MİLLİ SEFERBERLİKTEN ÖNCE İSTİHBARAT SEFERBERLİĞİ GEREKLİ

cropped-DB32A183F424-3.jpg

Cumhurbaşkanı Erdoğan dün yine Muhtarlar ile bir araya geldi. Burada yaptığı konuşmada ‘’Anayasa’mızın 104’üncü maddesine göre, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin başı olarak PKK’sıyla, DEAŞ’ıyla, FETÖ’süyle, DHKP-C’siyle adı, söylemi, yöntemi ne olursa olsun tüm terör örgütlerine karşı milli bir seferberlik ilan ediyorum’’ dedi. Erdoğan’ın bu terör örgütlerine karşı ilan ettiği seferberliğe herhangi bir itirazım yok. Ancak bu terör salt seferberlik ilan etmekle çözülmüyor.

Terörle mücadele etmek için en başta güçlü bir istihbarat ağı oluşturmak gerekiyor. Eğer öyle olmasaydı ABD CIA’yı, İsrail MOSSAD’ı, İngilizler M16’yı, Almanlar da BND’yi kurmazlardı. Öyle değil mi? Bugün Dünya’ya hükmeden bu ülkeler halen daha istihbarata önem veriyorlarsa bizim hayli hayli önem vermemiz gerekir. Bu konuda ciddi adımların atılması gerekir. Ancak halen daha MİT’in başında bulunan bu müsteşar ile bu sorun çözülmez. Dolayısıyla İstihbarat zafiyetini de giderilemez. İktidar partisinin böyle bir niyeti var mı bilmiyorum ama eğer istihbarat zafiyeti giderilmek isteniyorsa öncelikle bu konuda ciddi adımların atılması gerekir. Mevcut yapı içinde bulunan personelin gözünün yaşına bakılmaması gerekir. Bu teşkilatın yeniden yapılandırılması gerekir. Bu kurumun başına da terörle mücadelede başarılı olmuş emekli paşalardan birisini getirmek gerekir. Yoksa bu iş benim sırdaşım anlayışıyla çözülemez.

Eski MİT Müsteşarlarından Cevat Öneş daha önce bu konuda ciddi uyarılar yapmıştı. İstihbarat zafiyetinin tartışmasız bir şekilde ortaya çıktığını dile getirmişti. Peki, iktidar partisi bu uyarıları dikkate almış mıdır? Eğer iktidar partisi bu tür uyarıları dikkate almış olsaydı sanıyorum meydana gelen bu patlamalar bu derece artmazdı. Eli kanlı terör örgütleri ellerini salaya sallaya eylemi gerçekleştirecekleri yerlere kadar gelemezlerdi. Demek ki iktidar partisi bu türdeki uyarıları dikkate almamış. Dediğim dedik, çaldığım düdük anlayışla hareket etmiş.
Böylelikle olan yine bu saldırılara maruz kalan güvenlik güçlerimiz ile vatandaşlarımıza oldu. Ulusal birliğimize ve bütünlüğümüze oldu. Dolayısıyla güvenli bir ülke konumundan teröre maruz kalan bir ülke konumuna döndük.

Emniyet Genel Müdürlüğü ile Genel Kurmay Başkanlığı’na bağlı istihbarat birimlerinin MİT’e devredilmesinden önce bu istihbarat birimleri olası birçok eylemin istihbaratını alma kabiliyeti vardı. Ancak bu istihbarat birimlerinin MİT’e devredilmesinden sonra ülke tamamen yolgeçen hanına döndü. Hatta yabancı istihbarat birimlerinin ülkemizde gerçekleştirecekleri eylemlerin istihbaratını alarak kendi vatandaşlarını bile uyarmaya başladıklarına tanık olduk. Dolayıyla terör eylemlerini bu istihbarat birimlerinden alır hale geldik. Maalesef 14 yıldan bu yana geldiğimiz nokta budur. Hani Cumhurbaşkanı Erdoğan ‘’ Nereden nereye’’ diyor ya. İşte o hesap.

Cumhurbaşkanı Erdoğan eğer terörü bitirmek ve kökünden kazımak istiyorsa öncelikle bu istihbarat zafiyetini halletmesi gerekiyor. Yoksa istihbarat almadan ne yapılması planlanan eylemleri önleyebilirsiniz, ne de etkili bir operasyon düzenleyebilirsiniz. ‘’Her şeyin başı sağlık’’ diye bir Atasözümüz vardır bilirsiniz. Terörle mücadelenin başı da istihbarattır.15.12.2016

584 Tıklama Toplam 1 Tıklama bugün

Paylaş

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Menu Title