AMAN İSTİFA FİLAN ETMEYİN YOKSA BİZ ÇOK ÜZÜLÜRÜZ

24 Haziran Cumhurbaşkanlığı ve Milletvekilliği seçimlerinin sona ermesinden sonra seçimi kaybeden muhalefet partileri kamuoyunun önüne çıkarak görevlerinin başında olduklarını açıkladılar. İlk açıklamayı Meral Akşener yaptı. Akşener’den bir istifa açıklaması beklenmiyordu ancak Akşener yaptığı açıklamaya göre Genel İdare Kurulu’nda istifa etmiş ama partisi Akşener’i bırakmamış. Bu cepheden gördüğüm şimdilik budur. Kılıçdaroğlu ise sanki 9. defa seçim yenilgisi almamış gibi seçimin asıl kaybedenin AKP olduğunu söyledi. Bu açıklamadan sonra Kılıçdaroğlu’nun istifa etmesi beklenemezdi tabi. Öyle de oldu.

Partisini yeni kuran Akşener’in büyük bir oy patlaması yapması zaten beklenmiyordu. Ancak yine de kamuoyunda Akşener’in kayda değer bir oy alacağı düşünülüyordu. Fakat beklentiler olumlu gelişmedi. Akşener partisinin altında aldığı oyla yetinmek zorunda kaldı. Hiç kuşkusuz bu sonuç Akşener açısından kabul edilebilir bir oy oranı değildi. Akşener’in düşük oy almasının sebebini Selahattin Demirtaş’ın da eşit şartlarda yarışması gerektiğini dile getirmesine bağlıyorum. Yoksa yeni kurulmuş bir partinin genel başkanın oyunun partisinin altında kalmasını başka türlü izah etmek mümkün olmaz.

Kılıçdaroğlu ise bir süre ortadan kaybolduktan sonra kameraların karşısına geçip seçimin tek kaybedenin AKP olduğunu söyledi. Kılıçdaroğlu sonrasında Muharrem İnce’ye yönelik te ‘’Bireysel çıkışlarla kendisine yol arayanların, koltuk sevdası olanların bu partide işi yoktur” dedi. Burada Kılıçdaroğlu’na kendisinin koltuk sevdası olup olmadığını sormak gerekiyordu. Ancak böyle bir soru sorulmadı. Kılıçdaroğlu’nun bu açıklamasından sonra kendisinin haricinde hiç kimsenin işgal etmekte olduğu koltuğa oturma hakkının olmadığı anlaşılıyor. Cumhurbaşkanı Erdoğan ülke yönetiminde tek adam olurken Kılıçdaroğlu’da Cumhuriyet Halk Partisi’nde tek adam oldu. Ancak bu tespiti kendisine söylerseniz elbette kabul etmez. Demokrasiden filan söz eder. Cumhuriyet Halk Partisi’ndeki çok seslilikten bahseder. Ancak 9 defa seçim yenilgisi almasına rağmen istifa etmeyi asla düşünmez.

Kılıçdaroğlu eskiden oy oranını artıramadığı seçimlerden sonra sürekli yeni bahaneler bularak koltuğunu korumayı yeğlerdi. Yine daha önceki seçimler öncesinde gazetecilerin ısrarlı sorusu üzerine oy oranlarında kayda değer bir düşüş olursa ancak o zaman görevi bırakabileceğini söylemişti. 24 Haziran seçimlerinde oy oranını % 26’dan % 22’ye düşürmesine rağmen kamuoyunun önüne çıkarak seçimin tek kaybedenin AKP olduğunu söyleyince istifa etmeyeceği de böylelikle anlaşılmış oldu. Evet, AKP 1 Kasım seçimlerine göre oy kaybı yaşadı. Bu oy kaybından dolayı da Meclis’te çoğunluğunu kaybetti. Fakat Cumhuriyet Halk Partisi ’de ciddi oranda oy kaybına uğradı. Bu oy kaybı öyle hafife alınacak bir oy kaybı da değil. Ben açıkçası bu seçim sonuçlarından sonra Kılıçdaroğlu’ndan bir öz eleştiri yaparak partinin önünü açmasını beklerdim. Ancak Kılıçdaroğlu maalesef her seçim yenilgisinden sonra yaptığı gibi yine koltuğunda oturmaya devam etti.

Kılıçdaroğlu’nun istifa etmemesinden sonra bir daha da anladım ki; asıl koltuk sevdalısı kendisinden başkası değilmiş. Kılıçdaroğlu’na istifa etmesi için çağrı yapanların da belki koltuk sevdaları vardır. Ancak muhtemel bu koltuk sevdalılarını partinin başına geçmeden anlayamayız. Hem muhtemel genel başkan adaylarının koltuk sevdası var tespiti üzerinden Kılıçdaroğlu’nun koltuğuna sıkı sıkıya sarılması ona haklılık kazandırmaz. Tıpkı eski Genel Başkan Deniz Baykal’ın koltuğuna sıkı sıkı sarıldığı dönemlerde Kılıçdaroğlu veya başka bir genel başkan adayının koltuk sevdalısı olarak gösterilmesi doğru değilse şimdi de Kılıçdaroğlu’nun Muharrem İnce’yi koltuk sevdalısı olarak göstermesi doğru değildir. Eğer bu partide şu an koltuk sevdalısı varsa o da, Kılıçdaroğlu’ndan başkası değildir.

Burada tüm suçu Kılıçdaroğlu’na da yüklemek sanırım biraz haksızlık olur. Koltuk sevdalıları arasında Genel Başkan Yardımcısı Bülent Tezcan’da var. Diğer genel başkan yardımcıları da var. Bu genel başkan yardımcıları da çok iyi biliyorlar ki, Kılıçdaroğlu’nun koltuğunu kaybetmesinden sonra kendileri de koltuklarından olacaklar. İşte asıl sorun da buradadır. Kılıçdaroğlu koltuğunu ne kadar bırakmak istemiyorsa genel başkan yardımcıları da oturdukları koltukları o kadar bırakmak istemiyorlar. Uzun lafın kısası Cumhuriyet Halk Partisi’nin önünün açılmasının önündeki en büyük engel mevcut koltuklarda oturanlardır.

Koltuk sevdalısı yerine Cumhuriyet sevdalısı olan örgütler ise bugüne kadar yukarıdaki başarısız yapıyı kabullenmek zorunda kaldılar. Bugünden sonra bir değişim olur mu şimdilik bilemiyorum. Daha da doğrusu Kılıçdaroğlu kaç seçim yenilgisinden sonra istifa eder bilemiyorum. Sayı şimdilik 9 oldu. Önümüzdeki yerel seçimi de kaybettikten sonra 10 olacak. Ondan sonrası Allah kerim diyorum da başka bir şey demiyorum. Şu an bildiğim bir şey varsa o da, koltuk sevdalısı olanların istifa etmelerinin söz konusu olmadığıdır. Hata kaza istifa ederlerse zaten çok üzülürüz. 29.06.2018

511 Tıklama Toplam 11 Tıklama bugün

Paylaş

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.