MERAL AKŞENER İYİ BİR SINAV VEREMEDİ

Ülkemiz yine zor günlerden geçiyor. Hakikaten bu dönemlerde yine olmadığı kadar olumsuzlukları yaşamaya başladık. COVİD 19 Korona salgını tam gaz devam ediyor. Hatta bu aralar ikinci zirvesini yaptı. Kış ayı daha gelmeden salgının artmış olması hiç te hayra yorulacak bir durum değil. Dolayısıyla salgının kış aylarını düşünmek bile istemiyorum.

Diğer taraftan dış politika olarak Suriye, Doğu Akdeniz, Libya konusu gündemdeki yerini korumaya devam ediyor. Birçok cephede mücadele veriyoruz. Bu ara Kıbrıs’ta Cumhurbaşkanlığı seçimleri yapıldı. Ver kurtul politikası güden Mehmet Ali Talat Cumhurbaşkanlığı seçimini kaybetti. Yerine Kıbrıs’ın menfaatlerini savunan ve Doğu Akdeniz konusunda ortak hareket edebileceğimiz eski Başbakan Ersin Tatar Cumhurbaşkanı seçildi. O kadar olumsuzluğun arkasından Ersin Tatar’ın Cumhurbaşkanı seçilmesi iyi bir gelişme oldu. Hani ara sıra bazen böyle gelişmeler de olmasa büsbütün karamsar olacağız.

İç siyaset ise her zaman olduğu gibi yine bu aralar pek iç açıcı değil. İyi Parti bu aralar iyice karıştı. Taraflar birbirlerini suçluyorlar. Bu kavganın ateşi ise oy verilmeyecek liste ile ortaya çıkmıştı. Daha doğrusu bunun öncesi de var. Asıl mesele Ümit Özdağ’ın İstanbul İl Başkanı Buğra Kavuncu’nun partinin kurucular kurulunda yer almasını önlemesi ile başlıyor. Sonrasında Buğra Kavuncu’ da Ümit Özdağ’ın partinin genel idare kuruluna girmesini önlüyor. Partililerin seçilmesine engel olmak ne kadar doğrudur, bilemiyorum.

Partinin Genel Başkanı Meral Akşener ise son kurultaydan bu yana maalesef iyi bir sınav veremedi. Bir genel başkan olarak Ümit Özdağ’ı her konuda ikna edebilmeliydi. Daha sonra da Buğra Kavuncu’yu ikna edebilmeliydi. Eğer siz genel başkan iseniz partilileriniz arasındaki sorunu çözebilmelisiniz. Yok, eğer partileriniz arasında taraf olursanız dışlamış olduğunuz partililerinizin güvenini kaybedersiniz. Hele hele dışladığınız partili bilgili ve donanımlı bir üyeniz ise daha hassas olmak durumundasınızdır. Yarından sonra benzer durumlarda yine bir taraf seçerseniz, gün geçtikçe inandırıcılığınızı tamamen kaybedersiniz.

Ümit Özdağ’ın ise bir televizyon kanalında partisinin il başkanını alenen FETÖ’cü ilan etmesi doğru olmadı. Böylelikle Ümit Özdağ kendisini liste dışı bırakan il başkanına iftira atmış oldu. Ümit Özdağ bunun yerine İstanbul il başkanı’nın FETÖ’cü olduğuna dair elinde kesin bilgi ve belge varsa bu durumu partinin kuruluş aşamasında genel başkana vermeliydi. Sonrasında da konuyu yargıya taşıyabilirdi. Eğer elinde böyle bir bilgi yok ise iftira atmak yerine Buğra Kavuncu ile hesaplaşmak için bir sonraki seçimi beklemeliydi. Böylelikle Buğra Kavuncu ile hesaplaşabilirdi. Ümit Özdağ açısından meselenin başka bir tarafı varsa onu bilemem. Bana göre partililerin seçilmemesi için liste dağıtmak veya iftira atmak hiç te etik bir davranış değildir. Kim kendini daha iyi ifade edebiliyorsa, kimin projesi daha başarılıysa, partiye kim daha faydalı olabilecek ise buna partililer karar vermelidir. Hem bir partilinin seçilmesini önlemek demokrasi ile bağdaşmaz. Bu durum her siyasi parti için geçerlidir.

İyi Parti il başkanı Buğra Kavuncu ile Ümit Özdağ arasında meydana gelen tartışma hiç kuşkusuz İyi Parti’ye zarar verdi. Ancak Buğra Kavuncu’nun konuyu yargıya taşıması iyi oldu. Böylelikle yargıya çok iyimser olmamakla beraber partilerin içindeki FETÖ’cüleri araştırma ve ortaya çıkarma fırsatı doğmuş oldu. Artık bundan sonrası yargının vereceği karara bağlıdır. Diğer yandan siyasi partilerin içindeki FETÖ araştırması salt İyi Parti ile de sınırlı kalmamalıdır. İktidar partisi ile diğer muhalefet partilerin içinde de FETÖ araştırması yapılmalıdır. Bu araştırma yeniden bir milat olmalıdır. Sonuçta bu araştırmadan siyasi partiler zarar görebilir ama en azından ülke kazançlı çıkar. 26.10.2020

3353 Tıklama Toplam 1 Tıklama bugün

Paylaş

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.