DEMOKRASİ NÖBETİ Mİ, İKTİDAR NÖBETİ Mİ?

Ergenekon ve Balyoz Dava süreçlerini hatırlıyor olmalısınız. O zamanlar da delilsiz ve hukuksuz bir şekilde tutukladıkları yurtseverlere Ergenekoncu damgasını vuruyorlardı. Şimdi ise kurunun yanında yanan yaşlar için FETÖ’cü damgasını vuruyorlar. Yani illaki bir damga vuruyorlar. Yoksa başka türlü canları rahat etmiyor.

Ergenekon ve Balyoz Davaları şimdi sil baştan yeniden görülmeye başlandı. Bütün ümidim bu davaların bu sefer hukuki süreç içinde görülmesidir. Gizli tanıkların yerine bu dava ile ilgili olan tanıkların dinlenmesidir. Bu davalarda yargılanan aydınlara bir daha kumpas kurulmamasıdır. Bu yöndeki iyimser beklentilerimi halen daha koruyorum ancak çok fazla da ümitli olmadığımı sizlerle paylaşmak isterim. Çünkü ülkeyi idare etmekte olan siyasi iktidar bugüne kadar uygulamış olduğu politikalarla ortada ne bir demokrasi bıraktı, ne de bir adalet. Ana Muhalefet Partisi Genel Başkanı da zaten bu yüzden yürümüştü. İktidar partisi bu yürüyüşe kulak verir mi bilemiyorum. Ancak verilen demeçlerden iyimser olmadığımı bir kez daha belirteyim. Atalarımız ne demişlerdi? ‘’ Görünen köy kılavuz istemez’’ Daha ne diyeyim?

Peki, dün Ergenekon ve Balyoz Davalarında yapılan haksızlıklara ve adaletsizliklere isyan edenlere Ergenekoncu yakıştırmasını yapanlar bugün bu sözlerinden dolayı pişmanlık duymuşlar mıdır? Hiç sanmam. Bu dava süreçleri devam ederken televizyon ekranlarından bu davaları meşrulaştırmaya çalışan gazetecilerin bugünkü durumlarını görüyorum. Örneğin Nagehan Alçı Hanımefendi CNN TÜRK ekranlarında Nazlı Ilıcak ile Ergenekon ve Balyoz Davaları üzerinden memleketin aydınlarını itibarsızlaştırmak için ellerinden geleni arkalarına bırakmamışlardı. Nagehan Alçı şimdilerde de FETÖ’cüleri itibarsızlaştırmaya çalışıyor. Bu konu da hakikaten FETÖ’cü olanların itibarsızlaştırılmasına elbette benim de hiçbir itirazım olamaz. Geçmiş dönemde bu vatan hainlerinin memleketin aydınlarına, gazetecilerine, akademisyenlerine, yazarlarına ve vatansever askerlerine kurmuş oldukları kumpasları unutmuş değilim. Bu sebeple bu FETÖ’cülerin deşifre edilmesi ve adalet önüne çıkarılmaları için ne gerekiyorsa yapılmalıdır. Ancak FETÖ’cü olmakla suçlanan bu insanlar da adaletli bir şekilde yargılanmalıdırlar. Çünkü bu davadan dolayı yargılananlardan bazılarının FETÖ’cü olduklarına dair kesin bir delil yok. Zaten Cumhurbaşkanı Erdoğan bu yüzden ‘’ At izi it izine karıştı’’ demedi mi? Şimdi bu yüzden FETÖ Davasından dolayı tutuklanan her bir zanlıya FETÖ’cü demek doğru olmaz. Aynı zamanda bu davadan dolayı tutuklanan muhalifleri savunanlara ‘’FETÖ’nün ekmeğine yağ sürüyorsun’’ demek de doğru değildir. Örneğin FETÖ’cülerin tutukladığı Ahmet Şık FETÖ’cü olabilir mi? Ya Sözcü Gazetesi Muhabiri Gökmen Ulu ile Sözcü Gazetesi internet sayfası haber müdürü Mediha Olgun FETÖ’cü olabilir mi? Böyle bir saçmalık olabilir mi?

