GENİŞLETİLMİŞ ORTADOĞU VE KUZEY AFRİKA PROJESİ ( GOKAP ) 11

cropped-DB32A183F424-3.jpg

ERGENEKON DAVASI 2:

Ergenekon Davasına ‘’Yüzyılın Yalanı Davası’’ demek kanımca daha doğru olurdu. Çünkü bugüne kadar hak ve hukuktan yoksun ve insanları yok yere karalayan ve olmayan bir terör örgütünden yaratılan bir dava olmamıştı. Hiç kuşkusuz geçmiş dönemlerde de hukukun askıya alınarak açılan davalar olmuştur. Ancak açılan davaların hiç birisi Ergenekon Davasının eline su dökemez.

Ergenekon Davası, 12 Haziran 2007’de bir ihbar üzerine Ümraniye’de bir gecekondu da yapılan operasyon ile başlamıştı. Söz konusu dava dosyası 17 Mayıs 2006 tarihinde Danıştay saldırısında şehit düşen Mustafa Yücel Özbilgin ile bu saldırı da yaralanan Mustafa Birden ilave edilerek açılmıştı. Bu saldırıyı gerçekleştiren Alparslan Arslan ise sanık olarak yer aldı. Alparslan Aslan elbette sanık olarak yargılanacaktı ama Ergenekon Davasından yargılanmayacaktı. Çünkü Danıştay cinayetini gerçekleştiren Alparslan Aslan ile yurtsever aydınları bir davada birleştirmek tamamen bir hukuk cinayetiydi. Alparslan Aslan Danıştay saldırısını, Danıştay’ın kamusal alanda türban serbestliğine izin vermemesinden dolayı gerçekleştirdiğini itiraf etmişti. Fakat mahkeme Danıştay saldırısını Ergenekon Davasının içine atarak, kamusal alanda türban serbestliğine karşı olan yurtsever aydınları Danıştay’ın kararına karşı çıkarak saldırıyı gerçekleştiren Alparslan Aslan ile birlikte yargıladılar. Ergenekon Davası işte böylesine hukuksuzlukları ve kumpasları içinde barındıran bir dava oldu.

Ergenekon Davası başladığı zaman dönemin Başbakan’ı Erdoğan ‘’Ben bu davanın savcısıyım’’ derken yine dönemin Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Deniz Baykal’da ‘’Ben de bu davanın avukatıyım’’ diyerek tepki vermişti. Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç ise ‘’Ergenekon savcılarına bütün Türkiye’nin demokrasi adına büyük bir borcu var” demişti. Aynı Bülent Arınç ‘’Türkiye iyi bir noktaya gidiyor. Bu sıkıntılar, sancılar bir taraftan doğum sancısıdır. Bir taraftan da bağırsakların temizlenmesidir’’ demişti. Dönemin Avrupa Birliği Bakanı ve 17 Aralık Yolsuzluk ve Rüşvet soruşturmasında adı geçen Egemen Bağış ise 2012 yılında Ergenekon ve Balyoz’ da gözaltına alınanları kastederek, “Maalesef Türkiye’de bulanık suda balık avlamaya alışmış zihniyetlerin hep önümüze engeller çıkarmaya çalıştığını gördük. Türkiye’dekileri hizaya soktuk” diye yorumladı. AKP Milletvekili ve Başbakan Başdanışmanı Yalçın Akdoğan ise 2013 yılının Ağustos ayında yaptığı bir açıklamada “Cumhuriyet tarihinin en büyük hukuki hesaplaşması” tanımını yaparak “sadece bir zihniyetten hesap sorulmamış, aynı zamanda bu anlayış yargı yoluyla tasfiye edilmiştir.” demişti. Dönemin AKP sözcüsü Hüseyin Çelik ise katıldığı bir televizyon programında ‘’Türkiye yıllardır darbe tehdidi altındaydı. Merhamet adaleti engellerse o merhametten maraz doğar. Kurda merhamet etmek Kuzuya zulüm etmektir” yorumunda bulunmuştu.

