ABD İLE OLUŞTURULACAK GÜVENLİ BÖLGE MESELESİ GÖZDEN GEÇİRİLMELİDİR

ABD ile birlikte Suriye’de oluşturulacak olan güvenli bölge meselesi gündemdeki yerini korumaya devam ediyor. Bu gidişle konunun daha çok konuşulacağını düşünüyorum. Konunun öneminden dolayı da daha çok konuşulması gerektiğini düşünüyorum.

Bir taraftan Suriyeli göçmen konusu, diğer taraftan da PYD konusu olunca elbette konu büyük önem arz ediyor. Bu konu da hükümete düşen en büyük görev ise dengeli bir dış siyaset ile bu sorunun altından kazasız belasız kalkmasıdır. Sağlıklı ve dengeli izlenecek bir strateji hiç kuşkusuz ülkemizin yararına olacaktır. Anlayacağınız, her atılacak bir adımın ileriki günlerde olumlu ya da olumsuz sonuç doğuracağı günlerdeyiz.

Suriye’nin toprak bütünlüğünün korunması ve iç barışın sağlanması önceliklerimiz arasındadır. Bu önceliklerimizin gerçekleşebilmesi için ise her atılacak adıma çok dikkat etmek zorundayız. Atılan adımın artısını eksisini hesap etmek zorundayız. Yani, ince eleyip sıkı dokumak zorundayız. Bölge barışı adına atılacak her adım, hiç kuşkusuz kayda değerdir. Burada birinci derece de sorumluluk Suriye’nin komşuları olarak Irak’a, İran’a ve ülkemize düşmektedir. Suriye’nin toprak bütünlüğü sağlanamaz ve iç kargaşa ortamı daha da alevlenir ise bu durumdan en çok bölge ülkeleri zarar görecektir. Yoksa Okyanus ötesinden kendine bir rol almaya çalışan ABD’ye hiçbir şey olmaz. ABD geçmişte Irak’ta olduğu gibi akan kanlar ile ilgili hiçbir sorumluluk üstlenmeden emperyalist planlarını uygulamaya devam eder. Olan Suriyelilere olur. Bu sebeple ordudan kaçarak rejime karşı bayrak açan yapının üstlendiği rol de oldukça önemlidir.

Fırat Kalkanı ve Zeytin Dalı Operasyonu, sınırlarımızın güvenliği açısından önemli bir harekâttı. Bu harekâtı Rusya, İran ve Suriye’nin izni ile gerçekleştirmiştik. ABD ta o zamanlarda bile bu operasyonları gerçekleştirmemizi istemiyordu. Çünkü Suriye’de söz sahibi olmamız, PYD’ye verilecek desteğe zarar verecekti. Oysaki ABD PYD’yi meşrulaştırmak ve toprak sahibi yapmak istiyordu. Bunun için PYD’ye TIR’lar dolusu silah gönderiyordu. Halen daha gönderiyor. Böyle bir ortamda ABD ile birlikte Suriye’nin kuzeyinde güvenli bir bölge oluşturmaya çalışmak akıllara hezeyandır. Oluşacak güvenli bölgenin derinliği ister yirmi kilometre olsun, ister otuz iki kilometre olsun. Hiç fark etmez. Sonuçta PYD’yi korumakla görevli ABD işin içindeyse, bu güvenli bölge güvensiz bölgeye haline dönüşür. Harekât merkezinin Şanlıurfa olması da diğer bir olumsuz durumdur.

31 Mart Irak Tezkeresini hatırlayın. Eğer bu tezkere TBMM’den geçmiş olsaydı Irak sınırımız ABD’li askerler açısından yolgeçen hanına dönüşmüş olacaktı. Bugün Suriye sınırımızın çok sağlıklı olduğunu söyleyemem. Suriye’de güvenli bölgenin hareket merkezinin Şanlıurfa olmasından sonra Suriye sınırımızın halini şimdiden hayal bile edemiyorum. Bu durumu öngörmek için âlim filan olmaya da gerek yok. ABD’nin yerleştiği bölgeleri gözden geçirdiğimiz zaman Şanlıurfa’da kurulacak harekât merkezinin ülkemizin aleyhine yansıyacak olumsuz yönlerini net bir şekilde öngörebiliriz. Yani şu an olmayacak duaya âmin diyoruz. Bunun başka türlü bir açıklaması olamaz.

Suriye’de izlenecek en iyi dış politika bu ülke de söz sahibi olmamıza izin veren Rusya, İran ve Suriye ile yapılacak olan güç birliğidir. Bölge politikaları açısından ebedi olarak Rusya ile ortak hareket edilmesini savunmuyorum. Günün koşullarına göre ortak harekât edilecek ülkeler gözden geçirilebilir. Ancak bugünün koşullarında Rusya ile ortak harekât etme zorunluluğumuz vardır. Ayrıca bölge ülkeleri ile birlikte yapılacak her ortak harekât Büyük Ortadoğu Projesi’ni de sekteye uğratacaktır. Projenin sekteye uğraması ise hiç kuşkusuz Suriye’nin toprak bütünlüğünü sağlayacaktır.

Sonuç olarak, Suriye parçalanmadığı sürece sıra ne İran’a, ne de ülkemize gelir. Bu konu da en büyük sorumluluk hükümettedir. İkinci bir sorumluluk ise Ana Muhalefet Partisi olan Cumhuriyet Halk Partisi’ndedir. Bu sebeple TBMM çatısı altında bulunan siyasi partiler bir araya gelmeli ve Suriye’de oluşturulacak güvenli yapı meselesini ve harekât merkezinin Şanlıurfa’da kurulmasını gözden geçirmelidirler. 19.08.2019

280 Tıklama Toplam 3 Tıklama bugün

Paylaş

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.