NATO’NUN ÜLKEMİZİ İŞGAL ETME YETKİSİ İPTAL EDİLMELİDİR

Ülkenin gündeminde malum yerel seçimlerin yanı sıra Rusya ile varılan anlaşma gereği alınması planlanan S- 400 Füze Savunma Sistemi de var. Bu konu malum öneminden dolayı bir hayli daha konuşulacağa benziyor. Çünkü bir taraftan ABD, diğer taraftan da Rusya bastırıyor. Özellikle ABD hemen hemen her gün S – 400 Füze Savunma Sisteminin alınmaması için elinden geleni ardına koymuyor. Hatta bu konuda ülkemizi tehdit etmekten de çekinmiyor. Ülkeyi yöneten iktidar partisi ise bu konu da önceki kararlılığını tam olarak ortaya koyamıyor. Her geçen gün de bu konudaki ciddiyetini kaybediyor.

S -400 Füze Savunma Sistemi ülkemiz için elbette gereklidir. Bu konu da daha önce Çinliler ile de bir anlaşmaya varmıştık ama sonradan yine ABD’nin baskıları sonucunda vazgeçmek zorunda kalmıştık. Korkarım süreç yine aynı yönde ilerliyor. Astana Süreci ise S – 400’lerin alınmasını gerekli kılıyor. Hatta S -400’lerin alımı NATO ve ABD bağımlılığını bir nebze de olsa hafifletecek. Eskiye oranla daha az bağımlı olabileceğiz. Yani hiç yoktan bir kazanım elde edeceğiz. Ancak iktidar partisi bu konu da tam net değil. Eğer süreç salt ABD düşmanlığından dolayı aceleci bir karar yerine bir NATO ülkesi olarak Rusya’dan Füze Savunma Sistemi almanın getirisi ve götürüsü sakin bir kafayla irdelenmiş olsaydı, eminim şimdi daha bilinçli bir şekilde hareket ediyor olurduk. ABD’li yetkililere de bu konuda ne kadar ciddi olduğumuzu net bir şekilde hissettirirdik. Şu an geldiğimiz durum itibarı ile her iki tarafı da nasıl idare ederiz noktasına gelmiş bulunmaktayız. Daha da doğrusu bu işe nasıl bulaştık noktasındayız.

S – 400 Füze Savunma Sistemi alımı konusundan önce aslında daha önemli bir konu daha var. O da, 26.05.2016 tarihinde 2016 / 8858 sayılı karar ile NATO’nun ülkemizi işgal etmesi iznidir. Ülkemiz bu karar ile yabancı ülkeler de ve gerekli gördüğü durumlarda eğitim, tatbikat konularını da içeren durumlarda asker gönderebilecek. Ancak bu kararın can alıcı tarafı NATO’nun gerekli gördüğü durumlar da ülkemizde asker görevlendirilebilecek olmasıdır. Bir başka olumsuzluk ise TBMM’nin bu konu da tamamen devre dışı kalmasıdır. Yetki ve sorumluluk tamamen cumhurbaşkanlığındadır.

31 Mart Tezkeresini hatırlarsınız. ABD’nin Irak’ı işgal ederken ülkemizi bir üs haline çevirme planı TBMM’de ret edilmişti. NATO’nun barış, kriz ve çatışma zamanlarında ülkemizde görevlendirilebilecek askerlerin yine TBMM’ye takılmaması için bu sefer yetki doğrudan NATO’ya verildi. Bu yetkinin anlamı NATO’ya ‘’ Gel de ülkemizi işgal et’’ demekten başka bir şey değildir. Hatta bu yetkinin maddeleri NATO’nun ülkemizi işgal etme iznini vermesinden öte, ülkemizin en iyi bir şekilde işgal edilmesi için kurumlar bile görevlendirilmiş durumdadır. Dışişleri Bakanlığı’na, Genelkurmay Başkanlığı’na, Milli Savunma Bakanlığı’na Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı’na, Gümrük ve Ticaret Bakanlığı’na, İçişleri Bakanlığı’na, Milli Güvenlik Kurulu Genel Sekreterliği’ne ve Sağlık Bakanlığı’na görev ve yetkiler verilmiş. Biraz daha açacak olursam, bu kurumlar NATO’nun ülkemizde gerçekleştireceği eğitim, tatbikat ve hareketler kapsamında Genel Kurmay Başkanının tutuklanmasını talep ederse, bu yetki çerçevesi için Genel Kurmay Başkanı ya kendiliğinden teslim olacak, ya da kendisinin tutuklanması için Genel Kurmay Başkanlığı’na emir verecek. Söz konusu durum işte bu kadar net ve açıktır.

NATO’nun elinde ülkemizin işgal edilmesi için böyle bir yetki varken salt S – 400 Füze Savunma Sisteminin alınması yeterli değildir. İktidar partisi eğer S – 400 Füze Savunma Sisteminin alınması konusunda atmış olduğu adımların devamını getirmek istiyorsa, öncelikle ülkemizin işgali konusunda NATO’ya, 2016 / 8858 sayılı karar ile ülkemizin işgali konusunda verilen yetkiyi iptal etmesi gerekir. Yoksa bu yetki halen daha geçerliliğini korurken ABD ile NATO’ya S – 400 Füze Savunma Sisteminin alımı konusunda da dik duramayız. Yok, eğer S – 400 Füze Savunma Sisteminin alımı konusunda ciddi değil isek, bu konuyu sadece ve sadece F35 konusunda koz olarak kullanmak amacıyla kullanıyorsak işimiz daha da vahim demektir. Çünkü daha önce Çin’den de füze savunma sistemi almaya karar vermiş, sonrasında gelen baskılardan dolayı bu ihaleyi iptal etmek zorunda kalmıştık. Şimdi de Astana Sürecinden dolayı Suriye’de söz sahibi olmuş iken Rusya’nın güvenini sarsarsak Suriye’de ilk kaybeden biz oluruz.

Ortadoğu’da söz sahibi olmak önemlidir. Ancak bunun devamlılığı için tutarlı bir dış politika sürdürmek zorundayız. Bir gün ABD’ye yaslanarak, diğer gün de Rusya ve İran’a yaslanmak suretiyle güvenilir bir ülke olamayız. Hele hele NATO’nun elinde ülkemizi işgal etme yetkisi varken Suriye ve Irak’tan daha beter oluruz. 13.03.2019

SAİT BALCI

321 Tıklama Toplam 1 Tıklama bugün

Paylaş

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.