DURUMDAN VAZİFE ÇIKARMAK

cropped-DB32A183F424-3.jpg

Uzun zamandan bu yana AKP iktidarı zor günler geçiriyordu. Başkanlık Sistemi de bir geliyor bir gidiyordu. Mecliste komisyonlar kuruluyor fakat sonu bir türlü gelmiyordu. Bir bakıyorsunuz Başkanlık Sisteminden vazgeçmişler ve onun yerine Partili Cumhurbaşkanı Sistemine odaklanmışlar, yine bir bakıyorsunuz tekrar Başkanlık Sistemine geri dönmüşler. Birinin dediğini de diğeri yalanlıyordu. Anlayacağınız 15 Temmuz öncesi her kafadan bir ses çıkıyordu. Sonra birden bire 15 Temmuz Darbe Girişimi oldu. Ve her şey bir anda unutuldu.

15 Temmuz Darbe Girişimi bizlere neleri unutturdu biliyor musunuz? Örneğin yılan hikâyesine dönen bir MHP Kurultayı vardı. Cumhuriyet Halk Partisinde Tüzük Kurultayı konuşuluyordu. Genel Başkan Adaylarından Muharrem İnce seçim gezilerine başlamıştı. Bahçeli’nin kurultay filan yapacağı zaten yoktu. Ancak Cumhuriyet Halk Partisinde Tüzük Kurultayının yapılacağı söyleniyordu. Şimdi bu Tüzük Kurultayı da güme mi gitti bilemiyorum. Çünkü biliyorsunuz, çok önemli bir darbe girişimi atlattık. Bu darbe girişimi Kemal Kılıçdaroğlunu’da derinden etkilemiş olabilir. Bu yüzden Kılıçdaroğlu’da malum olağanüstü durumdan dolayı Tüzük Kurultayını yapmayabilir.

15 Temmuz öncesi gündemde olan gelişmeleri yazmaya devam edeyim. Çünkü buradan bir yere varmayı hedefliyorum. Biliyorsunuz Türk Silahlı Kuvvetleri PKK Terör Örgütü ile mücadele ediyordu. 15 Temmuz sonrası ise PKK Terör Örgütü ile mücadele yapıldığını sanmıyorum. PKK saldırılarına devam ediyor ancak Türk Silahlı Kuvvetleri operasyon yapmıyor. Kim bilir belki de ben yanılıyorumdur. Ancak ben darbe girişiminden bu yana PKK Terör Örgütü ile mücadele edildiğine dair herhangi bir habere tanık olmadım. PKK Terör Örgütü mü bitti, yoksa PKK Terör Örgütü ile mücadele mi bitti anlayamadım. Yoksa darbeci askerlerin tutuklanmasından dolayı PKK Terör Örgütü ile mücadele edecek asker mi kalmadı, bilemiyorum. Eğer PKK Terör Örgütü bitmiş ise benim açımdan herhangi bir sorun yok. Ancak ortada sanki tuhaf bir şeyler dönüyor. PKK Terör Örgütü bu darbe girişiminden dolayı silah filan da bırakmadı. Yerleşmiş olduğu mekânları da terk etmedi. Bu örgüt güvenlik güçleri tarafından etkisiz hale getirilmediği müddetçe saldırılarına devam eder. Yoksa ABD arkalarında olduğu müddetçe ne silah bırakırlar, ne de yuvalandıkları yerleri terk ederler. Anlayacağınız 15 Temmuzdan bu yana ortada tuhaf şeylerin döndüğü kanısındayım. Umarım yanılıyorumdur.

Başbakan’ın gündeminde komşularımız ile sürdürdüğü bir barış süreci de vardı biliyorsunuz. Rusya ve İsrail ile görüşmelere yeniden başlamıştık. Sıra Mısır’a gelmişti. Ondan sonra sırada Suriye vardı. En son hatırladığım kadarı ile Başbakan Binali Yıldırım Suriye Devlet Başkanı Beşar Esat ile görüşmelere başlayabilmek için Esat’ın tutumunu değiştirmesi gerektiğini söylemişti. O günden bu yana Başbakan bu konuya hiç değinmedi. Darbe girişimi sonrası tekrar Suriye meselesine döner mi bilemiyorum. Ancak aklın yolu birdir. Suriye ile yeniden görüşmelere başlamak demek, bulunduğumuz bölge üzerinde söz sahibi olmamız demektir. Yoksa bu gidişle komşularımız ile başlayan diyalog yok olup gider.

Biliyorsunuz gündemde bir de Rıza Zarrab olayı vardı. Bizim 4 eski bakanımızın adının da geçtiği ve Rıza Zarrab’ın ABD’yi dolandırdığı dava vardı. Sanıyorum bu dava ile ilgili yakında yeni gelişmeler yaşanacak. Esasen bu dava ABD için büyük önem arz ediyor. Çünkü ABD kendi ülkesini kim dolandırmaya kalkarsa ona karşı büyük bir mücadele veriyor. Hatırlarsanız geçmişte bir Telsim olayı vardı. Cem Uzan borçlarını ödemeyince ABD Cem Uzan’ı AKP iktidarı sayesinde ne hale getirdiğini sanıyorum bilmeyeniniz yoktur. Şimdi Rıza Zarrab olayı da bana Cem Uzan Davasını hatırlattı. Yüksek kefalet ücretlerine rağmen Rıza Zarrab’ı serbest bırakmamalarının ardında da işte bu gerçek yatıyor.

15 Temmuz öncesinin gündeminde özetle bu konular vardı. Peki, şimdi hangi konular var? Gündemde darbe girişimi var dediğinizi duyar gibiyim. Elbette 15 Temmuzdan bu yana gündemde darbe girişimi var. Bu darbe girişiminin de aylarca gündemde kalacağını şimdiden söyleyeyim. Yıllardır mağdur edebiyatı ile iktidarını koruyan AKP bu darbe girişimini hiç unutur mu? Elbette unutmaz. Artık bundan böyle günde bir defa konuşuyorlarsa bundan böyle iki defa konuşurlar. Halkı da ikide bir sokaklara çağırırlar. Bu darbe girişimini suyunu çıkarana kadar da oynarlar. Yani anlayacağınız bu mağduriyet bir on dört yıl kadar daha sürer.

Artık sadede geliyorum. Cumhurbaşkanı Erdoğan ile Başbakan Yıldırım sürekli halkı neden meydanlara çağırıyor biliyor musunuz? Sakın darbe girişimini bastırmak için demeyin. Çünkü darbe girişimi 16 Temmuz sabah saatlerinde bastırıldı. Erdoğan bu darbe girişimini Başkanlık Sistemine geçiş için kullanmak istiyor. Bu yüzden de sokakları soğutmak istemiyor. Sıcağı sıcağına Başkanlık Sistemini de bu arada oldubittiye getirmek istiyor. Biraz daha açık konuşayım. Cumhurbaşkanı Erdoğan durumdan vazife çıkarmaya çalışıyor. Peki, muhalefet ne yapıyor? Ben size söyleyeyim. Başbakan Yıldırım’ın arkasına takılmış gidiyorlar. Nereye gittiklerini bile bildiklerini sanmıyorum. O derece yani.20.07.2016

645 Tıklama Toplam 3 Tıklama bugün

Paylaş

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.