CHP’NİN 37. OLAĞAN PM KURULTAYI

Cumhuriyet Halk Partisi’nin 25 ve 26 Temmuz tarihlerinde 37. Olağan Kurultayı vardı. Bu kurultay aynı zamanda genel başkanlık yarışının olmadığı bir kurultaydı. Dolayısıyla Kılıçdaroğlu, karşısında hiçbir adayın olmadığı bir kurultayda yine genel başkan seçildi. Daha da doğrusu karşısına aday çıkarılması önlenerek genel başkan olması sağlandı. Böylelikle iktidar partisini %10 seçim barajından sık sık eleştiren Kılıçdaroğlu kendi partisindeki aday olma barajı sayesinde tek başına aday oldu ve 6. kez genel başkan seçildi.

Cumhuriyet Halk Partisi’nin 37. Kurultayına Kılıçdaroğlu’nun yanı sıra İlhan Cihaner, Aytuğ Atıcı ve Tolga Yarman da aday olmuşlardı. Ancak bu partililer % 5 imza barajını aşamadıkları için aday olamadılar. Bu partililerin aday olmalarının engellenmesi parti için demokrasinin de zedelenmesi anlamına geliyordu. Mustafa Kemal Atatürk’ün kurmuş olduğu ve ülkemizin varlığına vesile olan Cumhuriyet Halk Partisi’nin kurultayında aday olabilme barajı olabilir ancak delegelere Kılıçdaroğlu dışındaki adaylara imza vermemeleri konusunda yapılan baskılar Cumhuriyet Halk Partisi’nin tüzel kişiliğine yakışmaz. Ayrıca Cumhuriyet Halk Partisi’nin genel başkanı’na yapılan kurultayda tek başına aday olma durumu da yakışmaz. Kılıçdaroğlu istemiş olsaydı üç aday da seçime katılabilirlerdi. Seçimi kazanacak bir oy alamazlardı ama yarışabilirlerdi. Ancak Kılıçdaroğlu bu olgunluğu maalesef gösteremedi.

Olgun olan hele de siyasi olgunluk kriterlerini taşıyan bir insan ülke yönetiminde söz sahibi olur. Ancak ‘’ben’’ duygusunu öne çıkaran, kendinden başka bir iradenin önünü açmayan ve kendi başarısızlığını her defasında başkalarına yükleyen irade ne ülke yönetebilir, ne de ülkesinin çıkarları adına mücadele edebilir. Bugüne kadar Kılıçdaroğlu her seçim yenilgisinden sonra sürekli MYK’yı değiştirdi. Ancak bu değişiklikler hiçbir işe yaramadı. Çünkü asıl değişmesi gereken kendisiydi. Ancak bunu anlayacak bir delege yapısı olmadığı için Kılıçdaroğlu her defasında sütten çıkma ak kaşık gibi koltuğunu korumasını bildi. Kimi zaman Gandi Kemal, kimi zaman da halkçı Kemal oldu ancak bir türlü seçimi kazanan Kemal olamadı. Bazı zamanlar da da ‘’ Benim adım Kemal’’ diye kendisi çıkışlar yaptı. Ancak bu çıkışlar onu sadece ve sadece Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı yaptı.

Kılıçdaroğlu bugüne kadar son yapılan yerel seçimler haricinde herhangi bir başarıya da imza atamadı. Yerel seçimlerde büyük şehirlerin kazanılması ve belli başlı illerin kazanılması kendisine verilen oylar değildi. İstanbul ve Ankara’nın kazanılmasında HDP seçmeninin payı oldu. Adaylar da iyi idi. Bu adaylara AKP seçmeninde de oy geldi. Yoksa İstanbul’da oylar Büyükşehir Belediye Başkanlığı’nda Ekrem İmamoğlu’na, Belediye Meclisi’nde AKP’ye çıkmasını başka türlü izah edemeyiz. Sonra bu kentlerde yaşayan insanlar da artık AKP’nin uyguladığı belediyecilikten bıktı usandı. Mansur Yavaş’ın zaten Ankara’da bir karşılığı vardı. Adana, Mersin, Bolu Antalya gibi diğer illerde de seçmenler AKP belediyeciliğine kırmızı kart gösterdi. Bu sebeple yerel seçimlerde Cumhuriyet Halk Partisi’nin Belediye Başkanlarına verilen oyların Kılıçdaroğlu ile uzaktan yakından bir alakası yoktur. Kılıçdaroğlu’nun toplum nezdinde bir karşılığı olsaydı Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde aday olurdu. Bu durumu Kılıçdaroğlu’nun kendisi de biliyor. Bu sebeple Cumhuriyet Halk Partisi’nin delegelerinin bugüne kadar girdiği bütün seçimleri kaybeden Kılıçdaroğlu’nu tekrar, tekrar seçmesi akıl noksanlığından başka bir şey değildir. Eğer Aziz Nesin yaşıyor olsaydı Cumhuriyet Halk Partisi’ndeki akıl noksanlığı konusunda da bir değerlendirme yapardı.

Cumhuriyet Halk Partisi’nin 37.Olağan Kurultayının birinci günü genel başkanlık yarışına sahne olmadığı için Cumhuriyet Halk Partisi’ne yaraşır bir kurultaya dönüşmedi. Ancak ikinci gün PM seçimlerinde kıyasıya bir seçim oldu. Bu seçimlerde birçok liste yarıştı. Kılıçdaroğlu’nun kendi anahtar listesi, İktidara Yürüyüş Listesi, İktidar Yolu Listesi, İktidar İnancı Listesi, Hedef İktidar Anahtar Listesi gibi listeler yarıştılar. Yani, genel başkanlık koltuğu için olması gereken yarış, PM seçimlerinde gerçekleşti. Bu sebeple PM seçimleri genel başkanlık seçimlerinden daha önemli hale geldi. PM seçimleri öteden beri zaten sürekli yarış halinde oluyordu. Bu seçimle birlikte yine önemini korumuş oldu. 04.08.2020

298 Tıklama Toplam 3 Tıklama bugün

Paylaş

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.