ABD’NİN DÜNYA’YA EGEMEN OLMA POLİTİKASI

ABD varlığını sürdürebilmek ve Dünya’ya hükmetmeye devam edebilmek için yıllardır düşman üretme politikası uyguladı. Bu politika ile bugüne kadar hep başarılı oldu. Ancak her politikanın bir sonu olduğu gibi bu politikanın da bir sonu vardır.

Rusya’da 15.03.1917 yılında Şubat Devrimi olmuş ve Çarlık rejimi yıkılmıştı. Bu devrimin ardından 25.10.1917 tarihinde de Bolşevik Devrimi meydana geldi. Sonrasında 30.12.1922 yılında Sovyetler Birliği kuruldu. Sovyetler Birliği’nin kurulması ve bölge ülkelerinin bu birliğe katılmaları öncelikli olarak İngiltere’yi rahatsız etti. Çünkü İngiltere o döneme kadar Dünya’nın jandarmalığını sürdürüyordu.

İngiltere İkinci Dünya Savaşında çok yıprandı. Savaşın getirdiği ekonomik yük de ağır geldi. İngiltere zaten öteden beri Yunanistan ve Türkiye’ye yapmakta olduğu yardımları da devam ettiremez hale gelmişti. 21 Şubat 1947 tarihinde İngiltere’nin ABD Büyükelçisi Lord Inverchapel ABD Dışişleri Bakanlığı’na iki resmi not gönderdi. Lord Inverchapal bu notlarda Yunanistan’ın içinde bulunduğu iç savaş ve ekonomik durumun etkisiyle ülkenin çökme durumuna geldiğini bildiriyordu. Öte yandan komünist gerilla hareketi sosyalist rejimi Yunanistan’a getirmek üzere idi. Ekonomik sıkıntı içinde bulunan İngiltere bu ülkeye 1944 yılından beri yapmakta olduğu yardımları 31 Mart’tan sonra kesme kararı almıştı.

İkinci notta ise İngiltere’nin Türkiye’ye yapmakta olduğu askeri ve ekonomik yardım 31 Mart’tan sonra yapılamayacağı belirtiliyordu. Bu gelişme ABD Başkanı Truman’ın İngiltere’nin Ortadoğu’da yüklendiği görevi devralma ve sosyalist rejimin önünü kesme anlamında ilk adımları atmasına neden oldu.

ABD gelişmeler üzerine Dünyanın jandarmalığını İngiltere’den devraldı. İlk etapta Türkiye ve Yunanistan’a Marshall Yardımları yapıldı. Sonraki dönemlerde bu yardımlar ekonomisi zayıflayan diğer Avrupa ülkelerine de yapıldı. Bütün amaç ekonomisi zayıflayan ülkeleri Sovyetler Birliği’ne kaptırmamaktı. Dolayısıyla Dünya’nın egemenliğini her daim elde tutmaktı.

Soğuk Savaş dönemi boyunca ABD ile Sovyetler Birliği kıyasıya mücadele ettiler. Bu dönemlerde ABD’nin tek düşmanı Sovyetler Birliği’ydi. NATO’da bu sebeplerden dolayı 04.04.1949 yılında kurulmuştu. Sovyetler Birliği’nin 25.12.1991 tarihinde dağılmasıyla birlikte ABD Dünya arenasında tek başına kaldı.

Bu süreçte Çin gelişmeye başladı. Sonrasında Rusya tekrar kendisinden söz ettirmeye başladı. Irak ve Libya’nın işgal edilmesine sessiz kalan Rusya, Suriye’nin işgali ile kendisine geldi. Çünkü Suriye’den sonra sıra İran’a ve Türkiye’ye geliyordu. Suriye, İran ve Türkiye’nin düşmesi demek sıranın kendisine gelmesi demekti. Çünkü ortada Büyük Ortadoğu Projesi vardı ve bu proje bütün hızıyla devam etmekteydi. Rusya’nın kendine gelmesiyle bugün Suriye yine işgal altında ama henüz düşmedi. Devlet Başkanı Beşar Esat görevini devam ettiriyor. Ancak ABD yine de petrolün bulunduğu bölgeleri işgal etmiş durumdadır.

ABD Sovyetler Birliği’ni dağıttıktan sonra karşısına hiçbir gücün çıkamayacağını düşünüyordu. Ancak Rusya’nın kendisini tekrar toparlayacağını ve Suriye’de karşısına çıkacağını hesap edemedi. Keza Çin’in de Dünya ticaret hacminde kendisini yakalayacağını düşünemedi. ABD’nin dün tek düşmanı Sovyetler Birliği iken bugün artık Rusya ve Çin’dir. Bu ülkeleri eskiden olduğu gibi korkutmak ve düşman ilan etmek de artık çözüm değil.

Ekonomin güçlü ise siyasi yönden de güçlü olabilirsin, ancak ekonomin eskisi kadar güçlü değil ise siyasi yönden de güçlü olamazsın. 21.12.2020

3105 Tıklama Toplam 1 Tıklama bugün

Paylaş

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.