Ergenekon Davasını meşrulaştırmak için ellerinden geleni arkalarına bırakmayan Ali Kemal Gazetecileri de boş durmadılar hani. Örneğin Ertuğrul Özkök ‘’Telefon gece yarısı çalmaya başladı. Kararlar yağıyordu. Şaşırdın mı? Zerre kadar şaşırmadım. Bir insanı beş sene içeride tutup sonra beraat mı ettirecektin yani? Hadi bize anlattın, el âleme ne diyecektin? diye tepkisini dile getirmişti. Nazlı Ilıcak ise hedef, AK Parti’yi iktidardan düşürmekti. Bunun için, sivil toplum, medya ve yargı kullanıldı. Protesto eylemlerinin yanı sıra, kamuoyunu tahrik edecek biçimde şiddete de başvuruldu. Sonra Ergenekon operasyonları başladı ve Türkiye giderek normalleşti’’ diyebildi. Ali Kemal Gazetecilerinin yorumları bunlardan ibaret değil elbette. Burada önemli olan her bir gazetecinin ne söylediği değil, Ali Kemal gazetecilerinin zihniyet anlayışıdır. Bu gazetecilerin Ergenekon Davası başladığı zaman nasıl Ali Kemal gazeteciliği yaptıklarına şahit olmuşsak, dava düştüğü zaman da nasıl bukalemuna dönüştüklerine de şahit olduk.11.07.2016

T.C.
İSTANBUL
CUMHURİYET BAŞSAVCILIĞI
(CMK’ nun 250 Maddesiyle Görevli ve Yetkili Birim)

Soruşturma No :
Esas No
İddianame No

2007/1536
2008/968
2008/623

TUTUKLU 10/07/2008

İDDİANAME İSTANBUL ( ). AĞIR CEZA MAHKEMESİ’NE

DAVACI İHBAR EDEN
İHBAR TARİHİ MAKTUL
MAĞDURLAR
ŞÜPHELİLER
MÜDAFİİ
SUÇ
SUÇ YERİ VE TARİHİ GÖZALTI TARİHİ TUTUKLAMA TARİHİ
SEVK MADDESİ

* K.H.
: ŞEVKİ YİĞİT, HASAN Oğlu ASİYE’den olma, 04/11/1959 doğumlu, TRABZON ili, OF ilçesi, ESKİPAZAR MERKEZ MAH., 48 cilt, 53 aile sıra no, 28 sıra no’da nüfusa kayıtlı Eskipazar Beldesi Fatih Mah. Of/ TRABZON ikamet eder.
: 12/06/2007
: MUSTAFA YÜCEL ÖZBİLGİN, Hamdi oğlu, 1942 doğumlu, Danıştay 2. Dairesi üyesi.
: 1- MUSTAFA BİRDEN, Osman oğlu, 1964 doğumlu, Danıştay 2. Daire Başkanı
2- AYLA GÖNENÇ, Enver kızı, 1951 doğumlu, Danıştay 2.
Daire üyesi
3- AYFER ÖZDEMİR, Mehmet Nuri kızı, Danıştay 2. Daire üyesi
4- AHMET ÇOBANOĞLU, Mehmet oğlu, 1962 doğumlu, Danıştay Tetkik Hakimi
: 1-OKTAY YILDIRIM, MEHMET Oğlu SAFIYE’den olma, 28/09/1971 doğumlu, ERZURUM ili, OLUR ilçesi, KÖPRÜBAŞI KÖYÜ, 22 cilt, 17 aile sıra no, 71 sıra no’da nüfusa kayıtlı Çamlık Mah. Bolelli Sitesi D/8 Çekmeköy Ümraniye/ İSTANBUL adresinde ikamet eder, atılı suçtan Tekirdağ 2 Nolu Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda TUTUKLU.
: Av. YILDIRIM ÇAVUŞOVALI, 30695 İstanbul Barosu Avukatlarından Av. MURAT İNAN, 37137 İstanbul Barosu Avukatlarından
: Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma, Türkiye Cumhuriyeti Hükümetine Karşı Silahlı İsyana Tahrik, Silahlı Terör Örgütlerine Silah Sağlama, (Mala Zarar Verme, Korku, Kaygı veya Panik Yaratabilecek Tarzda Patlayıcı Madde Kullanma suçuna yardım)
: İSTANBUL -12/06/2007
: 12/06/2007-16/06/2007 (4 gün)
: 16/06/2007 İstanbul 10. Ağır Ceza Mahkemesi (CMK. 250. maddesi İle Görevli)nin 16/06/2007 tarih 2007/67 sayılı karan,
: TCK.nun 314/2, 3##T3î?5fcffCK.nuıı 39/2-b maddesi yollaması ile TCK^ufl 17(#İUKjfea/l), 3713 Sayıh Terörle

484 Tıklama Toplam 1 Tıklama bugün

Paylaş

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.