DARBE GİRİŞİMİNİN ARKASINDA ABD VAR MI, YOK MU?

cropped-DB32A183F424-3.jpg

15 Temmuz Darbe girişiminin arkasında ABD var mı, yok mu? Soru bu. Bana sorarsanız bu darbe girişiminin arkasında bal gibi ABD var derim. ABD 30 Ağustos’ta düzenlenen Milli Güvenlik Kurulu’nda FETÖ’cü askerlerin açığa alınacağını biliyordu. Bu yüzden FETÖ’cü askerlerine darbe girişimi için izin verdi. Darbe girişimi başarılı olsaydı Açılım Süreci kaldığı yerden devam edecekti. Suriye Politikası da başladığı şekle geri dönüşecekti. Yani eskiden olduğu gibi PYD’nin kantonları birleştirme çabalarına ses çıkarılmayacaktı. Ancak evdeki hesap çarşıya uymadı. Darbe girişimi başarısız oldu. Planlar da alt üst oldu.

Darbe girişimin arkasında ABD’nin olup olmadığı sorusuna eski Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Süleyman Soylu 15 Temmuz darbe girişiminin ardından ‘’ bu darbe girişiminin arkasında ABD var’’ demişti. Süleyman Soylu bu açıklamayı yaptığı zaman Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı idi. Soylu, Efkan Ala’nın istifa etmesinden sonra İçişleri Bakanlığı’na getirildi. Şimdi burada bir tespit yapalım. Eğer Erdoğan Süleyman Soylu gibi düşünmüyor olsaydı Soylu’yu İçişleri Bakanı yapmazdı. Öyle değil mi? Süleyman Soylu’nun Erdoğan’ın en güvendiği bakanlardan bir tanesi olduğunu ilave edeyim.

Peki, Numan Kurtulmuş bu soruya nasıl bakıyor? O da Süleyman Soylu gibi 15 Temmuz darbe girişiminin arkasında ABD’yi görüyor mu? Eski ve deneyimli bir siyasetçi olan Numan Kurtulmuş’ta bu darbe girişiminin arkasında ABD’nin olduğunu bal gibi biliyor ama görmezlikten geliyor. Anlayacağınız Kurtulmuş siyaset yapıyor. Süleyman Soylu içinden geldiği gibi konuşuyor, fakat Kurtulmuş ABD ağzıyla konuşuyor. ABD’yi saklama gereği duyuyor. ABD’yi temize çıkarma gereği hissediyor. Çünkü Kurtulmuş çok iyi biliyor ki; Erdoğan’da ülkeyi NATO’dan çıkarmadığı sürece ABD’nin çizgisine gelecek.

Şimdi burada yanıtlanacak bir soru daha var. O da Kurtulmuş’un şu an Erdoğan’a rağmen darbe girişimi ile ilgili ABD’yi neden akladığıdır? Erdoğan Süleyman Soylu’yu ‘’darbenin arkasında ABD var’’ demesine rağmen İçişleri Bakanlığına getirdiğine göre, demek ki Erdoğan’da Süleyman Soylu gibi düşünüyor. Peki, Kurtulmuş normal şartlar altında Erdoğan ile ters düşme pahasına konuşabilir mi? Erdoğan’a rağmen Başbakan Yardımcılığı görevini sürdürebilir mi? İşte yanıtlanması gereken soru da bu zaten. Burada Kurtulmuş’un ısrarla ‘’darbe girişiminin arkasında ABD’nin olduğuna dair bir kanıt yok’’ demesinin bir anlamı olması gerek. Kurtulmuş bu sözleri New York Başkonsolosluğunda düzenlediği basın toplantısında söyledi. Kurtulmuş aynı sözleri 09 Eylül günü CNN TÜRK ekranlarında Şirin Payzın’ın programında da söyledi.

Şimdi şöyle bir düşünelim. Fethullah Gülen ABD’de ikamet ediyor ve terör örgütünün de lideridir. Sanıyorum bu konuda hemfikiriz. Darbe girişiminde bulunan askerlerden itirafta bulunanların bir kaçı darbe girişimi ile ilgili Fethullah Gülen’i sorumlu tutmuşlardı. Aynı zamanda ABD Merkez Komutanlığı’ndan General Joseph Votel, Türkiye’deki başarısız darbe girişiminin ardından başlatılan tasfiye sürecine ilişkin yaptığı açıklamada, ‘Pentagon’un Türkiye’deki en yakın yakın müttefiklerinin darbe girişimi sonrasında hapse atıldığını’ ifade etmişti. Keza John Kerry 15 Temmuz darbe girişiminin başladığı sıralarda Lavrov ile buluşmuştu. Kerry, ikinci buluşmada Türkiye’de başlayan darbe girişimiyle ilgili olarak Lavrov’a birebir “mechanism launched” (mekanizma harekete geçti)” sözünü söyledi, arkasından da ‘Erdoğan’ın artık gidici olduğunu’ ifade etti. Kurtulmuş halen daha 15 Temmuz Darbe girişiminin arkasında ’’ ABD’nin olduğuna dair bir kanıt yok’’ diyorsa bu saptırmayı bilerek yapıyor.

Biraz önce Kurtulmuş darbe girişimi ile ilgili ABD’yi neden aklamaya çalışıyor diye sormuştum. Kaldığım yerden devam edeyim. Kurtulmuş’un bu şekilde konuşmasının iki sebebi olabilir. Bunlardan birisi Erdoğan’a rağmen pozisyon almakta olduğudur. Kurtulmuş zaten Erdoğan’dan çok Davutoğlu’na yakın bir siyaset yapıyordu. Erdoğan’ın dava arkadaşıydı fakat geldiğimiz süreçte ABD’ye daha yakın bir siyaset izlemişti. İkinci bir olasılık ise Erdoğan’ın her şeye rağmen diplomatik kanalların açık olma pahasına Kurtulmuş’u görevlendirdiğidir. Sonuç olarak Kurtulmuş kendine verilen bu görevi layıkıyla yapıyor. Yoksa Kurtulmuş parti içinde kendi başına buyruk olması mümkün değil. Hele hele Davutoğlu ile Gül’ün izlediği politikanın silindiği bugünlerde Kurtulmuş’un Don Kişot olması mümkün değil.20.09.2016

686 Tıklama Toplam 2 Tıklama bugün

Paylaş

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Menu Title