ABD’NİN RUSYA İLE ÇİN’İ ÇEVRELEME POLİTİKASI

Amerika Birleşik Devletleri öteden beri dünyaya tek başına hâkim olabilmek için Rusya ile Çin’i çevreleme politikası güdüyor. Çünkü bu iki ülkenin varlığı ABD’nin dünyaya tek başına egemen olma politikasına engel olmaktadır. Bu sebeple kimi zaman Rusya’yı, kimi zaman da Çin’i daha tehlikeli buluyor. Bu duruma göre de politika üretiyor. Yani anlayacağınız, duruma göre şerbet olayı.

Son dönemlerde ABD’de bulunan düşünce kuruluşları da düzenledikleri raporlar ile Rusya ile Çin’i hedef tahtasına oturttular. ABD düşünce kuruluşlarından Rand Corporation’un ‘’Orta Doğu’da ABD’nin Stratejisini Yeniden Tasarlamak ‘’ adlı raporu da bu duruma yöneliktir. ABD’nin uyguladığı politikayı biraz daha açık tarif edeyim. Politikasını düne kadar hep kendi çıkarı açısından değerlendirdiği gibi bugünde aynı şekilde değerlendirmeye devam ediyor. Çünkü kendisini dünyanın efendisi olarak görüyor. Ona göre dünyada bulunan diğer tüm devletler onun kulu, kölesi durumundadırlar. İster kabul edin, ister etmeyin ABD dünyaya bu açıdan bakıyor. Ülkemiz de maalesef bu devletin jandarmalığını yapıyor. Şu bir gerçek ki, sömürge anlayışına sahip bir devlet ile müzakere değil mücadele edilir. Ne acıdır ki, bu devlet ile mücadele kapsamında ne iktidar cephesinden, ne de muhalefet cephesinden mücadele edecek bir irade var. İktidar cephesi yeniden uzlaşı ortamı ararken, muhalefet cephesi de ondan medet umuyor. Umut beklediğiniz muhalefet de ABD’den medet umuyor. İşin en kötü tarafı da maalesef budur.

ABD şimdi de Yunanistan’ı işgal etmenin hazırlığı içine girdi. Yani Ortadoğu’ya yerleştiği yetmemiş gibi şimdi de Yunanistan vasıtasıyla Ege ve Akdeniz’de yeni roller üstlenmeye hazırlanıyor. ABD’nin bu yeni girişiminin ülkemizi olumsuz yönde etkileyeceğine dair hiçbir şüphe yok. İktidar cephesinden de bu konuda ise elle tutulur, gözle görülür hiç bir tepki yok. Tüm olup bitenleri tribünden seyrediyorlar.

Doğu Akdeniz meselesi ise son dönemlerde gaz konusu ile ön plana çıkmıştı. Akdeniz gaz konusu ile Doğu Akdeniz Gaz Forumu Tüzüğü, Eylül 2020’de Mısır, Yunanistan, Güney Kıbrıs, İsrail, İtalya ve Ürdün tarafından imzalanmıştı. Ülkemiz ise Libya ile deniz yetki alanları anlaşması yapmıştı. Son olarak ABD, Doğu Akdeniz’deki gaz piyasasını düzenlemek için kurulan ve ülkemizin dışlandığı Doğu Akdeniz Gaz Forumu’na resmi katılım başvurusunda bulundu. Yunanistan’ın Çevre ve Enerji Bakanı Kostis Hatzidakis, Parlamento’da yaptığı konuşmada söz konusu bu duruma şöyle açıklık getirdi.

‘’Doğu Akdeniz Gaz Forumu Kahire merkezli olacak. Forum’a, ortak çıkarları ve hedefleri paylaşan herhangi bir ülkenin yanı sıra, çalışmaları gözlemci olarak izlemek isteyen ülkeler ile bölgesel veya uluslararası örgütler de üye olabilecek. Zaten Fransa, 2020’nin sonunda Forum’a üye olarak katılmakla ilgilendiğini ifade etmişti. ABD ise 13 Ocak 2021 tarihinde örgüte katılma talebinde bulundu.”

Tüm bu gelişmeler dünyanın gözü önünde oluyor. ABD 13.01.2021 tarihinde katıldığı Doğu Akdeniz Gaz Forumu için şimdi tası tarağı toplayarak Yunanistan’a yerleşiyor. ABD durumu uzaktan idare etmenin zor olduğunu anlamış olacak ki, şimdi bizzat işin başına geliyor. Bu girişimi başka türlü açıklamanın bir anlamı yok. Yani ABD göstere göstere taraf olduğu devletler ile Akdeniz’de şov yapmaya hazırlanıyor. Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar halen daha S- 400’ler konusunda ABD’ye yazdığı mektuba yanıt bekliyor. ABD yanıtı çoktan verdi. Yaptığı hamleler ile de veriyor. Daha nasıl verecek?

ABD’nin Yunanistan’a Yerleşmek İstemesinin Nedenleri:
1. Büyük Ortadoğu politikasında yeni cephe açmak,
2. Suriye’ye Akdeniz’den de müdahale ederek Rusya’nın alanını daraltmak,
3. Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ne karşı Kıbrıs Rum Kesimini Akdeniz’den desteklemek,
4. Doğu Akdeniz Gaz Forumuna katılmak suretiyle Türkiye ’yenin karşı cephesinde bulunan ülkeleri yerinden desteklemek,
5. Türkiye’ye Akdeniz’den baskı yapmak,

Göründüğü gibi hal ve durum ortadadır. Biden seçimi kazandığında boşuna ‘’ABD geri döndü’’ demedi. Aslında ABD hiçbir zaman geri dönmemişti. Sadece ve sadece bir ara Trump araya girmişti ve Trump ticaretçi kafasıyla ABD’yi kafasına göre yönetmişti. Oysaki derin ABD Büyük Ortadoğu Projesini tamamlamak istiyordu. Sırada daha Büyük Asya Projesi vardı. Büyük Ortadoğu Projesi bitmeden Büyük Asya Projesine başlayamaz. Bu sebeple ABD’nin acelesi var. Rusya ile Çin’i kısa zamanda durduramaz ise bu iki ülke ABD’yi sollayıp geçecekler. ABD işte şimdi bu adımları atıyor. Attığı her adım Rusya ile Çin’i kontrol altına alma üzerinedir. Yoksa yakın bir zamanda etkisini ve gücünü kaybetmiş bir devlet haline dönüşecek. Bu da ABD’nin sonu olacak. 01.03.2021

525 Tıklama Toplam 3 Tıklama bugün

Paylaş

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.