ŞİMDİ DEĞİŞİM ZAMANI

Sizin de bildiğiniz üzere bu hafta sonu 3-4 Şubat tarihlerinde Cumhuriyet Halk Partisi’nin 36.Kurultayı var. 3 Şubat Cumartesi günü Genel Başkan seçimi, 4 Şubat Pazar günü de Parti Meclisi seçimleri yapılacak. Mevcut Genel Başkan Kılıçdaroğlu’nun tekrar aday olduğu zaten biliniyor. Benim bildiğim kadarı ile şu ana kadar Kılıçdaroğlu ile yarışmak üzere eski İstanbul Barosu Başkanı Ümit Kocasakal, eski grup Başkanvekili Muharrem İnce, eski YARSAV Başkanı Ömer Faruk Eminağaoğlu ve İstanbul Ümraniye eski İlçe Başkanı Alparslan Çabuk aday olmuş durumdalar. Başka adaylar çıkar mı bilemiyorum ancak mevcut görünüşe göre Kılıçdaroğlu’nun İnce ile yarışacağını düşünüyorum.

Öncelikle belirtmek istediğim bir konu var. O da Cumhuriyet Halk Partisi’nde yapılacak olan bu seçimin adının söylendiği gibi adalet konusunun yerine değişimin seçimi olması gerektiğidir. Seçimin adının Adalet kavramı olmasına herhangi bir itirazım yok ama bu seçimde değişimin ön planda olması gerekiyor. Eğer bu seçimde değişim gerçekleşmez ise bilin ki önümüzdeki yerel seçimleri ve Başkanlık seçimini AKP yine kazanacak. Cumhuriyet Halk Partisi ise seçimi kaybetmesi halinde her zaman olduğu gibi yine ‘’Biz elimizden geleni yaptık. Millet oy vermedi. Oyumuzu koruduk.’’ gibi söylemler ile parti tabanı uyutmaya çalışacak. Yoksa Kılıçdaroğlu’nun önümüzdeki yerel seçimleri ve Başkanlık seçimini kazanacağına dair hiçbir Cumhuriyet Halk Partilinin ve Cumhuriyet Halk Partisi’ne oy verenlerin inandığı yok. Kılıçdaroğlu’nun seçim kazanacağına dair bulunduğunuz yerde yoldan geçenlere dahi sorsanız hiçbir kimseden olumlu bir yanıt alamazsınız. Hatta ve hatta yazılı ve görsel medya da Kılıçdaroğlu’nun seçim kazanacağına inanan bir tane yazar ve yorumcu dahi bulamazsınız. Şu ana kadar yapılan anketlerde de Kılıçdaroğlu’nun seçim kazanacağına dair bir tane bile anket sonucu yok. Ancak ne hikmetse kurultay delegeleri bugüne kadar seçim kazanamayan ve seçim kazanma iddiası olmayan Kılıçdaroğlu’nu Genel Başkan seçtiler. Akıl noksanlığı denen olgu böyle bir şey olsa gerek.

Size son yapılan seçimlerden bir örnek vererek devam edeyim. Geçen sene 16 Nisan da rejim değişikliği referandumu yapıldı. Bu seçimlerde Cumhuriyet Halk Partisi’nin Merkez Yürütme Kurulu’nda bir tane Anayasa Profesörü yoktu. Hatta ve hatta Parti Meclisi’nde bile bir tane Anayasa Profesörü yoktu. Düşünebiliyor musunuz? Ülke de Anayasa değişikliği referandumu yapılıyor. Bu değişikliğin ülkeye vereceği tahribatı halka en iyi bir şekilde anlatması gereken Cumhuriyet halk Partisi’nin yönetim kadrolarında bir tane Anayasa Profesörü yok. Daha önceki Anayasa Profesörü olan Süheyl Batum’u uydurdukları bir gerekçe ile partiden kovmuşlardı. Dolayısıyla Cumhuriyet Halk Partisi böylesine önem arz eden bir seçime Anayasa Profesörü olmadan giriyor. Fakat yine de bu Anayasa Profesörü kendi başına rejim değişikliği referandumunun sakıncaları seçmenlere anlatmak için yollara düştü.

