ABD MASUM DEĞİL

ABD Başkanı Trump’ın Suriye’den çıkma kararı alması bazı çevrelerin maalesef rahatsız olmasına neden oldu. Bunun nedenini birazdan daha detaylı anlatacağım. Ancak öncelikle Trump’ın bu konuda ciddi olup olmadığını bilmemiz gerekir.

Her şeyden evvel bir tespit yapayım. ABD Başkanı Trump çekilme kararında ciddi mi, değil mi? Yoksa kamuoyunu mu yanıltıyor? Yoksa yoksa ülkemizi İŞİD ve YPG arasında mı bırakmak istiyor? Yani Trump Suriye’den çekilmekle ülkemizi ateşe mi atıyor? Evet, bu olasılıkları değerlendirmemizde son derece fayda vardır. Çünkü karşımızda tutarlı politikası olmayan bir başkan var. Ve bu başkanın salt dış politikası değil, iç politikası da tutarsız. Yani bugün söylediğini yarın yalanlayabiliyor. Daha da kısacası söylem ve eylem birliği yok. Böyle bir politikacının almış olduğu her karar tartışılır. Dolayısıyla Suriye’den çekilme konusunda almış olduğu karar da tartışılır.

ABD Başkanı Trump’ın Suriye’den çekilme kararı almasından sonra ABD Savunma Bakanı James Mattis istifa etti. James Mattis’in istifasından sonra ABD’nin IŞİD’le Mücadele Koalisyonu Özel Temsilcisi Brett McGurk istifa etti. Bu iki istifa hiç kuşkusuz Trump’a yüksek perdeden verilmiş büyük bir tepkidir. Her şeyden evvel bir defa bu iki tepkiyi önemsemeliyiz. Trump ise bu istifalardan dolayı halen daha geri adım atmadı. Yarından sonra atar mı, bilemem. Ancak şunu söyleyeyim ki, şu an ABD’nin başında ‘’dediğim dedik, çaldığım düdük’’ diyen bir başkan var. Siyaset kafasından çok ticaret kafası olan bir başkan var. Kim ne derse desin, ABD’de deli dolu bir başkan var.
Kendine özgü bir başkan olan Trump, ABD askerlerinin Suriye’de çatışma içinde olmasını istemiyor. Bu öngörüyü rahatlıkla söyleyebilirim. Benzer bir tavrı eski başkan Obama da sergilemişti. Trump’ın bu konuda Obama’dan tek farkı ise almış olduğu kararları enine boyuna fazla irdelemeden almış olmasıdır. Trump’da elbette ABD’nin çıkarlarını savunmak için başkan seçildi. Ancak her seçilen başkan ABD’yi en iyi şekilde savunacak diye bir şey yok. Eski Sovyetler Birliği Başkanı Mihail Gorbaçov’un Sovyetleri ne kadar temsil ettiği tartışılır. Hatta Gorbaçov hasta yatağında Sovyetler Birliği’nin dağılmış olmasından kendisinin sorumlu olduğunu itiraf etmişti. Kim bilir belki bir gün Trump’da bugün yapmış olduğu hatalardan sonra bir öz eleştiri yapar. Ancak Trump bugünün şartlarında ABD’yi kafasının estiği gibi yönetmeye devam edecektir.

ABD Başkanı Trump’ın bugüne kadar çizmiş olduğu profili göz önüne aldığımız zaman Suriye’den çekilme kararında ciddi olduğunu söyleyebilirim. Ancak Suriye’den çekilmek demek ABD askerlerinin bölgeden olduğu gibi çekilmesi anlamına gelmez. Evet, Trump Suriye’den çekiliyoruz dedi. Bu kararı doğru bulmayan ABD Savunma Bakanı James Mattis ile ABD’nin IŞİD’le Mücadele Koalisyonu Özel Temsilcisi Brett McGurk istifa etti. Ancak bu çekilme bir taktikten ibaret de olabilir. Trump bugün çekiliyorum derken yarın vazgeçtim de diyebilir. Belirli bir süreliğine çekilebilir, bölgede ülkemizi İŞİD ile PYD ile karşı karşıya bırakabilir. Yani ülkemizi ateşe de atabilir. Bu sebeple Trump’ın Suriye’den çekilme kararında ciddi olup olmadığını sorgulamanın yanı sıra, bu çekilmenin bir taktikten ibaret olup olmadığını da sorgulamamız gerekir. Ülkemizin ahde vefası için böyle bir değerlendirme şarttır.

Biraz da ABD’nin Suriye’den çekilmesinden rahatsız olan kesimlerin endişelerine değineyim. Yalnız öncelikle ABD’nin Suriye’den çekilme kararına kimlerin üzüldüğünü söyleyeyim. Bugün Ortadoğu’da barışın ABD ile sağlanacağını düşünen her kim varsa, ABD’nin Suriye’den çekilme kararına en çok üzülenler de onlardır. Onlar kendilerini çok iyi biliyorlar. Bu sebeple benim buradan onları tarif etmeme gerek yok. Bu kesimlerin salt iktidar cephesinden olmadığını bilin yeter. Sanırım ne demek istediğimi anladınız.

ABD, Sovyetler Birliği’nin çökmesinden sonra Dünya’yı tek başına yönetmeye başladı. O günden bu yana da nereye barış getirmek için girmiş ise orada binlerce insanın ölümüne sebep oldu. Büyük Ortadoğu Projesi kapsamında Irak’ı talan ettiğinden bu yana Irak’ta yaşamını yitiren insanların haddi hesabı yok. Libya’da Arap Baharlarından dolayı ne kadar insanın yaşamını yitirdiği belli değil. Suriye ise tam anlamıyla kan gölüne dönüştü. Irak’ta Saddam’ı, Libya’da Kaddafi’yi, Suriye’de Esat’ı savunacak değilim. Ancak demokrasi vaadi ile bu ülkelerin talan edilmesini de onaylayacak değilim. Demokrasi gelirken yanında ölümleri de getirecek ise hiç gelmesin daha iyidir. Zaten böyle bir demokrasi olmaz.
ABD’nin geçmişten bu yana katil bir devlet olduğunu sanırım tekrar etmeme gerek yok. Böyle bir devlete karşı halen daha iyi duygular beslemek, ciğeri kediye teslim etmek gibi bir şeydir. Ortadoğu ülkeleri artık bu gerçekleri görmeleri gerekiyor. İsrail’i yaşatmak adına bölge kan gölüne dönerken ABD sempatizanlığı yapmanın da bir âlemi yok. Bugüne kadar ABD’den kim ne fayda görmüş ki, bölge halkı görsün. ABD’nin çıkarları uğruna satmayacağı devlet de yoktur. Bugün değer verir, destek verir, silah verir ama yarından sonra bir anda satar geçer. Çünkü bu tarz bir davranış ABD’nin genlerinde vardır.25.12.2018
SAİT BALCI

670 Tıklama Toplam 2 Tıklama bugün

Paylaş

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Menu Title

WordPress Uzmanı: Buğra Yazar