EKONOMİNİN DARALMASI AKP’NİN UMURUNDA MI?

Son günlerde döviz kurlarında meydana gelen artışları yazılı basından ve görsel medyadan takip ediyorsunuzdur. ABD doları hemen hemen her gün yeni bir rekor kırarak yükselmesini sürdürüyor. Hükümet ise sanki her şey normal seyrindeymiş gibi sessizliğini korumaya devam ediyor. Olup bitenler iyi bir gelişmeymiş gibi de rahatlar.

Döviz kurlarında meydana gelen artışlar konusunda Ekonomi Bakanı Mehmet Şimşek’in ekonomik durumların sıkıntılı olduğunu itiraf etmesi aslında ülkenin geldiği durumu açıkça ortaya koymuştu. Eskiden ekonomik verilerin iyi gitmediği dönemlerde ya bakanlar, ya da hükümet istifa ederdi. Ancak on altı yıllık kesintisiz AKP iktidarında istifa etmek gibi bir kavram yok. Ne olursa olsun kaldıkları yerden devam ediyorlar. Çünkü TBMM’de oturan AKP Milletvekilleri milletin çıkarları yerine AKP’nin çıkarlarına hizmet ediyorlar. İstifa mekanizması da bu tür durumlar için uygulanmıyor. Hükümet gerekli görürse Belediye Başkanlarını filan istifaya zorluyor. Doğal olarak iktidar partisinden seçilenlerin istifa etmemek gibi bir lüksleri yok. AKP Genel Başkanı istifa et derse ederler, etme derse etmezler. Yoksa AKP Genel Başkanı’nın bilgisi dışında hiçbir AKP’li siyasi istifa edemez. Anlayacağınız halk tarafından seçilmiş olan tüm AKP’liler halka karşı değil, AKP Genel Başkanı’nı karşı sorumludurlar.

Devlet Bakanı Mehmet Şimşek’in ekonominin gidişatı konusunda koyduğu teşhis aslında doğruydu. AKP Genel Başkanı bu konuda Mehmet Şimşek’i azarlayacağı yerde ekonominin gidişatı konusunda gerekli önlemleri alması gerekirdi. Ancak şu an itibarıyla hükümetin ekonomiyi canlandırma ve piyasaları hareketlendirme adına yapmakta olduğu müdahaleler de bir sonuç vermiyor. Kurlar almış başını gidiyor. Hükümet çevreleri de sanki her şey yolundaymış gibi seyrediyorlar. Keşke her şey yolunda olsaydı da hükümeti bu konuda eleştirmeseydik. Fakat iyimser beklentiler maalesef bir sonuç vermiyor.

Ekonominin gidişatı aslında uluslararası kredi derecelendirme kuruluşlarının aylar öncesi notumuzu düşürdüklerinde belli olmuştu. Alınacak önlemler ta o zamanlarda alınmalıydı. Ancak iktidar partisi her zaman olduğu gibi yine kredi derecelendirme kuruluşlarının notlarını dikkate almadı. Kendi bildiğini yaptı. Sonuçta sıcak para girişi durdu. Ekonomi daraldı. İktidar partisi ekonominin canlanması adına bir takım adımlar attı ama bu adımlar yeterli olmadı. Yatırımcılar da doğal olarak dövize yöneldi.

AKP Genel Başkanı Erdoğan’ın söylediği gibi felaket tellalları çalmak ekonomiye katkı sağlamaz ancak ciddi anlamda da bir adım atılmaz ise ekonomik veriler de düzelmez. Bu durumda iktidar partisi bir an evvel uluslararası çevrelere güven verici adımlar atması gerekir. Cumhuriyetin genleri ile oynamak yerine öncelikle OHAL’i kaldırması gerekir. Yazılı ve görsel medya üzerindeki baskılara bir son vermesi gerekir. Elini yargıdan çekmesi gerekir. Toplumun hassas olduğu konularda hassasiyet göstermesi gerekir. Özelleştirmelere bir son vermesi gerekir.

İktidar partisi bu konularda adım atar mı atmaz mı bilemem ama bildiğim bir durum var. O da ekonominin bugünkü gidişatını da yakın zamanda seçim malzemesi yapacağıdır. Nasıl mı olacak derseniz anlatayım. Seçimlere kadar zam ve döviz kurlarındaki artış belli bir süre daha devam eder. Hatta elektriğe, benzine ve mazota yine ek zamlar yapılır. Seçim atmosferine girildiği zaman da zam yapılan kalemlerde bir miktar indirim yapılır. Böylelikle toplumun da gazı alınmış olur. Gizli yapılan devalüasyonda bu arada kaynar gider. Sonuçta olan yine işçiye, köylüye, emekliye ve dar gelirli vatandaşa olur. Zengin daha da zenginleşir, fakir de daha da fakirleşir. Bu süreçte Ana Muhalefet Partisinde bir değişim olmaz ise AKP iktidarı da her zamanki gibi yine kaldığı yerden yoluna devam eder gider. 12.04.2018

600 Tıklama Toplam 2 Tıklama bugün

Paylaş

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Menu Title