ÜLKENİN VARLIKLARINI SATARAK MİLLİ OLAMAZSINIZ

Ülkenin gündeminde yakın bir zamandır şeker fabrikalarının özelleştirilmesi konusu var. Konuya sivil toplum örgütleri ile muhalefet partileri de dâhil olmuş durumda. 14 Şeker fabrikasının özelleştirilmesi konusu elbette önemlidir. Çünkü 14 şeker fabrikası özelleşirse hem bu işyerlerinde çalışan onlarca insan işsiz kalacak, hem de şeker ihtiyacı tüm dünyada zararlı olduğu bilimsel olarak kanıtlanmış olan Nişasta Bazlı Şekere muhtaç hale gelmiş olacağız. Konu bu açıdan son derece önemlidir.

Bu konunun bir başka yanı da var. O da iktidar partisinin hemen hemen her gün sürekli milli olmaktan bahsetmesidir. Ana Muhalefet Partisini milli olmamakla suçlamasıdır. Ancak iktidar partisi öbür taraftan da ülkenin varlıklarını yok yere satmaktan da geri kalmıyor. Bu durumda kendileri nasıl milli oluyorlar ben pek anlayamıyorum. Anlayan varsa lütfen bana da anlatsın. Bu konuda iki seçenek var. Birincisi siz gerçekten milli olacak iseniz uygulamış olduğunuz özelleştirme politikalarına bir son vereceksiniz. Hatta özelleştirilen kamu kurum ve kuruluşlarını devletleştireceksiniz. Bu özelleştirmelerden dolayı atılan işçileri geri alacaksınız. Ya da her zaman olduğu gibi ülkenin varlıklarını satmaya devam edeceksiniz ama milli olmaktan bahsetmeyeceksiniz. İkisinden biri. Başka bir seçenek yok.

Şahsen benim şu ana kadar tespit ettiğim bir durum var. O da iktidar partisinin milli olmayı bırakın yanından bile geçemediğidir. Bundan sonraki süreçte de aynı politikayı devam ettirecek olan bir iktidar partisi nasıl milli olabilir? Milli olmak bu kadar basit midir? Siz bugüne kadar ülkenin varlıklarını satarak bugünlere geleceksiniz ama öte yandan da milli olmaktan bahsedeceksiniz öyle mi? Yok kardeşim böyle milli olunmaz. Milli olmak için her şeyden evvel bir defa emperyalist çevrelerle birlikte iş tutmayacaksınız. Onlara ülkenizin kaynaklarını teslim etmeyeceksiniz. Yok, eğer siz bugün başta ABD olmak üzere iktidarınızı emperyalist çevrelerle paylaşmışsanız değil bugün, bir daha asla milli olmazsınız.

İşte yakın bir zamandır kamuoyunun gündeminde 14 şeker fabrikasının özelleştirilmesi konusu var. Bu fabrikaların bağlı olduğu Türkiye Şeker Fabrikaları A.Ş.’nin başına da Özelleştirme İdaresi Başkanı Ahmet Aksu ile Başkan Yardımcısı Ergin İçenli getirilmiş. İçenli aynı zamanda Türkiye Şeker Fabrikaları A.Ş.’nin de başına geçmiş. Şimdi siz gelin de bu iktidarın nasıl milli olduğuna karar verin.

İktidar partisi basına yansıyan haberlere göre de 14 şeker fabrikasının özelleştirilmesini Amerikalı CARGİLL’in düzenlemiş olduğu bir rapordan sonra düğmeye basmış olmasıdır. CARGİLL Şeker Fabrikalarının özelleştirilmesini sağlamak için hükümete nişasta bazlı şekerin halk sağlığı açısından herhangi bir tehlike oluşturmadığını raporlamış. CARGİLL düzenlemiş olduğu raporda şeker fabrikalının özelleştirilmesi ile kamuda dolaylı olarak büyümenin olacağından da bahsetmiş. CARGİLL bu konuda iktidar partisine bir özelleştirilme kapsamına alınan 14 şeker fabrikalarını bana verin demediği kalmış. Hani oldu olacak CARGİLL düzenlemiş olduğu rapora bu taleplerini de yazmış olsaymış tam olacakmış. Anlayacağınız durum bu kadar vahim.

Özelleştirme konusunun bir başka tarafı daha var. Hani iktidar partisi bu aralar ABD’ye demedik laf bırakmıyor ya. İşte ben de bu açıdan söylüyorum.. Hatırlarsanız iktidar partisi daha önce Atatürk Orman Çiftliği’ni ABD’ye vermişti. İktidar partisi şimdi de şeker fabrikalarını ABD’li CARGİLL’e vermeye hazırlanıyor. Eğer şeker fabrikaları özelleştirilir de bu fabrikaları ABD’li CARGİLL alırsa bilin ki, ABD’ye en büyük tepkiyi vermiş olacaklar. Bir taraftan sözde tepki, diğer taraftan ballı börekli özelleştirmeler. Oh ne ala memleket. Milli olmak demek bu olsa gerek.08.03.2018

538 Tıklama Toplam 7 Tıklama bugün

Paylaş

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.