RUSYA KRİZİNDEN ABD KRİZİNE

Bölgemizde olaylar o kadar çabuk gelişiyor ki; bugün bir bakmışsınız dünün tam tersi gelişmeler yaşanmaya başlamış. Artık bu tür gelişmeleri kanıksamaz olduk. Sıradanmış gibi de gelmeye başladı. Neden biliyor musunuz? İstesek de istemesek de artık tam bir Ortadoğu ülkesi olduk da ondan. Eskiden siyasi politikalar bu denli değişmezdi. Çünkü daha o zamanlarda bölge ülkeleri terörist istilasına uğramamıştı. Ben de işte tam bu yüzden bir Ortadoğu ülkesine benzedik diyorum.

Şimdi sizi biraz gerilere götüreceğim. Çünkü gelişen olayları doğru analiz edebilmemiz için gerilere dönmemiz gerekiyor. Merak etmeyin, rahat olun. Fazla geriye gitmeyeceğim. Zaten böyle bir niyetim de yok. Yakın geçmişe kısa bir yolculuk yapacağım. Yoksa sağlıklı bir değerlendirme yapamayız. Sonrasında da iş pirincin taşını ayıklamaya gelir. Ben böyle zahmete katlanamam. Bu nedenle sağlıklı değerlendirme için doğru tespit yapmak zorundayız.

İktidar partisi ABD ve Gülen Cemaati ile beraber açılım sürecini sürdürürlerken HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş Cumhurbaşkanı Erdoğan’a hitaben ‘’ Seni Başkan yaptırmayacağız’ ’demişti. Hatırladınız mı? Demirtaş’ın bu sözleri Erdoğan için yeni bir sürecin başlangıcıydı. Çünkü o zamana kadar Başkanlık hayallerini HDP ile birlikte gerçekleştirmek istiyordu. Erdoğan o zamanlar Bahçeli ile de bu derece içli dışlı değildi. Hatta Bahçeli Erdoğan’a o dönemlerde en sert sözlerle yükleniyordu. Bahçeli’nin o zamanlarda doksan derece dönüp Erdoğan’ın istetmesi haline geleceğini sanırım siz de tahmin edemezdiniz. Gerçi Bahçeli iktidar partisinin zor zamanlarında her daim imdadına yetişmişti ancak bu süreçte bu kadar keskin dönüşle istetme olacağı tahmin edilemezdi. Bir gün elbette Bahçeli’nin yapmış olduğu bu u dönüşü açıklığa kavuşacak. O zaman biz de bu dönüşün gerekçesini öğrenmiş olacağız. Daha da açıkçası gelen bir mektubun sırını öğrenmiş olacağız. Ancak şimdilik gelişen olayları takip etmekle yetineceğiz.

Biraz önce de ifade ettiğim gibi Selahattin Demirtaş’ın ‘’ Seni Başkan yaptırmayacağız’ ’çıkışı Erdoğan’ın açılım masasını devirmesine neden olmuştu. O zamana kadar ABD ile iktidar partisi için her şey güllük gülistanlıktı. Ergenekon ve Balyoz Davaları ile vatansever askerler ile yurtsever aydınlar Silivri zindanlarına atılmışlardı. Büyük Ortadoğu Projesi de son sürat ilerliyordu. Hatta o zamanlar Erdoğan Büyük Ortadoğu Projesi’nin eş başkanlığını yürütüyordu. Bu yüzden Suriye için ülkemiz de terörist bile yetiştirdik. Beşar Esat’ı iktidardan nasıl indireceklerini filan öğrettik. Bunun için Avrupa’dan finans bile sağladık. Gelen yardımlarla Suriyelileri içimize alıp beslemeye başladık. Anlayacağınız ortaklar birbirleri ile kavga edene kadar Büyük Ortadoğu Projesi’nin Eş Başkanlığını sürdürdük.

