YENİ SİYASİ PARTİLERİN İŞLEVİ NE OLACAK?

Eski Başbakanlardan Ahmet Davutoğlu ile eski Ekonomi Bakanı Ali Babacan uzun bir süredir siyasi parti kurma çalışmalarına devam ediyorlardı. Ahmet Davutoğlu geçen Perşembe günü İçişleri Bakanlığı’na verdiği kuruluş dilekçesi ile Gelecek Partisi’ni kurdu. Ali Babacan’da partisini Aralık ayının son haftası veya Ocak ayının ilk haftasında kuracakmış.

Ahmet Davutoğlu ile Ali Babacan için kimi çevreler AKP’nin yapacağı baskı ile partilerini kuramayacakları söyleniyordu. Bu türde baskıların gerçek olduğu AKP’li partililerin ziyaretlerinden de doğrulandı. Açıkça söyleyeyim ki, ben gerek Ahmet Davutoğlu’nun, gerekse Ali Babacan’ın kuracakları siyasi parti ile ilgili en ufak bir kararsızlık hissetmemiştim. Çünkü her ikisinin arkasında da ABD var. Ve bu ABD son dönemlerde Cumhurbaşkanı Erdoğan ile büyük görüş ayrılıkları yaşıyor. Ana Muhalefeti bile dizayn eden ABD’nin iktidar partisini Büyük Ortadoğu Projesi kapsamında kendi haline bırakması elbette düşünülemezdi.

Ülkede birazcık da olsa demokrasi var ise hiç kuşkusuz Ahmet Davutoğlu’nun da, Ali Babacan’ın da bir siyasi parti kurmasından daha doğal bir şey olamaz. Yakın geçmişte MHP’nin içinden Merak Akşener’de kendi partisini kurmuştu. Kim bilir belki de yakın bir gelecek de mevcut siyasi partilerin içinden başka yeni partiler de çıkabilir. Sonuçta siyasi bir parti kurmak her bir vatandaşın son derece en doğal hakkıdır. Ancak kurulan siyasi parti TBMM’de bir grup kuramayacak ise veya en yakın bir genel seçimde Meclis’e giremeyecek ise kurulan siyasi partinin de bir anlamı kalmaz. Öte yandan her bir kesimin TBMM’de temsil edilmesi demokrasi adına bir kazanımdır. Esasen her bir farklı görüş TBMM’de temsil edilmelidir. Demokrasi zaten budur. Ancak ülkemizde % 10 seçim barajı yüzünden demokrasi tam olarak parlamentoya yansımıyor. Bu durum ülkemizin gelişmesinin de önünde bulunan en büyük engeldir.

Ahmet Davutoğlu’nun kurmuş olduğu siyasi partiye ve Ali Babacan’ın muhtemel olarak kuracağı siyasi partiye demokrasi açısından olumlu bakarım ancak geçmişte AKP’nin içinde yer alırken bugün eleştirmiş oldukları konular hakkında zamanında seslerini yüksek perdeden dile getirememiş olmalarından dolayı da kınarım. Sonuçta her ikisinin de ülkenin bugünkü geldiği durumdan dolayı suçluluk payı var. Şimdi bir siyasi parti kurarak geçmiş dönemlerde ülkemize verdikleri zararı telafi etmeleri mümkün değil. Geçmiş dönemlerden Cumhurbaşkanı Erdoğan ne kadar sorumlu ise Ahmet Davutoğlu ile Ali Babacan’da bir o kadar sorumludur. Hatta perde arkasında siyaset yapmaya devam eden Abdullah Gül ise her ikisinden daha fazla sorumludur. Şimdi geldiğimiz nokta itibarı ile Erdoğan’ın yerine bu üçlü göreve gelecek ise biz bu işten ne anlayacağız? Erdoğan’ın yerine Abdullah Gül, Ali Babacan ve Ahmet Davutoğlu’nun gelmesi ülke adına bir kazanım olmaz.