Ergenekon ve Balyoz Davalarının bugün sil baştan yeniden görülmeye başlandığını söylemiştim. Yeni başlayan yargılama sürecinden de pek fazla ümitli olmadığımı belirtmiştim. Neden biliyor musunuz? Ergenekon ve Balyoz Davalarını meşrulaştırma görevini üstlenen Nagehan Alçı gibi gazeteciler halen daha Ergenekon Terör Örgütü’nün varlığına inanıyorlar da ondan. Davanın sulandırıldığını söylüyorlar ama halen daha Ergenekon Terör Örgütü’nün varlığına inanıyorlar. Dava çökmüş. Yargılama sürecinde Ergenekon Terör Örgütü diye bir örgüt bulunamamış. Ancak halen daha bu görevli gazeteciler Ergenekon Terör Örgütü’nün varlığına inanıyorlar. Bu gazeteciler böyle bir terör örgütünün varlığına inanırlar da onların arkasında bulunan siyasi irade inanmaz mı? Elbette inanır. Ancak şimdilerde zorunlu olarak FETÖ Terör Örgütü ile ilgileniyorlar. Yarından sonra FETÖ Dava süreci bittikten sonra gerisin geri yine Ergenekon işine dönerler. Yani anlayacağınız illaki bir terör örgütü icat edip mücadele ediyorlarmış gibi görünürler.

Peki, FETÖ Terör Örgütü ile ilgili yargılama süreci nasıl ilerliyor biliyor musunuz? Bu örgütün siyasi ayağına maalesef daha henüz girilmedi. Yakın bir zaman sürecinde de girilmesi düşünülmüyor. Genel seçimler ne zaman yapılır da milletvekilleri yenilenirse belki o zaman girilir. Yoksa bir avuç incir heba olur. İktidar partisi Meclis çoğunluğunu kaybeder. 2019 yılında yapılacak olan seçimler de hüsranla sonuçlanır.

FETÖ Terör Örgütü’nün siyasi ayağına malum durumlardan dolayı girilmedi. Peki, 15 Temmuz Darbe Girişimi açığa çıkarıldı mı? O da çıkarılmadı. Cumhuriyet Halk Partisi malum Araştırma Komisyonu’ndan bir şey çıkmayınca darbe girişimini açığa çıkarmak için yeni bir araştırma önergesi vermişti. Ancak iktidar partisi bu öneriyi de ret etti. Siyasi ayak da ortaya çıkarılmadı. Bir ara damat ayaklarına girilir gibi oldu ama şu an o süreç te donduruldu. Anlayacağınız iktidar partisi FETÖ Darbe Girişiminin açığa çıkmasını istemiyor. Neden biliyor musunuz? Eğer bu darbe girişimi açığa çıkarsa iktidar partisinin kirli çamaşırları ortaya çıkacak da ondan. Bu darbe girişimi ortaya çıkarsa bugün FETÖ Terör Örgütü suçlamasından dolayı muhalifleri tutuklamaya devam edemeyecek de ondan. E hal böyle olunca OHAL’i de devam ettirmek zor olacak tabi. OHAL’siz ülkeyi yönetemeyeceklerine göre durduk yerde 15 Temmuz FETÖ / ABD Darbe Girişimi açığa çıkarılır mı? Elbette çıkarılmaz. Bu durumu anlamak için âlim filan olmaya da gerek yok.

Hani şimdi 15 Temmuz ABD / FETÖ Darbe Girişiminden dolayı demokrasi nöbetleri tekrar tutulmaya başladı ya, ben de bu yüzden şimdi bu konuya değinme gereği duydum. Demokrasi nöbeti yerine iktidar nöbetlerinin tutulduğunun bilinmesini istedim.14.07.2017

790 Tıklama Toplam 1 Tıklama bugün

Paylaş

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Menu Title