15 TEMMUZ KONTROLLÜ DARBE GİRİŞİMİ DEĞİLSE, NEDİR?

15 Temmuz ABD / FETÖ darbe girişimi ile ilgili bugüne kadar çok şey söylendi. Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu bu darbe girişimine ‘’Kontrollü darbe girişimi’’ diyor. İktidar partisi ile Milliyetçi Hareket Partisi’nin yönetim kadrosu ise Kemal Kılıçdaroğlu’na koro halinde saldırıyorlar. Kontrollü darbe girişimi tanımını bir türlü kabullenemiyorlar. Tartışmalar da bu şekilde sürüp gidiyor.

15 Temmuz 2016 tarihinde ABD / FETÖ çetesi tarafından Türkiye Cumhuriyeti’ne bir darbe girişiminde bulunuldu. Darbe girişimi erken saate alınmasından dolayı ve Türk Ordusu içinde yer alan Atatürkçü askerler tarafından engellendi. Darbe girişiminin başarısız olmasına o saatlerde sokağa çıkan vatandaşlar da katkı sağladılar. Sonuç itibarıyla 15 Temmuz ABD / FETÖ darbe girişimi ertesi günün erken saatlerinde bastırıldı. Darbe girişimine karşı koymak için sokağa çıkan vatandaşlarımıza açılan ateş sonucu da 250 şehit verdik. Şehitlerimize buradan Allah’tan rahmet, kederli ailelerine de sabır ve başsağlığı diliyorum.

Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu 15 Temmuz da ABD ile FETÖ darbe girişiminde bulunmamıştır demiyor. Darbe girişiminin planlayıcıları arasında AKP iktidarı da vardır demiyor. Kılıçdaroğlu AKP iktidarının Türkiye Cumhuriyeti’ne bir darbe girişimi olacağını çok daha önceden bilmesine rağmen bu darbe girişimine karşı herhangi bir önlem almadığından dolayı ‘’kontrollü darbe girişimi’’ diyor. Kılıçdaroğlu darbe girişimini kabul etmemiş olsaydı Yenikapı Mitingine de katılmazdı. Öyle değil mi?

AKP iktidarının ileri gelenleri tarafından ülkenin ABD / FETÖ darbe girişimine maruz kaldığını sürekli dillendirmelerini anladım da bu darbe girişiminin kontrollü olmadığı savına pek inanmadım. Yani ben de bu darbe girişiminin kontrollü darbe girişimi olduğunu düşünüyorum. Neden mi? Açıklayayım. Her şeyden önce bir defa bu darbe girişimi ile ilgili şimdiye kadar o kadar çok çelişkili bilgiler verildi ki, insanın ister istemez ‘’bunlar tiyatro mu oynuyorlar kardeşim’’ diyesi geliyor. Aklı başında olan her insan zaten bu çelişkili bilgilerden bir anlam çıkarır. Körü körüne İktidar partisinin söylemlerine inanmak yerine darbe girişiminin arkasındaki gerçekleri araştırır. Darbe girişi sırasında veya darbe girişimi sonrasında siyasilerin takınmış oldukları tavırlardan bir anlam çıkarmaya çalışır. Genelde akıl noksanlığımız vardır ama yine de 15 Temmuz ABD / FETÖ darbe girişiminin neden yapıldığını ve bu darbe girişiminden AKP iktidarının nasıl yararlandığını anlamaya çalışabilirsek bu darbe girişimin neden kontrollü darbe girişimi olduğunu da tespit etmiş oluruz.

Örneğin ben, 15 Temmuz darbe girişimi esnasında Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın tatil amaçlı olarak Marmaris’te olduğunu anlayabiliyorum da, Başbakan Binali Yıldırım’ın Kastamonu’ya yakın Ilgaz Tüneli’ne neden bulunduğunu anlayamadım. Siz anlayabildiniz mi? Başbakan Binali Yıldırım bu konu da bir açıklama yaptı mı bilmiyorum. Eğer yaptıysa da ben kaçırmış olabilirim. Ancak gördüğüm kadarı ile burada çelişkili bir durum var. Şimdilik olmasa bile ileri de bu çelişkili durumların mutlaka açığa çıkacağına inanıyorum. Sanıyorum o zaman daha kapsamlı bir değerlendirme yapma olanağına kavuşacağız. Ancak bugünkü koşullarda bu soruların yanıtını bulmamız oldukça zor görünüyor.

