DOĞU AKDENİZ MESELESİ RUSYA İLE ÇÖZÜLEBİLİR

AKP iktidarı Doğu Akdeniz meselesinin 10 – 11 Aralık ‘ta Avrupa Birliği Liderler Zirvesinde ele alınacağından dolayı bu ülkeler ile uyum sürecine girdi. Yargı ve ekonomi de reform başlatmak istemelerinin bir sebebi de budur. Yargı ve ekonomi de başlatmak istedikleri reformun diğer bir sebebi de piyasalara güven vermek istemeleridir. Faiz artışına da sırf bu sebeplerle katlanıyorlar. Yoksa gerçekte reform filan yaptıkları da, yapacakları da yok. Öyle olsaydı bugüne kadar geçen süreç içinde ciddi anlamda adım atarlardı. Atılan adım da sözde kalmaz eylem ile örtüşürdü.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, partisinin Kütahya, Afyonkarahisar, Batman ve Siirt 7. Olağan İl Kongrelerine, İstanbul Vahdettin Köşkü’nden canlı bağlantıyla katılarak, bu konuda şu açıklamada bulunmuştu.

‘’ Kendimizi başka yerlerde değil Avrupa’da görüyor, geleceğimizi Avrupa ile kurmayı tasavvur ediyoruz’’

Keza yine Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın, Brüksel’e bir ziyaret gerçekleştirdi. Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın yaptığı görüşmelerde AB Konsey Başkanı Charles Michel’in Dış Politika Başdanışmanı Maryam Van den Heuvel, AB Komisyon Başkanı Ursula von der Leyen’in, Kabine Şefi Bjoern Seibert ve AB Dış İlişkiler Servisi Genel Sekreteri Helga Schmid ile ayrı ayrı görüşmüştü.

Tüm bu girişimler, AB ülkeleri ile özde değil, sözde sıcak ilişkiler kurmak içindi. Yani Avrupa Birliği AKP iktidarına göre ihtiyaç duyulunca can haliyle sarılanacak, ihtiyaç duyulmadığı zaman ise veryansın edilecek bir birlik idi. Hoş, Avrupa Birliği ülkeleri de bizi birliğe alacakları filan yoktu ama onlar da geçmiş dönemde üyelik vaadi ile istediklerini ülkemize dayatma peşinde olmuşlardı. İşte şimdi yine AKP iktidarı Avrupa Birliği ülkelerine lüzum üzerine sıcak mesajlar vermek suretiyle 10 ve 11 Aralık’ta yapılacak Liderler Zirvesini etkilemek suretiyle Doğu Akdeniz konusunda olası yaptırımları hafifletmeye çalışıyor. Doğu Akdeniz meselesi hiç kuşkusuz ülkemiz açısından son derece önemli bir konudur. Ve bu konu Doğu Akdeniz’deki çıkarlarımız açısından hiç te hafife alınacak bir konu değildir. Ancak bu konu Avrupa Birliği ülkelerine verilecek sıcak mesaj ile çözülecek bir durum değildir.

Konunun gelinen durum itibarıyla normal şartlarda çözümlenemeyeceğini Merkel yaptığı açıklamada belli etmişti.

“Türkiye’nin tartışmalı sularda doğal gaz arayışını, 10 Aralık’ta yapılacak bir sonraki AB zirvesinde masaya yatırma konusunda uzlaştık. Bu konuda hiçbir soru işareti yok. O zamana kadar yaşanacak gelişmeleri izleyeceğiz ve ona göre bir karar vereceğiz. Şu an başka bir şey söyleyemem ama bugüne kadar olayların umduğumuz şekilde gelişmediğini söyleyebilirim”

Hal böyleyken AB’ye eskiden sarf edilen mesajları pas geçip yeniden sıcak mesajlar vermenin hiçbir şeye faydası olmaz. Zaten bu aşamada verilen mesajların da bir anlamı olmaz. Yani AB ülkeleri bu süreçte boş vaatlere pabuç bırakacak gibi değiller. Alman askerlerinin Libya’ya giden gemimizde arama yapmalarının bir sebebi de budur. Yani ortamın gerilmesini ve yapılacak liderler zirvesinde ülkemize karşı ağır yaptırımların alınmasını sağlamaya çalışıyorlar.

Gelinen durum itibarıyla Avrupa Birliği ülkeleri ile yeniden sıcak ilişkiler kurmanın iki yolu var. Bunlardan birisi öncelikle Doğu Akdeniz konusunda geri adım atmaktır, Eğer bu adımı atacak olursak Avrupa Birliği ile görüşme trafiğini yeniden başlatabiliriz. Böylelikle Dış piyasalara güven vermiş oluruz. Ülkemize daha fazla dış yatırımcıyı da çekebiliriz. Eğer amaç bu ise sıkışan ekonomiyi kısa bir süreliğine rahatlatmış oluruz. Ancak bu hamleyi yapacak olursak verilecek tavizlerin arkası kesilmez. Böyle bir adım ülkemizi daha da çıkmaza sürükler.

Avrupa Birliği ilişkileri ile ikinci izlenecek yol ise hiçbir taviz vermeden Rusya ile olan ilişkilerimizi yeniden gözden geçirmektir. Yani Astana sürecine yeniden geri dönmektir. Ülkemizi bu kıskaçtan ancak ve ancak Astana süreci çıkarır. Ancak bunun için en başta Suriye ve Libya’da Rusya ile ortak hareket etmemiz gerekir. Suriye Devletine karşı eline silah almış teröristler ile bağımızı kesip Suriye Devlet Başkanı Beşar Esat ile yeniden görüşmeye başlamamız gerekir. Keza yine Libya’da Rusya ile ortak hareket etmemiz gerekir. Doğu Akdeniz konusunda bizi söz sahibi yapacak adım budur.

Geçmiş dönemde Suriye’de söz sahibi olmak için Rusya ve Suriye’nin izniyle ABD’ye karşı nasıl Fırat Kalkanı ve Zeytin Dalı Harekâtını düzenlemiş isek şimdi de Avrupa Birliği ülkelerine karşı Rusya ile ortak harekât ederek Doğu Akdeniz konusunda elimizi güçlendirebiliriz. Ancak atılacak adımlar samimi olmalı. Yoksa Avrupa Ülkelerini ikna edemediğimiz gibi Rusya’yı da ikna edemez hale gelirsek, işte o zaman işimiz gerçekten zor olur. 30.11.2020

2648 Tıklama Toplam 3 Tıklama bugün

Paylaş

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.