Cumhurbaşkanı Erdoğan Selahattin Demirtaş’ın çıkışı ile birlikte ise öncelikle açılım masasını devirdi. O güne kadar PKK ile yapılan müzakere dönemi mücadele dönemine dönüştü. Kazılan hendekler tek tek kapatıldı. Rusya ile yakınlaşma süreci başladı. Ancak ABD’nin talimatları gereği Rus uçağı düşürüldü. Amaç Erdoğan’ı tekrar açılım masasına oturtmaktı. Rus uçağı sırf bu yüzden düşürüldü. Bunun sonucu turizm dibe vurdu. Rusya’ya ihraç edilen sebze ve meyveler üreticilerin elinde kaldı. Ankara’da Rus Büyükelçisi de vuruldu. Gelişmeler o kadar hızlıydı ki, iktidar partisinin ileri gelenleri bile gelişen olayları anlamakta güçlük çekiyorlardı. Dönemin Başbakanı Ahmet Davutoğlu’nun uçağın düşürülmesi talimatını kendisinin verdiğini söylemesi anlaşılıyordu ama Erdoğan’ın da bu olayı sahiplenmesi anlaşılamıyordu. Şimdilerde anladığımıza göre demek ki Erdoğan o dönemlerde de aldatılmıştı.

Erdoğan’ın Başkanlık hayallerini MHP ile sürdürmek istemesi hiç kuşkusuz açılım sürecinin de sonunu getirmişti. Büyük Ortadoğu Projesi’nden de sapmasına yol açmıştı. Gelişen olaylar neticesinde Rusya ile yeniden diyalog kuruldu. Özür dilendi. Suriye’de Astana mutabakatı ile yeni bir süreç başladı. Suriye’de namaz kılma projesi yerini Suriye’nin toprak bütünlüğünü tanıma sürecine bıraktı. Bu arada tabi ki daha başka bir sürü baş döndürücü olaylar meydana geldi. Ancak gelişmeler ABD ile başlayan sürecin Rusya ile devam etmesine sebep oldu.

ABD bu süreç içinde Erdoğan ile yeniden diyalog kurmaya çalıştı. Ancak başarılı olamadı. Bu arada 15 Temmuz ABD / FETÖ darbe girişimi yaşandı. Rıza Zarrab ABD’de tutuklandı. Arkasından Halkbank Genel Müdür Yardımcısı tutuklandı. Cumhurbaşkanı Erdoğan ABD’ye Başkonsolosluk çalışanlarını tutuklama ile yanıt verdi. Son olarak ABD’de ülkemize vize sınırlaması getirdi. Buna karşılık biz de ABD’ye vize sınırlaması getirdik. Yani ABD’ye karşılık vermiş olduk. Ancak ABD’nin uyguladığı vize sınırlaması ne anlama geldiği ileriki günlerde daha iyi anlaşılacak. Şimdilik biz de ABD’ye karşılık vermiş olduk.

Tarihte yeri olan köklü devletlerin gerek siyasi gerekse ekonomi politikaları günlük olaylara göre değişmez. Dün ABD, Almanya, Fransa, İngiltere hangi politikaları uyguluyorlar ise bugünde aynı politikaları uyguluyorlar. Keza yine Rusya, Çin, Hindistan, İran dün hangi politikaları uyguluyorlar ise bugün de aynı politikaları uyguluyorlar. Bölgede politikası gelişen olaylara göre değişen salt bizim ülkemiz var. Dün ABD ile birlikte hareket ederken bugün Rusya ile birlikte hareket eder hale geldik. ABD yerine bölge ülkeleri ve Rusya ile birlikte hareket etmeyi tercih ederim. Ancak yaşanan gelişmeler ve malum iktidar partisinin yapısından dolayı her an yine ABD ile birlikte hareket etmeye başlayabiliriz. İktidar partisinin yapısı maalesef böyle bir gelişmeye halen daha müsait. Anlayacağınız iktidar partisi nereye çekerseniz oraya gidiyor. 18.10.2017

412 Tıklama Toplam 7 Tıklama bugün

Paylaş

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.