Kaldığım yerden devam edeyim. 16 Nisan rejim değişikliği referandumu bitiyor. Seçimleri kıl payı farkla iktidar partisi kazanıyor. Sonrasında parti de seçim sonuçları değerlendiriliyor. Değerlendirme sonuçlarını o dönemin Parti Sözcüsü ve İzmir Milletvekili Selin Sayek Böke yapıyor. Böke yapmış olduğu açıklamada sine-i millete dönme durumunun görüşüldüğünü söylüyor. Fakat parti Selin Sayek Böke’nin yapmış olduğu açıklamayı yalanlıyor. Bunun sonucunda Ekonomi Profesörü ve parti Sözcüsü Selin Sayek Böke görevlerinden istifa ediyor. Cumhuriyet Halk Partisi 16 Nisan rejim değişikliği referandumuna yönetim kadrolarında Anayasa Profesörü olmadan giriyor ve seçim sonunda Ekonomi Profesörü de istifa ediyor. Fakat Kılıçdaroğlu sanki hiç bir şey olmamış gibi koltuğunda oturmaya devam ediyor.

Cumhuriyet Halk Partisi’nde neden değişim olması gerektiğine biraz daha açıklık getirmek için 7 Haziran ve 1 Kasım genel seçimlerini de değineyim. 7 Haziran seçimlerinde AKP ilk defa muhalefete düşmüştü. Fakat Cumhurbaşkanı Erdoğan ülkeyi tekrar erken seçime götürdü. Nihayetinde 1 Kasım da erken genel seçim yapıldı. Bu seçimde AKP 7 Haziran da kaybetmiş olduğu oyları geri alarak tekrar tek başına iktidara geldi. Cumhuriyet Halk Partisi ise yine yerinde saydı. Yani şunu demek istiyorum. AKP iktidara geldiğinden bu yana ilk defa oy kaybına uğradı fakat Cumhuriyet Halk partisi bırakın iktidara gelmeyi seçimden birinci Parti olarak bile çıkamadı. Sonra AKP 1 Kasım seçimlerinde oylarını geri aldı. Cumhuriyet Halk Partisi yine yerinde saydı. Ben tarihte iktidar partisinin oy kaybettiği bir dönemde Ana Muhalefet Partisinin oylarını arttıramadığı bir seçim sonucu hatırlayamıyorum. Yine iktidar partisinin daha sonra yapılan bir erken seçimde tekrar eski oylarını alarak tek başına iktidara geldiğini hatırlayamıyorum. Hatırlayan varsa lütfen bana da söylesin. Demek istediğim Kılıçdaroğlu sayesinde Cumhuriyet Halk Partisi böylesine bir rezaleti de yaşadı. Daha ne diyeyim?

Bu hafta yapılacak olan Cumhuriyet Halk Partisi’nin kurultayı ile ilgili daha söylemek istediğim birçok konu var. Ancak sizleri sıkmak istemediğim için kısa keseceğim. Zaten ‘’ CHP Neden İktidar Olamıyor’’ adlı kitabımda bu konuya fazlasıyla değindim. Kitabı okuma şansınız olursa ne demek istediğimi eminim daha iyi anlayacaksınız. Şimdilik satırlarıma bir tespit yaparak son vereceğim.

Şimdi bir futbol takımı düşünün. Lig sonunda bir türlü şampiyon olamıyor. Ancak her lig sonrasında ikinci oluyor. Şimdi bu futbol takımının teknik direktörünün bu takımına vereceği bir şey kalmış mıdır? Seçimler de öyledir. Seçim kazanamayan bir genel başkan başarılı olamaz. Hatta üst üstte birçok seçimi kazanamayan bir genel başkanın kazanabileceği bir seçim de artık yoktur. Çünkü seçim kaybeden bir genel başkan belirli bir süre sonra seçim kaybetmeyi içselleştirir. Seçim kaybetmeyi normal gibi görmeye başlar. Şimdi Kılıçdaroğlu’nun geldiği durum da budur. Bilmem anlatabildim mi? 31.01.2018

619 Tıklama Toplam 14 Tıklama bugün

Paylaş

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.