nasıl yapılır? Kurumsal yapıların öngörüldüğü gibi çalışacağı varsayımı olmadan yarın ne olacağı nasıl bilinir; ilan edilmiş olan kurallar yarın değişebilirse, yarına ilişkin kararlar nasıl alınır?”

Tuncay Özilhan’ın yapmış olduğu tespit de son derece önemlidir. Ülkenin geldiği durum itibarıyla iktidarın kıskacı altında bulunan işverenlerin de isyan etmesi son derece önemlidir. TÜSİAD’ın yapmış olduğu açıklamaların üzerinden yirmi gün geçti. İktidar partisinin halen daha eleştirilen konularda elle tutulur gözle görülür bir politikası yok. Belirsizlik aksine her geçen gün daha da büyüyor.

Cumhuriyet Halk Partisi son günlerde merkez bankasının kasasında görünmeyen 128 milyar doların nerede olduğunu sorguluyor. İktidar partisi tarafından bugüne kadar birçok açıklama yapıldı ama yapılan açıklamalar yeterli değil. Yapılan açıklamalar söz konusu açığı ortaya çıkartmaya değil, kapatmaya yönelik. İktidar partisi açıkça ülkeyi kendilerinin yönettiğini merkez bankasının birikimlerini istedikleri gibi değerlendirebileceklerini ve bu konuda hesap vermek zorunda olmadıklarını ima ediyorlar. TÜSİAD Başkanının eleştirileri de bu tür konular üzerineydi. Merkez Bankasının verileri muhalefetten dolayısıyla milletten saklamaya başlanmışsa burada kesin olarak bir sorun var demektir.

İktidar partisi döviz kurlarının yükseldiği dönemlerde sürekli hukuk ve ekonomi reformlarından bahsetmişti. Yandaş basın da bu söylemlerden heyecanlandıklarını ballandıra ballandıra anlatmışlardı Geldiğimiz süreçte ne bir hukuk reformu ne de ekonomi reformu yapıldı. Hepsi boş çıktı. Zaten bu söylemler dış yatırımcıların ülkede kalmasını ve yeni yatırımcıları çekmek maksadı ile söylenmişti. Yoksa iktidar partisinin samimi olarak reform yapıp yapmayacağı bugüne kadar uyguladığı iç ve dış politikalardan anlaşılmıştı. Gelinen durum itibarıyla bugüne kadar yaşanan bütün olumsuzluklar nedeniyle iktidar partisinin yapacağı tek bir hamle kaldı o da, ülkeye daha fazla zarar vermeden istifa etmektir.

Ülke de yaşanacak bir iktidar değişikliği, ekonomi, insan hak ve özgürlükler, adalet, demokrasi, kadın hakları ve dış politikada birçok değişikleri de beraberinde getirir. Böyle bir değişim aynı zamanda ülkenin nefes almasını sağlar. 19.04.2021

2216 Tıklama Toplam 1 Tıklama bugün

Paylaş

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.