GENEL BAŞKAN İLE LİDER ARASINDAKİ FARKLAR

Siyaset uzun soluklu bir yarıştır. Bu yarış içinde attığınız her adım rakipleriniz tarafından takip edilir ve değerlendirilir. Eğer bir siyasi partinin genel başkanı iseniz temsil ettiğiniz siyasi partiyi iktidara taşıyıp taşımadığınıza bakılır. Bir iki seçimde partinizi iktidara taşıyamamış iseniz hakkınızda karar verilir. O saatten sonra ağzınızla kuş ta tutsanız artık nafiledir. Çünkü siz bir lider değil, bir Genel Başkan’sınızdır.

Kemal Kılıçdaroğlu’nun bugüne kadar girdiği hiçbir seçimi kazanamadığını sanırım bilmeyeniniz yoktur. Bu durumda Kılıçdaroğlu bir lider değil, bir genel başkandır. Kılıçdaroğlu bir genel başkan olarak bugün Cumhurbaşkanı adayının belirlenmesi ile ilgili Saadet Partisi ve İyi Parti ile görüşmeler yaptı. Hatırlarsanız Kılıçdaroğlu bundan önceki Cumhurbaşkanı seçiminde de belirlenecek çatı adayı ile ilgili siyasi partilerle görüşmeler yapmıştı. Kılıçdaroğlu bu görüşmeler neticesinde gerek Cumhuriyet Halk Partisi’nde öne çıkan adaylar, gerekse kamuoyunda ismi öne çıkan adaylar arasından bir seçim yapacağı düşünülüyordu ancak Kılıçdaroğlu Bahçeli ile beraber Ekmelettin İhsanoğlu’nu çatı adayı olarak açıklayarak kamuoyunun ve Cumhuriyet Halk Partililerinin beklentilerini boşa çıkarmıştı. Kılıçdaroğlu şimdi yine bir Cumhurbaşkanlığı seçimi öncesinde gerek partisi içinde, gerekse Saadet Partisi ve İyi Parti ile beraber ortak aday çıkarmak için görüşmeler yaptı. Saadet Partisi’nin muhtemel Cumhurbaşkanı adayı Abdullah Gül’ü desteklemek istiyordu ama Meral Akşener adaylıktan vazgeçmeyince bu plan bozuldu. Çünkü Gül muhalefetin tek adayı olmak istemişti. Kılıçdaroğlu’nun bu sefer nasıl bir aday çıkarır bilemiyorum ama Cumhurbaşkanı adayını belirlemek için partiden yetki aldığına göre adayı yine kendi ölçütlerinde aradığını söyleyebilirim. Ekmelettin İhsanoğlu örneğinde olduğu gibi adayı yine oldubittiye getireceğini söyleyebilirim. Umarım bu konuda yanılırım.

Meral Akşener ise şu ana kadar çizdiği profil ile bir lider vasfı taşıdığını tüm topluma hissettirdi. Partisini kurduğundan bu yana sürekli Cumhurbaşkanı adayı olduğunu söyledi. Halen daha aynı çizgisini devam ettiriyor. Akşener’in MHP’de verdiği mücadeleyi de hesaba katarsak lider vasıflarına vakıf bir kadın olduğu anlaşılıyor. Cumhurbaşkanı adayını Kılıçdaroğlu gibi dışarıda aramak yerine kendisinin potansiyel Cumhurbaşkanı adayı olduğunu ortaya koyuyor. Liderlik işte böyle bir şeydir. İnanç, azim ve kararlılık bir lider de olması gereken vasıflardır. Bu vasıflar fazlasıyla Meral Akşener’de var ancak Kemal Kılıçdaroğlu’nda maalesef yok. Cumhuriyet Halk Partisi’nin kadrolarının bu durumu anlayabileceklerinden de pek emin değilim. Şu ana kadar anlamadılarsa bundan sonra da anlayamazlar. Her seçimden mağlup çıkmayı içlerine sindirebilirler ama parti içi değişimi asla içlerine sindiremezler. Çünkü şu an oturdukları koltukları Kılıçdaroğlu’na borçludurlar.

Eğer sizin liderlik vasfınız yoksa oturduğunuz koltuğu da satın alamazsınız. Muhalefet partileri ile görüşme yaparken kendi düşüncenizi de kabul ettiremezsiniz. Farkındalık da yaratamazsınız. Seçmene umut ta veremezsiniz. Demek istediğim eğer lider değilseniz ana muhalefet partisinin başında da olsanız hiç kimse sizi dikkate almaz. Yapmak istediğiniz hamleleri de yaptırmazlar. Belki siz uzlaşmacı olmaya çalışabilirsiniz ama sonuçta sizi kimse dinlemez. Sonuçta oy oranınız ne ise inandırıcılığınız da o kadar olur.