Ahmet Davutoğlu’nun kurmuş olduğu siyasi partiye ve Ali Babacan’ın kuracağı siyasi partiye asıl geçmişi irdeleyecekleri yönünden olumlu bakarım. Örneğin Ahmet Davutoğlu daha evvel ‘’ Terörle mücadele konusunda defterler açılırsa birçok insan, insan yüzüne çıkamaz’’ dedi. Bu söylemin Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı hedef aldığından hiç şüphe yok. Eğer terörle mücadele konusunda geçmiş dönemde çok büyük hatalar yapılmışsa yani terör örgütlerinin yapmış oldukları intihar saldırılarında istihbarat zafiyeti olmuş ise bunlar muhakkak suretle açığa çıkarılmalıdır. Ahmet Davutoğlu’nun bu konularda bilgisi olduğu hiç kuşku götürmez. Yapmış olduğu açıklamadan her şey zaten anlaşılıyor. Toplum Ahmet Davutoğlu’ndan bu konuyu Cumhurbaşkanı Erdoğan’a karşı siyasi şantaj yapmak yerine dürüstçe açıklama yapmasını bekler. Bu söylemin gereği de budur.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ‘’Bunlar Halkbank’ı da dolandırmaya çalıştılar’’ demesi üzerine Davutoğlu, “2003’ten 2016’ya kadar çeşitli konumlarda ve üst düzeyde birlikte çalıştığımız Sn. Cumhurbaşkanının, şahsım ve Başbakanlık yaptığım dönemde Hükümetimde birlikte görev yapmaktan onur duyduğum bazı bakan arkadaşlarım hakkında en temel nezaket kurallarına bile uymayan, bu yüksek makama yakışmayan bir üslup ile dile getirdiği ağır ithamlara cevap vermek mecburiyeti doğmuştur. Bilinmelidir ki bu, şahsi bir mesele değil bir devlet ahlakı meselesidir” ifadelerini kullandı.

Davutoğlu devamında ”En temel nezaket kurallarına dahi uymayan bu üsluba rağmen Halk Bankası konusunda açılan tartışmayı anlamlı buluyorum. Bugün bir milat olmalıdır. Çağrım açıktır: Madem ki bu ülkeye hizmetten gayrı hiç bir hedef gütmemiş ve bütün bir ömrünü buna adamış bir başbakana ‘dolandırıcılık’ iftirasında bulunulmuştur, o zaman şu anda görev yapanlar da dahil olmak üzere yaşayan bütün Cumhurbaşkanları, Başbakanlar, kamu bankalarının bağlı olduğu bakanlar ve özelleştirme yüksek kurulunda görev yapmış yetkililerin ve onların birinci ve ikinci derece hısımlarının ve akrabalarının mal varlıklarını ve bu varlıklardaki değişimi, bu kişilerin siyasete girdikleri/devlet görevi üstlendikleri günden bugüne kadar araştırmak ve soruşturmak üzere TBMM’nde gerekli komisyonlar oluşturulmalı ve Sayın Cumhurbaşkanı’nın ifade ettiği veçhile yetimlerin hakları son kuruşuna kadar korunmalıdır. Ben şahsım adına artık üyesi olmadığım yüce TBMM’ne hesap vermekten bir an bile imtina etmem.” dedi. Bu konu da son derece önemlidir. Şehir Üniversiteleri ile ilgili nasıl bir usulsüzlük yapılmış ise bunlar da ortaya çıkarılmalıdır.

Eski Başbakan Ahmet Davutoğlu, Ankara Bilkent Otel’de partisini tanıttığı toplantıda partinin kurucular kurulu üyesi olan İsmail Günaçar’ın “Davutoğlu’nun Erdoğan’dan farkı sizce ne olacak?” sorusuna “Davutoğlu bilime önem veren birisi, en azından diploması var kendisinin. Bizim gençlerimize sahip çıkan ve dünyaca tanınan biri olduğu için bize liderlik yapabilecek birisi” şeklinde yanıt vermiş. Davutoğlu sarf etmiş olduğu sözlerinden Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı kastetmediğini söyleme gereği duymuşsa da aslında laf yerine gitti. Çünkü diploma meselesine salt Cumhurbaşkanı Erdoğan’nın maruz kaldığını sanırım sağır sultan bile duymuştur.

Gerek Ahmet Davutoğlu’nun kurduğu, gerekse Ali Babacan’ın kuracağı siyasi partinin ülkemize bir hayır getireceğine zerre kadar inanmıyorum. Ancak Davutoğlu’nun üstün körü yapmış olduğu açıklamalar açıklığa kavuşursa, geçmişte ülkemizin nasıl yönetildiği konusunda bir fikir edinmiş olacağız. Dolayısıyla geçmiş dönemde görev alan yetkililerin ülkemize vermiş oldukları zararlardan dolayı yarından sonra yargılanmalarının önü açılmış olacak. 16.12.2019

209 Tıklama Toplam 1 Tıklama bugün

Paylaş

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.