KATİL AMERİKA

Hiç tartışmaya gerek yok. Amerika dün de katildi bugün de katil. Dün de teröristi bugün de en büyük terörist. Dün Vietnam’da, Irak’ta, Libya’da terör estiriyordu. Bugün de Suriye’de terör estiriyor. Değişen bir şey yok. Sonuç itibarıyla Amerika teröristliğini devam ettiriyor.

Halk Ozanı Âşık Mahsuni Şerif yıllar öncesinde ‘’Amerika Katil’’ türküsünü boşuna söylemedi. Gençliğim bu türküyü dinlemekle geçti. Sofya Radyosu’nda, Bükreş Radyosu’nda, Moskova Radyosu’nda ve Bizim Radyo’da ‘’ Amerika Katil’’ türküsünü dinledim. Bir Halk Ozanı ‘’ Amerika Katil’’ diyorsa Amerika katildir. Bundan ötesi yok.

Şimdi bakıyorum da solcu geçinen birçok kesim Amerika sever oldu. Amerika’dan medet umar hale geldiler. Amerika’nın Ortadoğu’ya barış getireceğini filan söylüyorlar. Amerika’yı bölgede daha etkin rol olmaya çağırıyorlar. Anlayacağınız bizim solcu geçinen eski tüfekler şimdi liberal oldular. Dün Amerika’ya karşı cephe alırlarken şimdi tam tersi adım atıyorlar. Bunun adına da barış, özgürlük falan diyorlar.

Bu konuya neden girdiğimi üç aşağı beş yukarı tahmin etmişsinizdir. Malumunuz Amerika geçen cumartesi günü Suriye’yi kimyasal silah kullandığı iddiası ile İngiltere ve Fransa ile birlikte bombaladı. ABD Başkanı Trump bu harekâtın gerekçesini Suriye Devlet Başkanı Beşar Esat’ın Doğu Guta Bölgesinde kimyasal silah kullandığı iddiasına dayandırdı. Peki, bu iddia doğru muydu? Esat gerçekten kimyasal silah kullanmış mıydı? Bu iddiaların araştırılması adına Birleşmiş Milletler Heyeti Suriye’de bir inceleme yapacaktı. Trump Birleşmiş Milletler Heyetinin inceleme yapmasından önce Suriye’yi vurdu. Oysaki Birleşmiş Milletler Heyetinin incelemesi beklenmeliydi. Ancak Trump’ın bu heyetin düzenleyeceği raporu bekleyecek hali yoktu. Çünkü Esat kimyasal silah kullanmamıştı. Kimyasal silahı kullananlar ABD’nin Suriye’ye Beşar Esat’ı devirmek için görevlendirdiği paralı teröristlerdi. ABD Birleşmiş Milletler Heyeti’nin bu gerçeği ortaya çıkarmasını elbette istemezdi. Bu kanıtların yok edilmesi gerekirdi. Bu nedenle alalece kimyasal silahın kullanıldığı bölge bombalandı. Bu saldırının gerçek amacı buydu.

Suriye’ye yapılan saldırının bir de arka planına bakalım. ABD uzun bir dönemdir Suriye’de etkin olamıyordu. Hâkimiyeti de Rusya ve İran birlikteliğine kaptırmıştı. Bizim iktidarı da Rusya’ya kaptırmak üzereydi. Hatta İran ve Rusya ile verilen resim ABD’yi fena kızdırmıştı. Bu olası birliktelik derhal bozulmalıydı. Öncelikle muhaliflere kimyasal silah kullandırıldı. Muhaliflerin Doğu Guta’da kullandığı kimyasal silah bizim iktidarı kızdıracağı elbette biliniyordu. Siyasi iktidar da zaten öteden beri yeniden ABD ile birlikte poz vermek istiyordu. Doğal olarak siyasi iktidar Rusya ve İran ile birlikte verdiği resmi bir anda unuttu ve tarafsız bir tutum içine girdiler. ABD’de bu ortamdan yararlanarak Suriye’yi bombaladı. Bizimkiler de fazla gecikmeden bu operasyondan memnun olduklarını açıkladılar.

Öncelikle Amerika’nın kimyasal silahlar konusunda söylediği yalanları bir hatırlayalım. Irak’ta Saddam Hüseyin’in kimyasal silaha sahip olduğunu söylediler ancak Saddam rejimi düştükten sonra kimyasal silah olmadığını itiraf ettiler. Yine Suriye’de daha evvel de Beşar Esat’ın kimyasal silah kullandığını ileri sürdüler ama yine bunu da kanıtlayamadılar. Asıl kimyasal silahı kullanan Amerika’nın ta kendisiydi. Japonya’ya Atom bombasını atan Suriye veya Irak değildi herhalde. Asıl kimyasal silah kullanan Amerika’nın ta kendisidir. Ancak bu gerçekleri bizim iktidarın görebilmesi mümkün değil. Bizimkilere ne derseniz ona inanırlar. Yoksa on altı yıldan bu yana sürekli kandırılmazlardı.

Suriye’nin bombalanmasının ardından bizimkiler memnun olduklarını filan söylediler. Sonra ne Rusya’dan yana, ne de Amerika’dan yana tavır alıyorlarmış. Bu konuda tarafsızlarmış. Bu konuya da biraz açıklık getireyim. Bizimkiler daha önce Suriye’de tarafsız bir bölge oluşmasını istemişlerdi ancak ABD onay vermemişti. Sonra bizimkiler Suriye’ye girmek istediler fakat ABD yine müsaade etmedi. Sonunda bizimkiler çareyi Rusya ve İran’a yakınlaşmakta buldular. Rusya ve İran’ın onayıyla Fırat Kalkanı Operasyonu ile Zeytin Dalı Operasyonu’nu yaptılar. Böylelikle Suriye’de yeniden söz hakkına sahip oldular. Şimdi de Rusya ile İran’ı bir anda satarak tarafsızmış gibi tavır aldılar. Bu nasıl bir tarafsızlıktır doğrusu ben pek anlayamadım. Eğer siz baştan beri ne ABD, ne de Rusya ile ortak hareket etmemişseniz şimdi tarafsız olabilirsiniz. Ancak geçmiş dönemde ABD ile birlikte hareket ederken ABD tarafından dışlandıktan sonra Rusya’ya sığınmak zorunda kalmışsanız şimdi tarafsız olamazsınız. Uluslararası ilişkilerde böyle bir anlayış yok.

Suriye’nin bombalanmasına memnun olma konusunda bir mesele daha var. O da 15 Temmuz günü ABD / FETÖ darbe girişimi ile ilgilidir. ABD’nin Suriye’yi bombalamasından memnun kalınmış ya, o yüzden söylüyorum. 15 Temmuz gecesi ABD / FETÖ birlikteliği az daha memnun kalıyorlardı. Bu konuda halen daha geri adım atmış da değiller. Fırsatını buldukları anda yeniden darbe girişiminde bulunabilirler. Yani anlayacağınız ABD cephesinde yarım kalmış bir memnuniyetsizlik var. Bizimkiler Suriye’nin bombalanmasına memnun kalırlarken aslında bindikleri dalı kestiklerinden haberleri yok. Aldanmak ve aldatılmak böyle bir şey olsa gerek.16.04.2018

476 Tıklama Toplam 7 Tıklama bugün

Paylaş

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.