Yapmış olduğum teşhislerden nereye varmak istediğimi merak ediyor olmalısınız. Sizi fazla merakta bırakmayayım. Kılıçdaroğlu on beş milletvekilini İyi Parti’ye vererek Meral Akşener’i Abdullah Gül konusunda ikna edeceğini sandı. Yapmış olduğu jeste karşılık Meral Akşener’den jest bekledi. Ama olmadı. Meral Akşener her bir görüşmeden sonra aday olduğunu sürekli deklare etti. Yani Meral Akşener Kılıçdaroğlu karşısında ciddi bir duruş sergiledi. Böylelikle Kılıçdaroğlu’nun jesti bu arada eridi gitti. Eğer siz siyaseti okuyamıyorsanız başkaları karşısında etkili olamazsınız. Etkili olmuş olsaydınız sekiz defa seçim kaybetmezdiniz.

Meral Akşener çok iyi biliyor ki, Abdullah Gül Saadet Partisi, iyi Parti ve Cumhuriyet Halk Partisi’nin çatı adayı olmuş olsaydı Kılıçdaroğlu ve Temel Karamollaoğlu Ekmelettin İhsanoğlu örneğinde olduğu gibi Meral Akşener kadar çalışmayacaklardı. Özellikle Kılıçdaroğlu çatı adayını belirledikten sonra rahatlayacaktı. Uzlaşmacı aday belirledik diye topu Abdullah Gül’e atacaktı. Seçimi Erdoğan kazandığı zaman da her zaman olduğu gibi yine oylarımızı koruduk veya bir miktar arttırdık söylemine sığınacaktı. Oysaki Meral Akşener sahada canla başla çalışacak bir liderdir. Abdullah Gül’den daha fazla çalışacak bir liderdir.

Anlatmak istediğim de işte budur. Bir genel başkan ile bir lider arasında dağlar kadar fark vardır. Birisi risk almaktan kaçar diğeri ise risk alır. Birisi seçim çalışmasını belirlenen adaya bırakır, diğeri ise bizzat kendisi saha içinde yer alır. Birisi sandıklara sahip çıkamaz, diğeri ise gücünün yettiği ölçüde sandıklara sahip çıkmak için varını yoğunu ortaya koyar. Sonuçta bir genel başkan, partisini daha dün kurmuş bir lideri, çatı adayı konusunda asla ikna edemez.

Bu yazıyı okuduktan doğal olarak sonra Meral Akşener’in reklamını yaptığımı düşünebilirsiniz. Meral Akşener’i öne çıkarmak istediğimi sanabilirsiniz ancak niyetim bu değil. On beş milletvekilini Meral Akşener’e göndererek onu Cumhurbaşkanı adaylığından vazgeçireceğini düşünen Kılıçdaroğlu’nun durumunu ortaya koymaktı. Hatırlarsanız Kılıçdaroğlu 7 Haziran seçimlerinde de İktidara yürümek yerine HDP’nin seçim barajını aşmasını isteyerek iktidar partisinin oy kaybına uğramasına çalıştı. Burada HDP’nin seçim barajına takılmasını elbette ben de istemem. YSK tarafından seçime girmesinde herhangi bir sakıncası olmayan her bir siyasi parti TBMM’de temsil edilmelidir. Seçime giren her bir siyasi partinin görüşünü benimsemeyebiliriz ama TBMM’ye girmesine karşı çıkamayız. Hele hele bu siyasi parti toplumun belli bir kesimini temsil ediyorsa muhakkak suretle TBMM’de temsil edilmelidir. Bu anlamda Kılıçdaroğlu’nun HDP’nin TBMM’ye girmesini savunması doğrudur ancak seçim çalışmaları boyunca politikayı iktidara yürümek yerine HDP’nin seçim barajını aşmasına yönelik yaparsa bu yöntem doğru olmaz. Eğer siz liderseniz partinizi iktidara taşımak için uğraşırsınız. Yok, eğer genel başkan iseniz iktidar partisinin oy kaybetmesine yönelik propaganda yaparsınız.

Kılıçdaroğlu şimdi yine 7 Haziran seçimlerinde uyguladığı stratejiyi uyguluyor. İyi Parti’nin seçim dışında kalmasını önlemek için on beş milletvekilini İyi Parti’ye gönderdi. Saadet Partisi’nin Gül’ü aday göstermesini bekledi. Şimdi belki bugün belki de hafta sonuna kadar kendi Cumhurbaşkanı adayını belirleyecek ancak Cumhurbaşkanı adayı Erdoğan’ın birinci turda seçilmesini önlemeye yönelik aday belirleyecek. Kılıçdaroğlu eğer lider olsaydı Meral Akşener gibi ya aday olurdu, ya da belirleyeceği cumhurbaşkanı adayını birinci turda seçtirmeye yönelik hamle yapardı. Çünkü seçim ikinci tura kalmayacak. 01.05.2018

402 Tıklama Toplam 1 Tıklama bugün

Paylaş

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.