SURİYE’YE NEDEN GİRDİK?

cropped-DB32A183F424-3.jpg

Cumhurbaşkanı Erdoğan İstanbul’daki Parlamentolar arası Kudüs Platformu Sempozyumu’nda “Mesele toprağın gerçek sahipleri topraklarına sahip olsunlar. Yani orada bir adaletin tesisi için varız. Devlet terörü estiren zalim Esed’in hükümdarlığına son vermek için biz oraya girdik, başka bir şey için değil” diye konuşmuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan yapmış olduğu bu konuşmadan sonra Rusya Lideri Putin ile bir görüşme gerçekleştirdi. Doğal olarak Erdoğan ile Putin arasında geçen konuşmanın içeriğini bilemiyoruz. Ancak görünüşe bakılırsa Putin Erdoğan’a tepki göstermiş olmalı ki, Erdoğan önceki sözlerinin tam aksine bir açıklama yaptı. Erdoğan yapmış olduğu yeni açıklamada, Türk Silahlı Kuvvetleri’nin Suriye’ye yönelik olarak düzenlediği ‘Fırat Kalkanı’ harekâtının hedefinin bir ülke veya kişi olmadığını ifade etti. Benim bildiğim kadarı ile Erdoğan’ın Suriye’ye girişimiz ile ilgili yapmış olduğu son konuşma buydu. Ancak yine de bu konuda kesin bir şey söyleyemiyorum. Çünkü Erdoğan hemen hemen her gün bir yerlerde konuşma yapıyor. Kimi yerde olmayan toplu açılış törenlerinde konuşma yapıyor, kimi zaman da muhtarlara konuşuyor. Genellikle sabahları Başbakan, öğleden sonra da Erdoğan konuşuyor. Demem o ki, Erdoğan bu konu ile ilgili yeni bir konuşma daha yapmış olabilir. Ben de bu konuşmayı kaçırmış olabilirim. Eğer böyle bir durum varsa yapmış olduğum bu değerlendirme için şimdiden özür dilerim.

Erdoğan’ın yapmış olduğu ilk konuşma ile ilgili önceki yazımda da değindim. Cumhurbaşkanı olmak başka şeydir, devlet adamı olmak başka bir şeydir. Cumhurbaşkanı seçilme şartlarına haiz olan her Türk vatandaşı Cumhurbaşkanı olabilir. Ancak seçilmiş her Cumhurbaşkanı devlet adamı olamaz. Cumhurbaşkanlığı sıfatını taşımanın bir sorumluluğu bir bedeli vardır. Bu sorumluluk insana istediği zaman, istediği yerde, istediği gibi konuşma hakkını vermez. Bir siyasi partinin genel başkanı iseniz istediğiniz gibi konuşabilirsiniz. Çünkü sonuçta sizi sadece partiniz bağlar. Ancak seçilmiş bir Cumhurbaşkanı iseniz devlet adamlığının gerektirdiği sorumluluğu da taşımanız gerekir. Cumhurbaşkanı seçildikten sonra da üyesi olduğunuz siyasi parti ile bağlarınızı koparmanız gerekir. O günden sonra da tüm siyasi partilere eşit mesafede olmanız gerekir. Yani Partiler üstü olmanız gerekir. Çünkü Cumhurbaşkanlığı insana böyle davranmayı gerektirir. Cumhurbaşkanlığı devlet adamı olmayı gerektirir.

Devlet adamı olmanın da kıstasları vardır. Devlet adamım olmak için her şeyden evvel bir defa iyi eğitim görmüş olmak gerekir. Doğruyu eğriyi birbirinden ayırt edebilecek düzeyde olmak gerekir. Topluma karşı olan sorumluluk duygusunun gelişmiş olması gerekir. Her bir vatandaşa eşit mesafede olmak gerekir. Toplumu kutuplaştıracak hal ve davranışlardan kaçınmak gerekir. Demokrasiye inanmış olmak gerekir. Yurt içindeki ve yurt dışındaki gelişen olayları iyi analiz etmek gerekir. Her söylenene kanmamak gerekir. Bunun için de bilinçli bir vatandaş olmak gerekir. Yapacağınız bir konuşmayı enine boyuna tartarak yapmanız gerekir. Sonrasında da yapmış olduğunuz konuşmanın arkasında durmanız gerekir. Yok, eğer siz bugün yapmış olduğunuz bir konuşmayı yarın yalanlarsanız bu davranış devlet adamlığı ile bağdaşmaz. Esasen böyle bir durum uluslararası toplumda da hoş karşılanmaz.

Şimdi buradan tekrar Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ilk yaptığı konuşmaya geleceğim. Eğer Erdoğan Suriye’ye Rusya Devlet Başkanı Putin ile Suriye Devlet Başkanı Esat’ın onayıyla girmişse, ne Putin hakkında, ne de Esat hakkında ileri geri konuşma hakkı vardır. Eğer Erdoğan Suriye’ye Putin ile Esat’ın onayı ile girmemiş olsaydı şimdi farklı konuşma hakkına sahipti. Ancak yine de Erdoğan Suriye’ye ‘’bir adaletin tesisi için varız. Devlet terörü estiren zalim Esed’in hükümdarlığına son vermek için biz oraya girdik, başka bir şey için değil” diye konuşma hakkı olamaz. Çünkü Birleşmiş Milletler Örgütü’nün onayı olmadan hiçbir devlet bir başka devletin içine, iktidarda olan meşru devlet başkanını indirmek için giremez. Girerse bu durum uluslararası bir suça dönüşür. Böyle bir suçun yaptırımı da uluslararası Adalet Divanında yargılanmaktır. 03.12.2016

597 Tıklama Toplam 1 Tıklama bugün

Paylaş

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Menu Title