ONLAR MUSTAFA KEMAL’İN MEYDANINDA OLAMAZ

cropped-DB32A183F424-3.jpg

Kemal Kılıçdaroğlu’nun Adana’da düzenlediği mitingde kimleri alkışlattığını biliyor olmalısınız. Ben de bugünkü yazımı bu konuya ayırdım. Kemal Kılıçdaroğlu’nun esen rüzgârlarda nasıl sağa sola savrulduğunun bilinmesinde son derece fayda var. Çünkü sıradan bir muhalefet partisinin genel başkanınındın söz etmiyorum. Ana Muhalefet Partisi Genel Başkanı olan Kemal Kılıçdaroğlu’ndan bahsediyorum.

Kemal Kılıçdaroğlu Adana’da düzenlenen miting de Nazlı Ilıcak, Mehmet Altan, Ahmet Altan, Şahin Alpay ve Ali Bulaç için “Onlar şu anda hapiste, ama onlar aynı zamanda Adana meydanında, yüreklilerin bulunduğu meydanda, Cumhuriyete, demokrasiye sahip çıkan meydanda, Mustafa Kemal’in meydanında onlar şimdi’’ diyerek toplanan partililere alkışlattı. Oysaki bu yazarlar Ergenekon ve Balyoz Davalarının görevli yazarlarıydılar. Aynı zamanda bu yazarlar Cumhuriyet Halk Partisinin önceki milletvekili Mehmet Haberal’ı da Ergenekon Davasından içeri atan FETÖ’cü gazetecilerdi. Yine aynı şekilde bu gazeteciler şimdiki milletvekillerinden Mustafa Balbay ile Dursun Çiçek’i içeri atan FETÖ’nün gazetecileriydiler. Bu gazeteciler o zamanlarda gazetecilik faaliyetinden öte Ergenekon ve Balyoz Davalarının iddianamesi üzerinden kamuoyunda algı operasyonları yapıyorlardı. AKP’nin basına yaptığı ve halen daha yapmakta olduğu siyasi baskıları kabul etmemiz elbette mümkün değil. Ancak söz konusu durum FETÖ’nün basını ise Kılıçdaroğlu’nun burada bir dakika düşünüp öyle konuşmamız gerekirdi. Bu gazetecilerin adil şartlarda yargılanmasını isteyebiliriz ancak yapmış oldukları algı operasyonlarından dolayı da sahiplenemeyiz. Onları savunamayız. Onları alkışlatamayız. Çünkü Ergenekon ve Balyoz Davaları ile onlarca Atatürkçü aydınımıza kumpas kuran bu gazetecileri savunmamız cumhuriyetin ilkeleri ile de bağdaşmaz. Cumhuriyet Halk Partisinin altı oku ile de uyuşmaz.

Cumhuriyet Halk Partisinin bugün iktidara gelememesinin altında da maalesef bu türdeki anlayış yatıyor. Parti yönetilemiyor. Dolayısıyla toplum Cumhuriyet Halk Partisini AKP’ye alternatif bir parti olarak göremiyor. Çünkü Kemal Kılıçdaroğlu FETÖ ile arasına maalesef bir kırmızıçizgi çizemedi. İktidarı varoşlarda arayacağına hep FETÖ’de aradı. İçler acısı olan bir durum da Kılıçdaroğlu’nun halen daha bu örgütten medet ummasıdır. Eğer bu örgütün halkta karşılığı olmuş olsaydı zaten başta Erdoğan’ın kendisi dışlamazdı. Ne istedilerse vermeye devam ederdi. Öyle değil mi?

Evvelki gün eski Genel Başkan Deniz Baykal’da katılmış olduğu Tarafsız Bölge programında Kemal Kılıçdaroğlu’nu eleştirdi. Bir genel başkanın kendi partisinin eski genel başkanına bile kumpas kurmaktan çekinmeyen bu yapıyı alıp göklere çıkarması hiç de etik değildir. Esasen böyle bir tavır Cumhuriyet Halk Partisinin kurumsal kimliği ile de örtüşmez. Cumhuriyet Halk Partisine Genel Başkan olan bir partili her şeyden evvel bir defa temsil etmiş olduğu siyasi partisinin ilkelerine sadık kalması beklenir. Genel Başkanı olduğu siyasi partinin geçmişten gelen mirasına sahip çıkması beklenir. Cumhuriyetin temel ilkelerine sahip çıkması beklenir. Partinin kuruluş ilkelerine sahip çıkması beklenir. Ancak bugün Kemal Kılıçdaroğlu’ndan böyle bir anlayışı maalesef göremiyoruz. Dün de göremedik, bugün de göremiyoruz. 07.12.2016

541 Tıklama Toplam 1 Tıklama bugün

Paylaş

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Menu Title