HALEP’TE SURİYE KAZANDI

cropped-DB32A183F424-3.jpg

Eski İngiliz Genel Kurmay Başkanı David Richards geçenlerde doğru bir tespitte bulundu. Richards kısa ve öz bir biçimde ‘’ Suriye’de yenildik’’ dedi. Evet, bu tespit doğrudur. Richards bu tespitini Suriye’nin Halep’i teröristlerden temizlemesinden sonra yapmıştı. Ancak Suriye’de salt İngilizler yenilmedi. İngilizlerin yanı sıra ABD ve diğer Batılı ülkeler de yenildiler. Yenilenlerin arasında AKP iktidarı da var. Cumhurbaşkanı Erdoğan Halep’in Suriye Devletinin eline geçmemesi için az uğraşmadı. Erdoğan hatta uluslararası kamuoyu önünde Birleşmiş Milletler Örgütü’nü Halep’te seyirci kalmakla bile suçlamıştı. O günleri iyi hatırlayın.

Evet, Halep Rusya ve İran’ın da yardımıyla radikal dinci teröristlerin elinden kurtarıldı. Halep artık şu an eskiden olduğu gibi Suriye’nin büyük kentlerinden birisidir. Ancak bu kent şu an harabeye dönmüş durumda. Bu kenti eli kanlı teröristlerin elinden kurtarmak elbette kolay olmadı. İran, Rusya ve Suriye Halep’te nokta operasyonlar düzenlediler. Yeri geldi havadan bombaladılar, yeri geldi karadan operasyonlar düzenlediler. Sonunda hak eden kazandı. Meşru Suriye Devleti kazandı. Eli kanlı terör örgütleri pes etmek zorunda kaldılar. Şimdi varılan anlaşma gereği olarak da Halep’i terk ediyorlar. Böylelikle Suriye toprak bütünlüğüne sahip çıkma adına önemli bir zafer kazanmış oldu. Umarım Rusya ve İran Suriye’nin diğer zapt edilmiş bölgelerini kurtarması için bugüne kadar vermiş oldukları destekleri devam ettirirler.

Suriye’de iç barışın sağlanması ve bölgenin teröristlerden arındırılması çabalarına diğer bölge ülkelerinin de katkı sunması gerekir. Bu anlamda şu an atılmış bir adım da var. Daha geçenlerde Moskova’da İran, Rusya ve bizim ülkemizin de aralarında olduğu üçlü bir zirve toplantısı yapıldı. Eğer bu toplantı da alınan kararlar aksatılmaksızın uygulanırsa, Suriye’nin toprak bütünlüğü sağlanır. Suriye’de en kısa zamanda iç barış sağlanır. Dolayısıyla bölge ülkelerine huzur ve güven ortamı hâkim olur. Ancak bunun için sabırlı olmak lazım. Yapılan güç birliğinin hiçbir şekilde bozulmaması gerekir. ABD ile birlikte hareket eden Batılı güçlerin oyunlarına gelmemek lazım. Ben bu konuda Rusya ile İran’ın ABD ile Batılı güçlerin oyunlarına gelmeyeceğine inanıyorum da bizim ülkeyi yönetenlere güvenemiyorum. Çünkü ne de olsa halen daha bir NATO ülkesiyiz. Dolayısıyla yarından sonra ABD Cumhurbaşkanı Erdoğan’a ‘’Irak ve Suriye’de IŞİD’e karşı birlikte operasyon yapalım’ ’diye teklif yapsa, Cumhurbaşkanı Erdoğan her şeyi bir anda unutup bu teklife balıklama atlayabilir. Maalesef Cumhurbaşkanımızın böyle bir zaafı var. Çok çabuk kandırılabiliyor. Zaten kendisi de bunu sık sık itiraf ediyor. Aslına bakarsanız Cumhurbaşkanımız yoruldu. Bu yüzden de dinlenmeye ihtiyacı var. Ancak bunu yapısı gereği kendisine dinletemezsiniz. Bu yüzden iş daha çok İran ile Rusya’ya düşüyor. İran ile Rusya sürekli Erdoğan’ı kontrol altında tutmaları gerekiyor. Yoksa bir çuval incir bir anda heba olabilir.

Biraz önce bölge ülkelerinin geleceği ve huzuru için Moskova’da atılmış olan adıma diğer bölge ülkelerinin de katkı sunmaları gerektiğini söylemiştim. İşte bu ülkelerden birisi de Irak’tır. Rusya ile İran, Irak’ı da bu üçlü zirvenin içine çekmeleri gerekir. Hatta bu zirvenin içine Suriye’nin de artık katılmaya başlaması gerekir. Yoksa bu işin lamı cimi yok. Bölge ülkeleri ile ne kadar bütünleşirseniz terörü de bölgenizden o derece temizlersiniz. Bu aşamada Cumhurbaşkanı Erdoğan belki halen daha Esat ile bir araya gelmek istemeyebilir. Ancak bu saatten sonra Erdoğan’ın böyle bir lüksü de kalmadı. Ya başlamış olan bu üçlü zirvenin varmış olduğu mutabakata tam olarak uyacak, ya da gerisin geri filme yeniden başlayacak. İkisinden biri. Başka bir seçenek yok. Başka bir Türkiye de yok.23.12.2016

398 Tıklama Toplam 3 Tıklama bugün

Paylaş

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.