SURİYE’NİN KUZEYİ SURİYE’NİNDİR

Son günlerde ülkemiz ile İran’ın PKK’ya karşı bir operasyon yapacağına dair söylentiler duyuluyordu. Nihayetinde bu söylentilerin şimdilerde gerçek olduğuna dair duyumlar almaya başladık. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Ürdün seyahati öncesinde Atatürk Havalimanı’nda yapmış olduğu açıklamalar bu söylentileri doğrular nitelikteydi.

“İran’la müşterek bir hareketin yapılması her an gündemde. Bu dayanışma iki Genelkurmay Başkanı arasında görüşülmüş ve nasıl bir çalışma yürütülebilir, bunun diplomatik boyutu ne olabilir bunların hepsini aramızda görüştük. Çalışmalar devam edecek. Çünkü PKK Terör Örgütü’nün İran’daki ayağı PJAK. Bunları sürekli İran’a da bizlere de verdikleri zararlar var. Bu tehditler her iki ülkenin dayanışması halinde çok daha kısa zamanda bir neticeye ulaşır düşüncesinden hareketle bu çalışmaları yapıyoruz’’

Elbette ki ülkemiz ile İran’ın ortak düşmanı olan PKK’ya karşı bir operasyon düzenlemesi son derece doğaldır. Hele hele PKK’nın Suriye kolu olan PYD’ye karşı bir operasyon düzenlenmesi her ülkenin çıkarları açısından son derece önemlidir. Çünkü bu terör örgütü bugün ülkemizi ve Suriye’yi tehdit ediyorsa yarından sonra da İran’ı da tehdit edecektir. ABD’nin PYD’ye TIR’lar dolu silah vermesinden sonra ülkemiz ile İran’ın bu terör örgütüne karşı birlikte operasyon yapması zaten beklenirdi. Nihayetinde Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın açıklamalarından da bu durum net bir şekilde anlaşılıyor.

Ülkemiz ile İran’ın PKK’ya ve onun Suriye kolu olan PYD’ye karşı yapılacak olan operasyona Suriye’nin de katılması gerekir. Çünkü yapılacak olan operasyon PKK’ya, PYD’ye ve PJAK’a yönelik olacaktır. Dolayısıyla Suriye’nin de bu operasyonun içinde olması son derece normal sayılır. Zaten halen hazırda ülkemizin de içinde bulunduğu Astana görüşmelerinde bu ülkeler bir araya gelmişlerdi. Bu ülkeler Suriye’nin güvenliğini ve çatışmaların koordineli olarak sona erdirilmesi konusunda anlaşmaya varmışlardı. Rusya’nın da içinde bulunduğu Astana görüşmeleri sayesinde Suriye’de bir nebze de olsa ateşkes sağlanmıştı.

Terörizm ile mücadele ulus devletlerin meşru hükümetlerinin güç birliği sayesinde verilebilir. Yoksa terörizm ile mücadele terörist örgütlerle yapılmaz. Bugün ABD gibi terörizme karşı mücadeleyi terörist örgütler ile yaparsanız yarından sonra bu terör örgütlerinin hedefi haline gelirsiniz. Dün ABD’nin başına gelenleri gördük. İkiz kulelere yapılan saldırıları daha henüz unutmuş değiliz. Keza yine Avrupa ülkelerine yapılan terör saldırılarını da görüyoruz. Siz hiç terörü beslemeyen Avrupa ülkelerinin teröre kurban verdiğine şahit oldunuz mu? Olamazsınız. Çünkü terör örgütleri hiçbir zaman teröre prim vermeyen ülkeleri hedef almazlar. Terör örgütleri her zaman beslendikleri odakları hedef alırlar. Bu terör örgütlerini ya sürekli destekleyeceksiniz, ya da hiçbir şekilde bu terör örgütlerine prim vermeyeceksiniz İkisinden birisi. Bu işin başka bir yolu yok.

ABD’nin uzun bir zamandır bölgemizde bulunan terör örgütlerini desteklediğini biliyor olmalısınız. Hatta basından onlara TIR’lar dolu silahlar gönderdiğini de duymuş olmalısınız. ABD görünürde IŞİD’e karşı mücadele ediyor gibi görünüyor ama arka taraftan da başka işler çeviriyor. Bu konuda Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ABD’ye IŞİD’e karşı birlikte mücadele verelim çağrısı son derece olumludur. Ancak ABD’nin asıl derdi IŞİD’e karşı verilecek mücadele değil. ABD’nin asıl derdi Suriye’de PKK’nın Suriye kolu PYD’nin ele geçirdiği bölgelerin sayısını arttırmasıdır. İlan edilen Kantonların Afrin ile birleştirilmesidir. Sonuçta birleşen kantonların Irak’ta olduğu gibi Suriye’de de özerk bir bölgenin oluşturulmasıdır. Bu sebeple İran ile ülkemizin PYD’ye karşı ortak bir operasyon düzenlemesi bölge barışı adına son derece olumlu bir gelişmedir. Yapılması düşünülen bu operasyona Suriye’nin de dâhil edilmesi operasyonun başarısına katkı koyacağına dair hiç şüphem yok. Ancak böyle bir gelişme olur mu bilemem.

Yapılması planlanan bu operasyonun başarısı her şeyden evvel tarafların birbirlerine olan güvenine bağlıdır. Eğer taraflar ABD’nin olası oyunlarına gelmezlerse bu operasyon başarılı bir şekilde sonuçlanır. Yok, eğer yapılması planlanan bu operasyon baştan sakatlanırsa bu durumdan hem İran hem de ülkemiz zarar görür. Bu sebeple tarafların mutlak suretle Astana görüşmelerinin ruhuna sadık kalarak bu operasyonu gerçekleştirmeleri gerekir. 23.08.2017

686 Tıklama Toplam 1 Tıklama bugün

Paylaş

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Menu Title

WordPress Uzmanı: Buğra Yazar