CUMHURBAŞKANI ANAYASAL SINIRLARI İÇİNE ÇEKİLMELİ

cropped-DB32A183F424-3.jpg

Anayasamız olağanüstü durumlarda Cumhurbaşkanına Bakanlar Kurulunu toplama yetkisi veriyor. Bugüne kadar göreve gelen Cumhurbaşkanları da bu yetkileri lüzum gördükleri olağanüstü durumlarda bir veya iki defa kullandılar. Ancak geçmişte bu göreve seçilen Cumhurbaşkanları bu durumu alışkanlık haline getirmediler. Yani bu yetkinin suyunu çıkarmadılar. Ancak Erdoğan deyim yerindeyse bu yetkiyi alışkanlık haline getirdi. Dün de olağanüstü bir durum olmamasına rağmen keyfine göre Bakanlar Kurulunu yine topladı. Dolayısıyla Başbakanın yetkilerini bir kez daha çiğnedi.

Peki, dün Bakanlar Kurulunun toplanmasını gerektirecek düzeyde önemli bir olay var mıydı? Bana göre yoktu. Dün 15 Temmuzdan bu yana devam eden OHAL aynen devam ediyordu. Kanun Hükmünde Kararnameler de yayınlanmaya devam ediyordu. FETÖ ile mücadele de hız kesmeden devam ediyordu. Yaşın yanında da kurular da yanmaya devam ediyordu. Suriye ve Irak’ta da her zaman olduğu gibi silahlar patlamaya devam ediyordu. Bu arada PKK Terör Örgütü de boş durmadı hani. Onlar da güvenlik güçlerimizi şehit etmeye devam ettiler. Yaşanmakta olan bu gelişmeler uzunca bir süredir zaten devam ediyordu. Söylemek istediğim bu gelişmeler dün veya evvelki gün aniden gelişmedi. Dolayısıyla bu gelişmeler Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Bakanlar Kurulunu toplamasını gerektirecek derece de değildi. Bu gelişmelerle Başbakan Binali Yıldırım pekâlâ ilgilenebilirdi. Bakanlar Kurulunu Başbakan Binali Yıldırım toplayabilirdi.

Fakat maalesef yasa falan tanımayan bir Cumhurbaşkanımız var. Halkın oylarıyla seçildiği için kendisini Anayasanın üstünde gören bir Cumhurbaşkanımız var. Halkın vermediği yetkiyi kullanan bir Cumhurbaşkanımız var. Söze gelince ‘’ben hesabımı millete veririm’’ diyen ama milletin vermediği yetkileri kullanan bir Cumhurbaşkanımız var. Demokrasi ile yönetilen hangi bir ülkede Cumhurbaşkanları Anayasa da yazılı yetki ve görevlerini aşmıştır? Yoksa yetki ve görevler tanınmamak için mi vardır? Böyle bir anlayış olabilir mi? Anayasanın vermediği yetki kullanılabilir mi? Anayasa da bulunmayan yetkilerin kullanılması milli irade olabilir mi? Bu sorulara iktidar partisinin ileri gelenleri yanıt verebilirler mi? Peki Başbakan bu soruya yanıt verebilir mi? Peki Cumhurbaşkanının kendisi bu soruyu yanıtlayabilir mi? Hiç sanmam. Çünkü böyle bir soruyu yanıtlayacak bir Cumhurbaşkanımız maalesef yok. Milletin iradesini temsil eden bir Cumhurbaşkanımız yok. Daha da kötüsü demokrasiyi işleten bir Cumhurbaşkanımız yok.

Erdoğan bugüne kadar bir Cumhurbaşkanının üstlenmesi gereken rollerin dışında her türlü kışkırtıcı ve toplumu ayrıştıran politika güttü. Halkı İmam Hatipler üzerinden ayrıştırdı. Oynamış olduğu mağdur yoluyla da oyları devşirdi. Dolayısıyla on dört yıldan bu yana da aralıksız olarak iktidarını devam ettirdi. Tabi bu arada muhalefetin etkisiz politikalarını da unutmamak gerek. Erdoğan ne kadar toplum üzerinde derin etkiler bırakmışsa muhalefet partileri de bir o derece silik politikalar ile iktidarı Erdoğan’a âdete hediye ettiler. İşte şimdi sıra Başkanlık Sistemine geldi. Bugün yarın Bahçeli’den aldıkları teminat ile Meclis’e Başkanlık Sistemini getirecekler. Yani anlayacağınız laik Cumhuriyetin son günlerini yaşıyoruz. Son darbeyi de yememize az kaldı. Peki, daha neyi bekliyoruz? Cumhuriyeti korumak ve kollamak için daha neyi bekliyoruz? Atatürk’e sahip çıkmak için neyi bekliyoruz? Erdoğan’ı Anayasal sınırları içine çekmek için daha neyi bekliyoruz? Yoksa Milletvekili koltuklarını korumak Cumhuriyetten daha mı önemli? 01.11.2016

432 Tıklama Toplam 3 Tıklama bugün

Paylaş

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.