SURİYE’YE ESAD’I DEVİRMEK İÇİN GİRMİŞİZ

cropped-DB32A183F424-3.jpg

Cumhurbaşkanı Erdoğan İstanbul’daki Parlamentolar arası Kudüs Platformu Sempozyumu’nda “Mesele toprağın gerçek sahipleri topraklarına sahip olsunlar. Yani orada bir adaletin tesisi için varız. Devlet terörü estiren zalim Esed’in hükümdarlığına son vermek için biz oraya girdik, başka bir şey için değil” diye konuştu. Erdoğan daha önce de ABD ile Batılı güçlerin Suriye’de oluşturmaya çalıştıkları Kürt Koridorunu önlemek için Fırat Kalkanı operasyonunu başlattıklarını söylemişti. Demek ki Erdoğan Suriye’ye hem Esad’ın hükümranlığına son vermek, hem de Kürt koridorunu önlemek için girmiş.

PKK Terör Örgütü ile mücadele etmenin ve sınır güvenliğinin sağlamanın tek yolu sınırdışı operasyon düzenlemektir. Bu anlamda Fırat Kalkanı operasyonunu yapma zorunluluğumuz zaten doğmuştu. Böylelikle hem PKK’nın Suriye kolu olan PYD’nin ülkemiz içine sızması önlenecek, hem de ABD ile Batılı güçlerin Suriye toprakları içinde oluşturmaya başlattıkları Kürt Koridoruna engel olunacaktı. Türk Ordusu da Suriye topraklarında düzenlemiş olduğu Fırat Kalkanı operasyonu ile bu amaç doğrultusunda görev yapıyor. Şu ana dek de bu görev başarıyla sürdürülüyor. ABD ile birlikte hareket eden Batılı güçler her ne kadar Türk Ordusunun Suriye topraklarından çıkmamızı istese de, Suriye, İran ve Rusya’nın onayıyla bu bölgede varlığımızı devam ettiriyoruz. Eğer Suriye ile Rusya Fırat Kalkanı operasyonunu yapmamızı onaylamamış olsaydılar biz bu operasyonu yapamazdık. Dolaysıyla şu an Menbiç ile Afrin Kantonları birleşerek Kürt koridoru da tamamlanmış olurdu. Böylelikle PKK Terör Örgütü ile yapmakta olduğumuz mücadele de sekteye uğrardı. Fırat Kalkanı Operasyonunu bu açıdan değerlendirmek gerekir.

Rusya ile ikili ilişkilerimizi daha yeni düzeltmişken şimdi Erdoğan’ın ‘’Suriye’ye Esed’in hükümranlığına son vermek için girdik’’ demesi bir çuval incirin heba edilmesi anlamına geliyor. Rusya’nın öteden beri Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad’ı desteklediğini Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın bilmemesi mümkün değil. Rusya Devlet Başkanı Putin’in Esat hassasiyeti ortada iken şimdi durduk yerde ‘’ Suriye’ye zalim Esad’ın hâkimiyetine son vermek için girdik’’ denir mi? Böyle bir strateji olur mu? İnsan birlikte hareket etmeye başladığı stratejik ortağının hassasiyetlerini görmezden gelebilir mi? Eğer Esad Suriye’ye girmemizi istememiş olsaydı bugün Fırat Kalkanı Operasyonunu düzenleyebilir miydik? Meşru Suriye Hükümetine rağmen Suriye’ye girebilir miydik?

Dış siyaset iç siyasete benzemez. Dün ülke içinde atmış olduğunuz yanlış adımları eğer halen daha ayakta iseniz bugün düzeltme olanağınız vardır. ‘’Zararın neresinden dönerseniz kardır’’ misali yapmış olduğunuz hataları en alt seviyeye indirebilirsiniz. Ancak dış siyaset öyle değildir. Attığınız her adım ve ağzınızdan çıkan her bir kelime sizi ve ülkenizi bağlar. İç siyasette olduğu gibi dış siyasette de yanılmışım diyemezsiniz. Devlet adamlığı ciddi bir iştir. Aynı zamanda devlet adamlığı söylem ve eylem birlikteliği gerektirir. Yoksa yarından sonra kimse sizi ciddiye almaz. Bu yüzden dış siyaset ile ilgili konuşma yaparken lafın ucunun nereye varacağını bilmek gerekir. Yoksa ülke menfaatlerini savunamaz hale gelirsiniz.

Rusya ile yaşamış olduğumuz krizi daha yeni atlatmışken şimdi’’ Esad’ın hükümranlığına son vermek için Suriye’ye girdik’’ demenin bir anlamı var mı? Eğer Rusya onay vermemiş olsaydı Şanghay İşbirliği Örgütü ülkemize Enerji Kulübünün 2017 Dönem Başkanlığı’nı verir miydi? Yine Rusya onaylamamış olsaydı Suriye toprakları içinde Fırat Kalkanı Operasyonunu düzenleyebilir miydik? Şimdi hal böyleyken halen daha Esat düşmanlığı yapmanın bir anlamı var mı? Esat düşmanlığının kime ne faydası var? Eğer bugün Suriye’nin toprak bütünlüğünü savunuyorsak Devlet Başkanı Esat’ı da tanımak zorundayız. Eğer biz Suriye’nin meşru hükümetini tanımaz isek uluslararası çevreler de bizim hükümetin yerine PKK Terör Örgütünü tanır.

Bugün ABD ile batılı güçlerin saldırısı altındayız. Dün FETÖ’ye darbe girişimi yaptırdılar. Bugün ise kredi derecelendirme kuruluşları vasıtasıyla ülkemizin güvenirlik notunu düşürüyorlar. Dolaysıyla yabancı yatırımcıların dövize yönlenmesine neden oluyorlar. Daha da kötüsü bu yabancı yatırımcıların ülkemizden çıkmasına neden oluyorlar. Böylelikle döviz piyasalarının hareketlenmesine neden oluyorlar. Şimdi bir taraftan döviz piyasalarını dengelemek için adım atarken, diğer taraftan da Esat hakkında ileri geri konuşmak suretiyle Rusya ile olan ilişkilerimizi zora sokuyoruz. Buna açıkçası ‘’kendi ayağına kurşun sıkmak’’ denir. Eğer bugün ABD ile Batılı güçlere karşı dim dik ayaktaysak bu durumu da Rusya’ya borçluyuz. Hal böyleyken Rusya ile yeniden bir krize neden olacak söylemlerin inatla dillendirilmesinin nelere mal olduğunu daha önce gördük. Şimdi yine aynı noktadayız.01.12.2016

458 Tıklama Toplam 3 Tıklama bugün

Paylaş

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.