BU TABLO SİZİN ESERİNİZ

Az gittiler uz gittiler, dere tepe düz gittiler. Sonunda başladıkları yere geri döndüler. Neden mi bahsediyorum? Şu AKPM’nin ülkemizi denetim sürecine aldığı karardan bahsediyorum. Hani İktidara geldikleri yıllarda AB’nin olumlu raporlarından dolayı ülkemizde sevinç çığlıklarının atıldığı raporlardan bahsediyorum. O yılları iyi hatırlıyor olmalısınız. AB’nin raporlarını bugünün aksine o dönemlerde çok iyi tanıyorlardı. AB aynı zamanda o günlerde batmakta olan gemi filan da değildi.

Peki, sonra ne oldu? AB batmakta olan gemiye nasıl dönüştü? AB durduk yerde mi batmakta olan gemiye döndü? Elbette hayır. AB dün ne ise bugün de aynısıdır. Dün ne demişse bugün de aynısını söylüyor. Ülkemizi dün de birliğin içine almayacağını söylüyordu, bugün de aynı şeyi söylüyor. Aradaki tek fark ise AKP’nin o yıllarda AB uyum yasalarını çıkartacağı sözü vermesiydi. O yıllarda demokrasinin varlığı bugüne oranla da fena sayılmazdı. AKP uyum yasalarının içinden işine gelen yasaları çıkartı ama AB’nin tam istediği yasalara dokunmadı. Dolayısıyla o yıllarda AB ile AKP iktidarı arasında zorunlu balayı yaşandı. AKP bu zorunlu balayını iç siyasette de kullandı. Oyları devşirdi. AB’ye giriyoruz yalanı ile tek başına olan iktidarını sağlamlaştırdı. AB ile olup bitenler de zaten bunlardan ibaretti.

Peki, 15 yıl sonra bugün AB ile neden bu aşamaya geldik? Biraz da bu konuyu açayım. AB ile iplerin kopmasının asıl sebebi AKP’nin ülkeyi yönetemez hale gelmesidir. 7 Haziran seçimlerinde tek başına iktidarını kaybetmesidir. Çözüm süreci denilen ihanet masasından kalkmasıdır. Suriye’de kendi başına buyruk siyaset izlemesidir. FETÖ ile stratejik ortaklığını bitmesiyle birlikte 15 Temmuz darbe girişimine maruz kaldıktan sonra demokrasiyi tam olarak rafa kaldırmasıdır. Ülkeyi OHAL ile yönetmeye başlamasıdır. Rejim değişikliği referandumunun da OHAL ortamında yapılmasıdır. YSK’ya yapılan baskılar nedeniyle mühürsüz kullanılan oy pusulalarının kabul edilmesidir. Avrupa Birliği’nin ülkemizi yeniden denetim sürecine almasının daha birçok sebebi vardır. Ancak bu sebeplerin en önemlisi ülkemizin hızla demokrasiden uzaklaşmasıdır. TBMM’nin yetkilerinin bir tek kişiye verilmesidir. Kuvvetler ayrılığının kuvvetler birliğine dönüşmesidir. Yüzlerce insanın FETÖ suçlamasından dolayı gözaltına alınıp tutuklanmasıdır. Yaşın yanında kurunun da yanmaya başlamasıdır. Yazılı ve görsel basına yapılan sistematik baskılardır. İnsan hak ve özgürlüklerin OHAL ile rafa kaldırılmasıdır.

Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi’nin ülkemizi denetim sürecine almasıyla birlikte bulunduğumuz ligden bir alt lige düşmüş olduk. Bu durum aynı spor kulüplerinin başarı durumunda göre bir üst lige yükselmesi veya başarısızlık durumunda bir alt lige düşmesi gibi bir şeydir. Biz zaten bugüne kadar birinci lige çıkabilecek bir ligde değildik. Şimdi Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi ülkemizdeki demokrasiyi geliştirme anlamında yapmış olduğumuz çalışmaları değerlendirdi. Değerlendirme neticesinde de AKP iktidarının demokrasiyi geliştirmek yerine daha geriye götürdüğünü tespit ederek ülkemizi bir alt lige gönderdi. Hepsi bu. Daha ne söyleyeyim?

Cumhurbaşkanı Erdoğan ‘’AKPM’nin almış olduğu bu karar siyasidir’’ diyor. Bu saatten sonra bu karar siyasi olsa ne olur, hukuki olsa ne olur? Karar verilmiş mi? Evet verilmiş. Bitti. Daha önce AKPM’nin ülkemiz lehine vermiş olduğu karaları tanımış mıyız? Evet tanımışız. Ben buna bakarım. O zaman ülkemizin denetim sürecine alınmasını da tanımak zorundayız. Yoksa ülkemiz lehine verilen karaları tanımak, aleyhimize verilen kararları tanımamak olmaz. Bu kararları ya baştan hiç tanımayacaktık, ya da baştan tanımışsak şimdi bu kararı da tanımak zorundayız. Kusura bakmayın ama bunun başka bir yolu yok.27.04.2017

414 Tıklama Toplam 3 Tıklama bugün

Paylaş

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.