15 Temmuz ABD / FETÖ darbe girişiminin kontrollü darbe girişimi olduğuna yönelik bir başka tespit te eski İçişleri Bakanı Efkan Ala’nın bu darbe girişiminden sonra açıkladığı tutuklu sayısı ile ilgilidir. İçişleri Bakanı Efkan Ala darbe girişiminden kısa bir dönem sonrası tutuklanan kişi sayısının 13 bin 519 olduğunu söyledi. Darbe girişimine yardım ve yataklık yapanların darbe girişiminin atlatılması ile beraber gözaltına alınmalarını ve tutuklanmalarını anlayabiliyorum. Tutuklanan FETÖ’cülerin yapmış oldukları ispiyonlardan da darbe girişiminde eli ayağı olanların tutuklanmasını anlayabiliyorum ama 13 bin 519 kişinin hangi gerekçeler ile ve nasıl tutuklandıklarını anlayamıyorum. Bu insanların adresleri ne zaman tespit edildi de tutuklanabildiler? Bu kadar insanı tutuklayabilmek için önceden kapsamlı bir çalışma yapmak gerekmez mi? Yoksa siz kendinizi bir anda darbe girişimi içinde bulmuşsanız ve o güne kadar darbe girişimi ile ilgili en ufak bir istihbarat almamışsanız darbe girişimi sonrası kapsamlı bir FETÖ operasyonu da yapamazsınız. Hele hele hiçbir şeyden haberiniz yok ise darbe girişimi sonrası 13 bin 519 kişiyi de gözaltına alıp tutuklayamazsınız. Öyle değil mi?

Başbakan Binali Yıldırım darbe girişimi gecesi Hikmet Bila’ya MİT Müsteşarı Hakan Fidan’a 22.40’ta ulaşabildiğini ve Hakan Fidan’dan darbe girişimi ile ilgili herhangi bir bilgi almadığını söylemiş. Ancak Abdulkadir Selvi’nin ‘’Darbeye Geçit Yok’’ kitabında ise Başbakan Binali Yıldırım Hakan Fidan’a saat: 22.20 de ulaştığını ve ‘’ Hakan köprüye asker çıkmış’’ dediğini yazmış. Hakan Fidan’ın darbe girişimi ile ilgili gerek Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı gerekse Başbakan Binali Yıldırım’ı bilgilendirmemesi kabul edilebilir mi? Hakan Fidan devletin Cumhurbaşkanı’na ve Başbakan’ına darbe girişiminin istihbaratını aldığı anda bildirmeyecek ise ne zaman bildirecek? Darbe girişiminin başarılı olmasından sonra mı? Başbakan Hakan Fidan’a ‘’ Hakan köprüye asker çıkmış’’ dediği halde Hakan Fidan Başbakan’a bilgi vermemişse ben burada bir kasıt ararım. Bu durumda ilk aklıma Hakan Fidan’ın FETÖ’cülerle birlikte olduğu aklıma gelir. Öyle ya, insan Cumhurbaşkanı ve Başbakan’a darbe girişimi ile ilgili bilgi vermiyorsa bu insan bu terör örgütüne yardım ediyor demektir. Hatırlarsanız Cumhurbaşkanı Erdoğan da istihbaratı eniştesinden aldığını söylemişti. Peki, tüm bu olanlardan sonra Hakan Fidan halen daha görevden alınmamışsa insanın aklına ne gelir?

15 Temmuz darbe girişiminin neden kontrollü darbe girişimi olup olmaması ile ilgili daha yanıtlanmayan çok soru var. Örneğin TBMM çatısı altında bu darbe girişimini araştırmak için kurulan komisyonun başına neden Reşat Petek getirilir? Kamuoyunda Reşat Petek’in FETÖ’cü olduğuna dair çıkan söylentileri duymamış olamazsınız. Sonra bu komisyon darbe girişiminin tam ortasında bulunan Genelkurmay Başkanı Akar komisyona sözlü ifade yerine yazılı ifade gönderiyor. Bu anlaşılabilir bir durum mudur? Yine FETÖ / ABD darbe girişimini aydınlatmak için kurulan bu komisyon Cumhuriyet Halk Partisi’nin dinlenmesini istediği tanıkları dinlemiyor. Yine bu komisyon ABD / FETÖ darbe girişiminin açığa çıkarılabilmesi için Cumhuriyet Halk Partisi’nin verdiği araştırma önergesini ret ediyor.

Peki, sonra ne oluyor? İktidar partisi bu terör örgütü ile mücadele etmek için OHAL ilan ediyor. Ülke KHK’lerle yönetilmeye başlanıyor. FETÖ kontrol altına alınmasına rağmen OHAL uygulamasına devam ediliyor. Bu arada 16 Nisan Rejim Değişikliği Referandumu yapılıyor. Şimdi siz gelin de 15 Temmuz ABD / FETÖ darbe girişiminin kontrollü darbe girişimi olmadığına inanın. 18.08.2017

616 Tıklama Toplam 3 Tıklama bugün

Paylaş

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.