BU ARALAR PEKİYİ DEĞİLİM

Bir arkadaşımız ile telefonda görüşürken veya yüz yüze karşılaştığımız zaman hal hatır sormanın yanı sıra genellikle ‘’her şey yolunda mı?’’ diye sorarız. Sağlığımız ve keyfimiz yerinde ise bu soruya olumlu yanıt veririz, değilse yüzümüzü buruşturur olumsuz bir ifade takınırız. Şu bir gerçek ki, ülke olarak gerek Doğu Akdeniz’de meydana gelen gelişmelerden dolayı, gerekse Suriye’de yaşanan gelişmelerden dolayı ve etkinliği her geçen gün artan korona salgınından dolayı pekiyi değiliz. AKP iktidarının ülkemize verdiği zararlardan dolayı pekiyi değiliz. Ülkemizin geleceği ile ilgili beklenti açısından da artık pekiyi değiliz.

Her şeyin yolunda olmadığı bir başka konu da 2023 yılında veya anketlerde AKP’nin oy oranının artış göstermesi durumunda öne alınabilecek erken seçimle ilgilidir. İktidar cephesi başından bu yana 2023 hedeflerine kilitlenmiş durumda iken eline bir fırsat geçerse elbette en iyi bir şekilde değerlendirmek isteyecektir. Koronavirüs salgını ile mücadele ettiğimiz bu günlerde bile iktidar cephesi her ne kadar seçimin zamanında yapılacağını söylemiş olsa da erken seçimi her zaman masada tutuyor. İktidar cephesi daha önce de seçimlerin zamanında olacağını söylerdi. Oy oranları düşünce bu açıklamalarının pek bir anlamı kalmadı. Çünkü fırsatını bulunca baskın seçime gidiyorlar. Erken seçimlerin mimarı olan Bahçeli siyaset sahnesinde olduğu sürece erken seçim olur. Daha önce DSP Anavatan Koalisyon dönemlerinde de erken seçim istiyordu. O dönemlerde koalisyonu bitirmek için erken seçim istiyordu. Şimdilerde ise AKP’nin iktidarının devamı için erken seçim istiyor. Bu sebeple yakın bir gelecek de Bahçeli yine erken seçim isterse hiç şaşırmayalım.

Cumhur İttifakı seçim zamanını kollarken muhalefet cephesi de tek aday üzerinde uzlaşı sağladı. Cumhuriyet Halk Partisi, İyi Parti ve Saadet Partisi tek Cumhurbaşkanı adayı konusunda anlaşmış olduğu geçenlerde Halk TV’ye çıkan Meral Akşener’in açıklamalarından öğrendik. Hatırlayacağınız üzere Meral Akşener geçen Cumhurbaşkanı seçimlerinde Cumhurbaşkanı adayı olmuş ve böylelikle muhalefetin tamamının desteklemesi durumunda aday olabileceği söyleyen Abdullah Gül’ün önünü kesmişti. Cumhuriyet Halk Partisi de böylelikle Muharrem İnce’yi aday göstermek zorunda kalmıştı. Meral Akşener yaptığı açıklamada, ortak tek Cumhurbaşkanı adayının desteklenmesi gerektiğini ve kendisinin aday olmayabileceğini de ima ederek bir yerde Abdullah Gül’ün önünü açmış oluyordu.

‘’Sayın Gül’ün tüm siyasi partiler tarafından aday gösterilmesine dair bir teklif geldi. Cumhuriyet Halk Partisi’nin bir aday çıkarmasının doğru olacağını söyledim. Çeşitlilik olmasının gerektiğini düşündüm. İkinci turda da zaten herkes birleşir’’ Burada öncelik kendim değildim. Fakat tamamının üzerinden adaylık söz konusu oldu. Bütün siyasi partilerin ortak adayı olmakla ilgili bir durumu oldu. Sayın Gül benim arkadaşım. Kendisiyle ilgili olumsuz bir düşüncenin sahibi değilim.

Meral Akşener, ‘’Sayın Gül’ün tüm siyasi partiler tarafından aday gösterilmesine dair bir teklif geldi’’ derken Cumhuriyet Halk Partisi’nin tavanının zamanında  ‘’Abdullah Gül’ü aday göstermemiz söz konusu değil’’ açıklamalarına da yanıt veriyordu. Eğer Meral Akşener o dönem aday olmasaydı Kılıçdaroğlu Ekmelettin İhsanoğlu’nu nasıl aday gösterdi ise Abdullah Gül’ü de öyle aday gösterecekti. Ancak Abdullah Gül, muhalefetin ortak adayı olması durumunda aday olabileceğini söylemesi üzerine Abdullah Gül’den vazgeçilmişti. Cumhuriyet Halk Partisi’nin tavanı bu durumu ne kadar yalanlasa da gerçek buydu.

Meral Akşener’in yapmış olduğu açıklamalardan muhalefetin erken veya zamanında yapılacak seçimlerde tek Cumhurbaşkanı adayı ile seçime gireceğini öğrenmiş olduk. Muhalefet erken veya zamanında yapılacak seçimlere tek aday ile giderse elbette iyi olur. Ama bu ortak aday kim olursa iyi olur? Buna kafa yoran var mı? Ülkenin birliğinden ve bütünlüğünden yana olan ve Atatürk devrimlerini özümsemiş bir adaya karşı hiçbir itirazım olmaz. Umarım üzerinde uzlaşılan ortak aday Ekmelettin meselesine benzemez.

Şimdilik şunu söyleyebilirim ki, Abdullah Gül’ün aday olma konusunda öne sürdüğü kriterler sağlanmış oldu. Abdullah Gül aday olmak isterse veya daha farklı söyleyeyim. ABD Abdullah Gül’e ‘’aday ol’’ der ise Abdullah Gül aday olur. Yok, eğer ABD daha farklı bir isim üzerinde muhalefet ile anlaşmış ise o aday olur. Muharrem İnce’yi parti istemişti ve Abdullah Gül’ün aday olma konusunda öne sürdüğü kriterler yerine getirilemeyince Kılıçdaroğlu mecburen Muharrem İnce’yi aday göstermişti. Bunun dışında Kılıçdaroğlu küresel güçlerin inisiyatifi dışında aday gösteremez. Kaset komplosu ile Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanlığı’na oturtulan bir partili kendisinin önünü açan güçlerin bilgisi dışında bir aday gösteremez. Çünkü Kılıçdaroğlu Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanlığını bu güçlere borçludur. Kılıçdaroğlu’nun Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanlığına nasıl getirildiğini ‘’HEDEF ÜLKE TÜRKİYE adlı kitabımda detaylı olarak yazdım. Amerikan – İsveç merkezli Silkroad Enstitüsü’nün 2008 yılında yayımlamış olduğu raporu lütfen okuyun.

Şimdi bana her şey yolunda mı, diye sorarsanız, gelinen durum itibarıyla maalesef demek zorundayım. Çünkü Cumhuriyeti kuran bir siyasi partinin Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı seçimle yenebilmek için küresel güçlerin önereceği bir adayı kendi içindeki hünerlerine tercih etmek zorunda kalıyor. Teslim alınmak böyle bir şeydir işte. Şu iyice bilinsin ki, küresel güçlerin önereceği aday her kim olursa olsun bu aday küresel güçlerin çıkarlarına hizmet edecektir. 02.09.2020

1469 Tıklama Toplam 1 Tıklama bugün

Paylaş

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.