YAŞAMA DAİR

Yolda yürürken veya bir sandalyede otururken ayağınızı bastığınız yere hiç can alıcı gözle baktınız mı? Birçoğunuzun hayır dediğini duyar gibi oldum. ‘’Yerde ne var ki de bakalım’ ’dediğinizi duyar gibi oldum. Oysaki yerde pek fazla görünmeyen o kadar çok canlı var ki. Mesela karıncalar var. Her gün hiç durmaksızın çalışıyorlar. Yol üzerinde çizdikleri hatta hiç şaşırmadan gidip geliyorlar. O küçücük beyinleri ile adeta bir robot gibi çalışıyorlar. Öyle değil mi? Kim bilir kaç defa üzerlerinden geçmişizdir. Kaç tanesini ezmişizdir. Ama onlar yine aynı yerde çalışmaya devam ederler. Ta ki taşıyacakları son yiyeceği alana kadar o hat üzerinde gidip gelirler. Peki, hangi birimiz onları ezmemek için dikkat etmeye çalışmışızdır? Şöyle parmağımızla saymaya kalksak yüksek bir rakamı yakalayabilir miyiz? Pek sanmam. İnsanoğlu olarak biz işte bu derece kendimizden başkasının yaşamına önem vermeyen canlılarız. Bırakın bir karıncayı bile ezmemek için çaba sarf etmeyi, insanoğlunun yaşama hakkına bile pek değer vermeyiz. Şu an Suriye’de, Irak’ta küresel güçlerin verdiği savaş yüzünden yaşamını yitiren binlerce insanları düşünün. Ne dersiniz? Haksız mıyım?

Biz yerdeki bir karıncayı ne kadar küçük görüyorsak biraz daha yukardan bakıldığı zaman insanoğlu olarak biz de bir karınca gibi kalırız. Şimdi bir an için eski çağlarda yaşadığımızı farz edin. Yani eski çağlarda Dinozorların yaşadığı çağlardan bahsediyorum. Şu an için nesilleri tükenmiş ama yarından sonra yeniden evrimleşmeyeceklerinin garantisi de yok. Eğer bugün Dinozorların nesli tükenmemiş olsaydı belki biz de onların yanında karınca gibi kalmaz mıydık? Ne demeye çalışıyorum biliyor musunuz? Bizim için yaşamın ne kadar önemi varsa, doğa içinde yaşamakta olan binlerce canlının da o kadar yaşama hakkı vardır. Onların böcek, karınca, kelebek olmalarının hiçbir önemi yoktur. İnsanoğlu olarak biz Tanrı için ne kadar önemli isek bizim dışımızda yaşam savaşı veren canlılar da Tanrı için o kadar önemlidir.

Evet, biz diğer canlılara göre daha zekiyiz. Buna hiç şüphe yok. Zekâmızı kullanarak yaşamı daha anlamlı hale getirmek için teknolojiyi keşfetmişiz. Teknolojik gelişmeler sayesinde bugünkü yaşam koşullarını yaratmışız. Kim bilir yarından sonra daha nice buluşlara imza atacağız. Ancak diğer canlılardan farklı olarak zekâmızın gelişmiş olması bizi Tanrı katında diğer canlılardan farklı bir konuma sokmaz. Tanrı açısından doğa da bulunan canlıların değeri ne ise, bizim de değerimiz o kadardır.

‘’Durduk yerde bu konu da nereden çıktı’ ’dediğinizi duyar gibiyim. İnsanoğlu olarak tabi ki bizim doğada yaşayan diğer canlılardan farklıyızdır’’ dediğinizi duyar gibiyim. Eğer siz böyle düşünüyorsanız peşin söyleyeyim ki ben sizin gibi düşünmüyorum. Doğada bulunan etçil canlılar yaşamlarını devam ettirebilmek için elbette birbirlerini yemek zorundadırlar. Zaten beslenmeleri doğal olarak bu şekilde oluyor. Çünkü bu doğanın bir döngüsüdür. Fakat zekâsı gelişmiş olarak yaşayan insanoğlu olarak biz karıncaları ezmek zorunda mıyız? Bizi yaratan Tanrının yaratığı diğer canlıları öldürmek zorunda mıyız? Onların canlarını almak zorunda mıyız? Haydi, bana yanıt verin?

Baştan da söylediğim gibi zekâsı gelişmiş biz insanoğlunun Tanrı katında değeri ne ise yeryüzünde yaşayan ve bizim göremediğimiz binlerce canlının değeri de o kadardır. Bu yüzden belki de biraz sonra hiç farkına varmadan canına kıyacağınız canlının eğer bakabiliyorsanız yaşam mücadelesine iyice bir bakın. Sanıyorum ne demek istediğimi böylelikle daha iyi anlayacaksınız.22.11.2017

511 Tıklama Toplam 3 Tıklama bugün

Paylaş

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.