UZUN İNCE BİR YOLDAYIZ

cropped-DB32A183F424-3.jpg

Halk Ozanı Âşık Veysel’in de dediği gibi ‘’Uzun ince bir yoldayız. Gidiyoruz gündüz gece. Ne haldeyiz bilmiyoruz. Gidiyoruz gündüz gece.’’ Şu an hiç tartışmasız Âşık Veysel Şatıroğlu’nun söylediği türkü gibiyiz. Gidiyoruz ama nereye gittiğimiz belli değil. Anlayacağınız rastgele gidiyoruz. Ne doğru dürüst bir dış politikamız var, ne de doğru dürüst bir iç politikamız. Ne sağlam bir istihbarat teşkilatımız var, ne de güvenlik kuvvetlerinin arkasında duracak siyasi bir irade var. Ne doğru dürüst bir adalet sistemimiz var, ne de krizlere dayanacak bir ekonomi politikamız var. Allah ne verdiyse o. Başka bir şey yok. Yarın Allah kerim.

15 Temmuz darbe girişimin ardından tamı tamamına 2,5 ay geçti. Daha yapılan darbe girişiminin siyasi ayağını bile ortaya çıkaramadılar. Bu gidişle de pek niyetleri yok gibi. Çünkü biliyorlar ki siyasi ayağın içinde pek çok AKP’li milletvekili var. Bu milletvekillerini kaybettikleri anda biliyorlar ki çoğunluğu kaybedecekler. Bu yüzden darbe girişimin siyasi ayağına giremiyorlar. Cesaret edemiyorlar. Oysaki Erdoğan 7 Haziran ve 1 Kasım seçimleri öncesinde kılı kırk yarmıştı. Milletvekillerini onca araştırmadan sonra aday yapmıştı. Şimdi geldiği nokta gördüğünüz üzere bundan ibaret. Allah muhafaza bir de bu milletvekili adaylarını araştırmadan milletvekili yapmış olsaydılar herhalde şimdi muhalefete düşmüş olurlardı. Gerçi şimdi de pek rahat sayılmazlar ya neyse. Ancak yine de yapacaklarından da geri kalmıyorlar. Her daim milleti germekten başka bir şey yapmıyorlar.

Lütfen çıkarmış oldukları şu KHK’lere bir bakın. Allah aşkına bu KHK’lerin hangi biri FETÖ ile mücadele kapsamında acildi? FETÖ ile mücadele etmek için Türk Ordusu’nun dağıtılması mı gerekiyordu? Jandarma ve Sahil Güvenlik Komutanlıklarının İçişleri Bakanlığı’na mı bağlanması gerekiyordu? Genel Kurmay Başkanlığı’nın Milli Savunma Bakanlığı’na mı bağlanması gerekiyordu? Genel Kurmay Başkanlığı dağıtıldıktan sonra FETÖ ile daha etkin mi mücadele edilmeye başlandı? Ya FETÖ’nün elinden alınan okulların İmam Hatipleşmesine ne diyeceksiniz? Bu okulların İmam Hatip okullarına çevrilmesi çok mu gerekliydi? Memlekette İmam Hatip Okulu sıkıntısı mı vardı? Allah aşkına çevrenize şöyle bir bakın. Hangi AKP’li Bakan’ın çocuğu, hangi AKP’li Milletvekilinin çocuğu İmam Hatip okullarında okuyor? Kendi çocuklarını ya özel liselerde okutuyorlar, ya da Fen Liseleri ve Anadolu liselerinde okutuyorlar. Sonuçta hiç birisi çocuklarını İmam Hatip Okullarına göndermiyorlar. Kendi çocuklarını İmam Hatiplere göndermiyorlar ama nerede garibanın çocuğu varsa onları İmam Hatiplere yönlendiriyorlar. Neden peki? Bunu hiç düşündünüz mü? Ben size söyleyeyim. Kendi çocuklarını doktor, mühendis yapacaklar ama garibanın çocuklarını militan yapacaklar da ondan. İmam Hatip aşkı işte bundan kaynaklanıyor.

TBMM Başkanı İsmail Kahraman’ı yazmayayım dedim ama ona da bir iki çift laf söylemezsem rahat edemem. Şimdi bu zatı muhterem de daha önce yazdığım gibi kafayı Atatürk ile bozmuş durumda. TBMM’den Atatürk posteri indirmeler. Yeni Anayasa’nın dindar olmasını istemeler. II.Abdulhamid Han’ın doğum günü münasebeti ile sergi açmalar. Bu şahıs adına konferans düzenlemeler. Bu marifetlerin hepsi de bu Zatı Muhterem’in hünerlerinden sadece bir kaçı. Ancak bu zatı muhterem bir güne bir gün Milli Bayramlarımız hakkında olumlu bir cümle kurmadı. Osmanlı’ya sahip çıktığı kadar Cumhuriyet’e sahip çıkmadı. Elinden gelse Atatürk’ü yok sayacak ama şimdilik ona cesaret edemiyor. Şimdi söyler misiniz Allah aşkına böyle bir adamdan bu memlekete bir hayır gelir mi?

Söylenecek daha çok şey var ama şimdilik bu kadar diyorum. Daha fazla derine inmeden bugünlük bu kadar diyorum. 28.09.2016

694 Tıklama Toplam 3 Tıklama bugün

Paylaş

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.