DEVALÜASYONA DOĞRU KOŞAR ADIM

cropped-DB32A183F424-3.jpg

Piyasaları yakından takip ediyorsanız uzun zamandan bu yana dövizlerin sürekli yükseldiğine de şahitlik ediyor olmalısınız. Faizler yerinde sayıyor ama dövizler sürekli yükseliyor. Dolayısıyla alım gücümüz de her geçen gün düşüyor. Anlayacağınız gidişat pekiyi değil. Eğer Merkez Bankasının elinde yeterli derecede döviz stoku yoksa ayvayı yedik demektir. Bu gidişle de dövizin ateşi söndürülemez ise kur ayarlaması kaçınılmaz olur. Dolayısıyla ülke ekonomisi de allak bullak olur.

Cumhurbaşkanı Erdoğan göreve geldiğinden bu yana sürekli yüksek faizlerden şikâyetçi olmuştu. Erdoğan aynı tavrını halen daha devam ettiriyor. Eğer faizler yüksek olursa dışarıdan yatırımcı gelmezmiş. Alım satım çarkı dönmezmiş. Erdoğan’ın bu tespitleri elbette doğrudur. Ancak iş sadece faizleri kontrol altına almakla bitmiyor. Faizleri kontrol altına alırken aynı zamanda da dövizin aşırı yükselmesini önlemek gerekiyor. Serbest piyasa ekonomilerinde dövizler elbette dalgalanacak. Yükselmeler ve düşüşler olacak. Ancak aşrı derece yükselme de normal şartlarda kabul edilemez. Eğer dövizler yükseliyorsa bu durumun nedenlerinden bir tanesi de yatırımcıların dövize yönelmelerinden kaynaklanır. Eğer yatırımcılar borsadan çıkıp dövize yöneliyorlarsa bu durum istikrarlı bir gidişatımızın olmadığını gösterir. Ekonominin alarm verdiğini gösterir. Yerli ve yabancı yatırımcılar ancak tedirgin oldukları zaman dövize yönelirler. Yani sıcak paraya yönelirler. Şimdi yaşanan durum da buna işaret ediyor.

15 Temmuz FETÖ / ABD darbe girişimi sonrası uluslararası kredi derecelendirme kuruluşlarının ülkemizin notunu düşürmelerine rağmen sıcak para girişi devam etmişti. Yani bugünkü gibi dövizin ateşi yükselmemişti. Bu tablo yabancı yatırımcılarının 15 Temmuz FETÖ / ABD darbe girişimine rağmen ülkemize yatırım yapma konusunda risk görmediklerinin işaretiydi. Bu tablo devam etmeliydi. Yani yabancı yatırımcılardan sıcak para girişi devam etmeliydi. İktidar partisi de ülkenin güvenirliğini sağlayacak tedbirleri almalıydı. Ancak şu an gördüğüm kadarıyla hem Avrupa Birliği ülkelerine rest çekiyoruz, hem de sıcak para girişinin devam etmesini istiyoruz. Yani ikisini bir arada istiyoruz. Eğer bunu başarabiliyorsak ne ala. Fakat işler umduğumuz gibi gitmiyorsa gemi bir yerlerde su alıyor demektir. Eğer siz geminin su almasını önleyecek tedbirler almazsanız bu gemi batar. Yok, eğer geminin batmasını önleyecek tedbirler alırsanız gemiyi yüzdürmeye devam edersiniz. Ancak bu iş sağa sola rest çekmekle olmaz. Serbest piyasa ekonomisinin kuralları vardır. Ve siz de bu kurallara uymak zorundasınız.

Yatırımcıların dövize kaçmalarını önlemenin bir kuralı da faizlerin bir nebze de olsa yükselmesine göz yummaktır. Faizlerin yükselmesi elbette kabul edilecek bir durum değildir. Ancak elinizde dövizin ateşini söndürecek birikiminiz yoksa ne yapacaksınız? Yatırımcılar dövize yönelmişlerse ne yapacaksınız? Yatırımcılar borsadan çıkmaya başlamışlarsa ne yapacaksınız? Piyasaları dengeye oturtana dek faizleri de yükseltmiyorsanız, döviz piyasalarını nasıl dengeleyeceksiniz? Bunun sihirli bir formülü var mı?

Anlayacağınız şu an ekonomi alarm veriyor. Bir an evvel piyasaları rahatlatacak adımların süratle atılması lazım. Demokrasinin kurallarının işletilmeye başlatılması lazım. OHAL uygulamalarına son vermek lazım. Yani demokrasi ile yönetilen bir ülke haline en kısa zamanda dönmemiz lazım. Terörle mücadeleyi demokrasiyi işletirken de yapabiliriz. Avrupalı ülkeler demokrasiyi işletirken terörle nasıl mücadele ediyorlarsa, bizde aynı şekilde mücadele edebiliriz. Ancak diğer yandan da dövizin ateşini söndürmek zorundayız. Yoksa bu gidişle gizli bir kur ayarlaması kaçınılmaz hale gelir.17.11.2016

609 Tıklama Toplam 2 Tıklama bugün

Paylaş

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Menu Title