DİKKAT ÇEKEN BULUŞMA

Antalya’da 7 Mart Salı günü Dünya kamuoyunun da dikkatini çeken bir toplantı yapıldı. Bu toplantıya Genelkurmay Başkanı Hulisi Akar, ABD Genelkurmay Başkanı Joseph Dunford ve Rusya Genelkurmay Başkanı Valeri Gerasimov katıldı. İki süper devletin Genelkurmay Başkanı ile bizim Genelkurmay Başkanı’nın bir raya gelerek bir toplantı düzenlemeleri hiç kuşkusuz önemlidir. Bu toplantının ülkemizde yapılması da önemlidir.

TSK’nın ABD ile Rusya Genelkurmay Başkanları ile bir araya gelmesi önemlidir de bu toplantının içeriği önemli değil midir? Elbette önemlidir. İsterseniz öncelikle toplantı sonrasında TSK’nın yapmış olduğu açıklamaya bir bakalım.

“Genelkurmay Başkanı Orgeneral Hulusi Akar’ın daveti üzerine, ABD Genelkurmay Başkanı Orgeneral Joseph Dunford ve RF Genelkurmay Başkanı Orgeneral Valery Gerasimov’un katılımıyla 07 Mart 2017 tarihinde Antalya’da üçlü bir toplantı düzenlenmiştir.
Toplantıda; taraflar başta Suriye’de faaliyet gösteren tüm terör örgütleriyle mücadelede gelinen son durum olmak üzere, Suriye ve Irak’taki bölgesel güvenlik sorunları hakkında görüş alışverişinde bulunmuştur. Ayrıca önümüzdeki dönemde tüm terör örgütleri ile daha etkin mücadele edilebilmesi maksadıyla, üç ülke silahlı kuvvetleri arasındaki istenmeyen olayların önlenmesi kapsamında alınabilecek ilave tedbirler değerlendirilmiştir.”

TSK’nın yapmış olduğu açıklamaya baktığımız zaman ABD, Rusya ve ülkemiz arasında hiçbir sorunun olmadığını ve Suriye’de yapılacak olan operasyonlarda bu üç devletin birlikte hareket etme arzusunda olduğunu çıkarabiliriz. Hatta Rakka operasyonunu ve Musul Operasyonunun da bu üç devletin birlikte yapacağını çıkarabiliriz. Bu üç devlet arasında hiçbir sorunun olmadığını çıkarabiliriz. Ancak durum hiç te öyle değil. Bu açıklama ABD, Rusya ve ülkemizin Genelkurmay Başkanlarının bir araya gelmesi sonucu yapılması zorunlu bir açıklamadan ibarettir.

Bu üç Genelkurmay Başkanının bir araya gelmesinin nedenlerini araştırmadan evvel isterseniz öncelikle geçmişe doğru kısa bir yolculuk yapalım. Hatırlarsanız Büyük Ortadoğu Projesinin Suriye ayağı hayata geçirildiği dönemlerde Cumhurbaşkanı Erdoğan bu projenin Eş Başkanı olduğunu itiraf etmişti. Buradan Suriye politikasına ABD ile birlikte hareket ederek başlamış olduğumuz ortaya çıkar. Sonrasını biliyorsunuz. ABD ile derin görüş ayrılıkları yaşadık. Suriye topraklarında güvenli bölge istedik. ABD kabul etmedi. PYD’nin Suriye sınırını işgal etmemesini istedik. ABD yine kabul etmedi. Suriye ve Irak’a girmek istedik. ABD yine kabul etmedi. Sonrasında ABD’den koptuk ve Rusya ile yakınlaştık.

Rusya yakınlaşması ilk etapta ABD / FETÖ bağlamında Rus uçağının düşürülmesi sonucu sekteye uğratıldı. Ancak Rusya ile yakınlaşma mecburiyeti yeniden Rusya ile barış yapmamızı sağladı. Bu süreç içinde Rusya ve İran ile önemli yol katledildi. Fırat Kalkanı Operasyonu da Rusya, İran ve Suriye’nin izin vermesi sonucu bu dönemde başladı. Suriye’de ilan edilen ateşkes te Rusya ve İran birlikteliği ile sağlandı. Hatta bu üç ülke Suriye’de sağlanan ateşkesin garantörü oldular. Sağlanan ateşkes ile beraber Astana görüşmeleri başladı. Rusya ve İran birlikteliği tam sağlam bir düzleme oturmuşken ABD her zaman olduğu gibi yine sahaya çıktı ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’a Rakka Operasyonunu önerdi. ABD’nin Erdoğan’a Rakka operasyonunu birlikte yapmayı önermesiyle birlikte Astana görüşmeleri de bir kenara atılmış oldu. Ülkemiz de her zaman olduğu gibi yönünü yine Avrasya’dan Atlantik cephesine çevirmiş oldu. Şimdi tam da bu aşamada ABD Genelkurmay Başkanı ile Rusya Genelkurmay Başkanı ülkemize geldiler ve Antalya’da bir toplantı düzenlediler.

Her şeyden evvel bu iki süper gücün ülkemizin çıkarları doğrultusunda bir araya gelmediklerini söyleyeyim. Zaten böyle bir olasılık eşyanın tabiatına aykırıdır. Eğer bu iki süper devletin Genelkurmay Başkanları bizim ülkemizde bir araya gelmişlerse muhakkak suretle kendi çıkarlarını ön plana almak için gelmişlerdir. Rakka ve Musul Operasyonları sonucu IŞİD’den temizlenecek yerlerin paylaşımı konusunu görüşmek için bir araya gelmişlerdir. ABD ile Rusya’nın PYD’yi terörist unsur olarak görmediklerini de hesaba katarsak kimin için gelmiş olabileceklerini sanırım tahmin etmek zor olmasa gerek. Ne dersiniz? 09.03.2017

422 Tıklama Toplam 7 Tıklama bugün

Paylaş

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.