AKP İLE YAŞAMAYA ALIŞMAK

cropped-DB32A183F424-3.jpg

İktidara geldiklerinden bu yana tamı tamamına 14 yıl geçti. 2002 yılında doğan çocuklar bugün 14 yaşında. Bu çocuklar o günden bugüne kadar iktidarda başka bir siyasi parti görmediler. İşte bu AKP14 yıldan bu yana ülkeyi kesintisiz tek başlarına yönetiyorlar. Kimi zaman mağduriyet edebiyatı yaptılar, kimi zaman da muhalefet partileri ile işbirliği yaptılar. Ne yaptılarsa yaptılar sonuçta 2002 yılından bu yana iktidardalar. 15 Temmuz tarihinde de Fethullah Gülen Terör Örgütü’nün darbe girişimine maruz kaldılar. Daha önce 17 / 25 Aralık Yolsuzluk ve Rüşvet Operasyonuna takılmışlardı. Sonrasında MİT Tırları operasyonuna takıldılar. Şimdi de bugüne kadar besleyip büyüttükleri FETÖ’nün darbe girişimine maruz kaldılar. Sonuçta bu mağduriyet edebiyatı ile yine bir 14 yıl daha iktidarda kalmanın önünü açtılar.

Peki, AKP iktidara geldiğinden bu yana muhalefet Partileri ne yaptılar? Ben sordum, ben yanıtlayayım. Ana Muhalefet partisi yerinde saymaya devam etti. Yavru Muhalefet Partisi MHP ise sırtını AKP’ye dayamak suretiyle ayakta kalmaya çalıştı. MHP halen daha bu tavrını sürdürmeye devam ediyor. HDP ise PKK ile paralel siyaset yapmaya çalıştı. Kimi zaman İmralı ile Kandil arasında postacılık yaptılar, kimi zaman da AKP ile Açılım Masasına oturdular. Sonuç itibarıyla onlar da hiçbir zaman Kürt seçmenin asıl sorunlarına eğilmediler. Eğer Kürt seçmeni kucaklayabilmiş olsaydılar 7 Haziran’da artan oyları 1 Kasım da azalmazdı değil mi?

Ülkemizde 2002 yılına dek bir nebze de olsa demokrasi vardı. İktidara gelen siyasi partilerin Bakanları, Milletvekilleri yolsuzluk ve rüşvete bulaştıkları zaman istifa etmek zorunda kalırlardı. Hatta bazı dönemler bu istifaların sonucunda iktidar partileri de batı demokrasilerinde olduğu gibi istifa etmek zorunda kalırlardı. Böylelikle iktidar partileri seçmen ile yüzleşmek zorunda kalırlardı. Ancak şimdi öyle mi? 2002 yılından bu yana demokrasi anlayışımız değişti. İktidar partisinin içinde bulunan Bakanlar ve Milletvekilleri haklarında ne kadar yolsuzluk ve rüşvet iddiaları gündeme getirilirse getirilsin hiç birisi istifa etmedi. Ancak 17 / 25 Aralık Yolsuzluk ve Rüşvet Operasyonlarına adı karışan Ekonomi Bakanı Zafer Çağlayan, İçişleri Bakanı Muammer Güler, Avrupa Birliği Bakanı Egemen Bağış ile Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar istifa etmek zorunda kaldılar. Daha doğrusu dönemin Başbakanı Erdoğan onların istifalarını almak zorunda kaldı. Bunun dışında adı yolsuzluklara karışan ne bir Bakan ne de bir Milletvekili istifa etti. Hepsi de sütten çıkmış ak kaşık gibi siyasetlerini devam ettirdiler. Türk Milletini yapmış oldukları yolsuzluklara alıştırdılar. ‘’ Çalıyorlar ama iş’ te yapıyorlar’’ sözü de sırf bu yüzden yakıştırılmadı mı?

Cumhuriyet Halk Partisi yarın 93.kuruluş yılını kutlayacak. AKP’nin iktidar gölgesi altında kutladığı kuruluş yıldönümlerine yarın bir yenisini daha ekleyecek. Sonraki yıl bir yenisini daha ekleyecek. Böylece bu süreç devam edecek gidecek. İl ve ilçe Başkanlarını geçtim. Ne Milletvekilleri, ne de Belediye Başkanları bir kere de olsa biz nereye doğru sürükleniyoruz diye bir özeleştiri bile yapmıyorlar. Kılıçdaroğlu ile iktidarı yakalayamayacaklarını bile göremiyorlar. Partinin tabanı ve halk görüyor ama ne yazık ki koltuklarında oturanlar bu gerçeği göremiyorlar. Bugüne kadar Muğla Milletvekili Nurettin Demir ile kurultay öncesinde birkaç defa görüştüm. Keza eski Milletvekili Tolga Çandar ile de görüşmüştüm. Şimdilerde aralıklı olarak Akın Üstündağ ile görüşüyorum. Açıkça söylemem gerekirse görüştüğüm Milletvekillerinin Kılıçdaroğlu’ndan halen daha umutlu olduklarını görüyorum. Bu nasıl bir umutsa… Oysaki öte yandan AKP bugünlerde bir 14 yıl daha iktidarda kalmanın temellerini attı. 15 Temmuz Darbe Girişimi de bu amaca hizmet etti.

MHP’yi sanıyorum yazmaya hiç gerek yok. HDP bildiğiniz gibi PKK’nin terörist bir örgüt olmadığını ispatlamayla meşgul. Zaten bugüne kadar Kürt seçmen ile doğru dürüst bile kaynaşamadılar. Bundan sonra kaynaşabileceklerini ise hiç sanmıyorum. Bu politika ile ancak ABD ile kaynaşabilirler ama halk ile kaynaşabilecekleri oldukça çok zor görünüyor. Şimdi bu toz bulut arasında bir çıkış yolu var mı diye sorsam ne düşünürsünüz? Ülkeyi AKP iktidarından kurtarabilmenin bir yolu yordamı var mı desem ne dersiniz? Bana sorarsanız ben halen daha umudu koruduğumu söyleyebilirim. Pes etmedim. AKP ile yaşamaya halen daha alışmadım, alışmayacağım. Ancak ortada bir gerçek var ki o da, toplumun AKP ile yaşamaya alışmakta olduğudur. Bunun sorumlularından birisi Bahçeli, diğer bir sorumlu ise Kılıçdaroğlu’dur. Bu iki genel başkan istifa etmedikleri sürece AKP bir 14 yıl daha iktidardadır. Uzun lafın kısası iğneyi kendimize, çuvaldızı da başkasına batırmanın zamanı geldi de geçiyor bile. Ne demiş atalarımız? ‘’ Anlayana sivrisinek saz, anlamayana davul zurna az’’08.09.2016

598 Tıklama Toplam 3 Tıklama bugün

Paylaş

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.