BAŞKANLIK SİSTEMİ KABUL EDİLİRSE ÜLKE BÖLÜNÜR


İktidar partisine yakın olan gazeteleri okuyor musunuz? Arada sırada yandaş basına ait bir gazete okumanızı öneririm. Ben günde en az bir tane iktidar partisine yakın olan bir gazete alıp okuyorum. Hatta salt iktidara yakın olan gazete ile yetinmiyorum, aynı zamanda bundan önceki Başbakan Ahmet Davutoğlu’na yakın olan gazeteyi de takip ediyorum. Bayide satın almayı unutmuşsam internetten takip ediyorum. Neden biliyor musunuz? Seçmenlerini nasıl kandırdıklarını merak ediyorum da ondan. Seçmenlerine verdikleri mesajları öğrenmek istiyorum da ondan. Evet, onların gazetelerini alarak bir nebze de olsa onlara katkıda bulunmuş oluyorum ama karşılığında yandaşlarını nasıl yönlendirdiklerini öğrenmiş oluyorum. Bu bilgiler de bana yetiyor.

Geçen gün yine internette dolaşırken İktidar partisine yakınlığı ile bilinen Akit Gazetesinin yazarı Abdurrahman Dilipak’ın bir yazısı gözüme ilişti. Abdurrahman Dilipak yazmış olduğu makalede, rejim değişikliğinin kabul edilmemesi durumunda başımıza gelecekleri yazmış. Yani Abdurrahman Dilipak HAYIR oyu kullanacaklara bir nevi ayar vermiş. Daha da doğrusu tehdit etmiş. İpe sapa gelmeyen iddialarda bulunmuş. Doğrusunu söylemem gerekirse makaleyi okurken dondum kaldım. Aslında bu tür tehdit içeren makaleyi ilk defa okuyor değilim. Bundan önce de bu türde birçok makale okudum. Ancak Abdurrahman Dilipak’ın bu yazısında kullandığı dil diğerlerinden oldukça farklı. Hani insan gelecekle ilgili birkaç öngörü de bulunur ama atarken en azından biraz destekli atar. Yoksa okuyucuya karşı inandırıcılığınızı kaybedersiniz. Gerçi bunlar böyle sorumluluk filan taşımazlar ya, neyse. Ben yine de söylemiş olayım.

Abdurrahman Dilipak yazmış olduğu bu yazı da rejim değişikliği referandumu kabul edilmez ise doların fırlayacağını, borsanın çökeceğini, hükümetin düşeceğini, AK Parti ile MHP’nin bölüneceğini, ülkenin yeniden kargaşaya mahkûm kalacağını, terörün yükseleceğini, FETÖ’cülerin sesinin daha da gür çıkacağını, uluslararası güçlerin baskısının daha da artacağını yazmış. Böyle bir durumda ülkenin bütünlüğünün korunup korunamayacağı bilinemezmiş. Sanki kendisinden ülkenin bütünlüğünün nasıl korunacağı konusunda fikri sorulmuş gibi dâhiyane fikirlerini döktürmüş. Böyle bir durumda yatırımlar da sekteye uğrarmış. Yeniden eski durumlara dönermişiz. Cumhuriyet Halk Partisi de dağılırmış. Ülke kan gölüne dönermiş. 15 Temmuz gecesi sürekli hale gelirmiş. Bu sefer çok daha fazla bedel ödemek zorunda kalırmışız. Falan filan.

Abdurrahman Dilipak’ı dinleyecek olursak EVET demekten başka çaremizin kalmadığı anlaşılıyor. Ben de eğer seçimlerden EVET oyu çıkarsa Abdurrahman Dilipak’ın dillendirdiği endişelerin gerçekleşeceğini söylüyorum. Çünkü normal koşullarda ülkeyi idare eden bir siyasi parti var. Ülkenin başında seçilmiş ama yetkileri aşan bir Cumhurbaşkanı da var. Dolayısıyla referandum seçimlerinden HAYIR oyu çıkarsa hükümet de, seçilmiş Cumhurbaşkanı da görevine devam edecek. Ancak hükümet referandum sonrasında ekonomik tedbirleri almaz ise elbette bugün olduğu gibi yarın da ekonomik istikrarsızlık devam eder. Yine hükümet terörle ilgili gerekli tedbirleri almaz ise yine güvenlik güçlerimize karşı hain eylemler başlar. FETÖ’nün siyasi ayağına girilmez ise bu örgütün devlet içinde yapılanması devam eder. Bu tür olumsuzlukların oluşmaması için hükümet gerekli tedbirleri almak zorundadır. Hükümet bugün nasıl tek başına ülkeyi yönetiyor ise seçim sonrası da aynı şekilde yönetmeye devam edecek. Eğer referandum seçimlerinde HAYIR oyu çıkarsa hükümet düşmeyecek. Hükümet aynı şekilde devam edecek. Dolayısıyla görevi devam eden bir hükümet gerek ekonomi alanında, gerekse terörle mücadele anlamında gerekli tedbirleri almaz ise elbette olumsuzluklar yaşanır. Yoksa ekonomi ve terörle mücadele anlamında gerekli tedbirleri almayan bir iktidarın ülkeyi yönetmeye devam etmesi beklenmez.

Abdurrahman Dilipak’ın seçmeni korkutmak için dile getirdiği bir başka konu da referandum seçimlerinden HAYIR oyu çıkarsa ülkenin bölüneceği konusudur. Abdurrahman Dilipak desteksiz attığı için bu öngörünün nasıl gerçekleşeceğini yazmamış. Zaten yazamaz da. Çünkü böyle bir şey yok. Parlamenter sistem devam ettiği sürece ülke bölünemez. Bölmek isterseniz de suç işlemiz olursunuz. Asıl rejim değişikliği yasasına EVET oyu çıkarsa ülke bölünebilir. Çünkü böyle bir durumda TBMM devre dışı bırakılıyor. Denetim mekanizması devre dışı bırakılıyor. Cumhurbaşkanı yürütmenin başına geçiyor. Başbakanlık makamı ortadan kaldırılıyor. Dolayısıyla TBMM’nin içinden eskiden olduğu gibi hükümet çıkmıyor. Tüm yetkiler Cumhurbaşkanın da olduğu için ülkeyi bugün fiili olarak yöneten Cumhurbaşkanı o zaman tamamen yasal olarak tek başına yönetmeye başlayacak. Bakanları da TBMM dışından atayacak. Böylelikle seçilen milletvekillerinin ülke yönetiminde söz hakları olmayacak.

Rejim değişikliği yasası referandumda kabul edilmez ise TBMM’nin eski denetim görevi aynen devam eder. Dolayısıyla ülkenin bölünmesi de mümkün olmaz. Ancak tüm yetkiler bir kişiye verilirse, ülkenin bölünmesinin önü açılır. Çünkü bir kişiyi kandırmak TBMM’yi kandırmaktan daha kolaydır. Hele hele bugün ülkeyi yöneten kişi sürekli kandırılıyorsa, yarından sonra daha kolay kandırılabilir. Bilmem anlatabildim mi? 28.03.2017

542 Tıklama Toplam 1 Tıklama bugün

Paylaş

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Menu Title