GENİŞLETİLMİŞ ORTADOĞU VE KUZEY AFRİKA PROJESİ ( GOKAP ) 3

cropped-DB32A183F424-3.jpgSURİYE:
Arap Baharlarının Tunus, Mısır ve Libya’dan bir sonraki durağı Suriye idi. Bu Baharlar Tunus, Mısır ve Libya’da nasıl başladıysa Suriye’de de aynı benzer olaylar nedeniyle başladı. ABD’den destekli rejim muhalifleri çıkan olayları bahane etmek süratiyle Suriye’yi iç savaşa sürüklediler. Protesto eylemlerinin başlamasında elbette Devlet Başkanı Beşar Esat’ın da ihmalleri vardı. Ancak ortaya atılan bahaneler Beşar Esat’ı iktidardan inmesini gerektirecek derecede önemli de değildi. Ancak ABD’nin Genişletilmiş Ortadoğu ve Kuzey Afrika Projesi vardı. Bu projenin içinde ise Beşar Esat’a yer yoktu.

Suriye’nin talan edilmesine başlanmadan evvel dönemin Başbakanı Erdoğan Beşar Esat’a ‘’Kardeşim Esat’ ’diyordu. Esat’ı ülkemize davet ediyordu. Bu cicim ayları ABD’nin Suriye politikasını işleme koymasıyla birlikte değişti. Kardeşim Esat, ‘’Eset ’’ oldu. Suriye’ye saldırmak için sınırlarda uçaklar uçuruldu. Hatta bir Türk uçağı keşif yaparken düşürüldü. Düşürülen uçak bir savaş nedeni sayılmaya çalışıldı ama tutmadı. Bunun için MİT Müsteşarı Hakan Fidan, dönemin Dışişleri Bakanı Davutoğlu, Genel Kurmay İkinci Başkanı Güler, yine dönemin Dışişleri Bakanlığı Müsteşarı Sinirlioğlu yapmış oldukları bir toplantıda, Suriye’ye saldırmanın planlarını yaptıkları ortaya çıktı. Söz konusu dinleme kayıtlarına Hakan Fidan’a ait olduğu düşünülen “Gerekirse Suriye’ye 4 adam gönderirim. Türkiye’ye 8 füze attırıp savaş gerekçesi üretim, Süleyman Şah Türbesi’ne de saldırtırız” konuşmaları düştü. Görünen oydu ki, dönemin Başbakanı Erdoğan ile Dışişleri Bakanı Davutoğlu Suriye’ye girmeye pek heveslidirler. Ancak ABD ülkemizin Suriye’ye girmesi taraftarı değildir. Daha doğrusu ABD ülkemizi ayağına dolamak taraftarı değildir.

Suriye’nin işgali sırasında Başbakan Erdoğan Suriye toprakları içinde güvenli bir tampon bölge oluşturulmasını istemişti. Böylelikle hem göçmenler ülkemize gelmeden Suriye toprakları içinde korunacaklar, hem de PYD’nin Suriye’nin sınırlarını ele geçirmesi önlenebilecekti. Dolayısıyla Suriye kapısı her zaman açık kalması sağlanabilecekti. Ancak ABD ile birlikte hareket eden koalisyon güçleri bu öneriye sıcak bakmadılar. Çünkü Suriye’nin sınırları içinde güvenli bölge oluşturmak demek, PYD’nin oluşturmuş olduğu kantonları birleştirememesi demekti. ABD zaten öteden beri Irak’tan sonra Suriye’den de koparacağı toprak parçası ile Büyük Kürdistan’ın Suriye ayağını oluşturmayı hedefliyordu. Şimdi hal böyleyken ABD Suriye toprakları içinde güvenli bölge oluşumuna onay verir mi? Elbette vermez. ABD’nin Suriye topraklarında güvenli bölge oluşturulmasını ret etmesi Erdoğan ile Obama’nın arasının açılmasının ilk nedenlerinden birisidir.

Erdoğan ile Obama ikinci görüş ayrılığını Suriye’de atılan sârin gazından dolayı yaşadılar. Erdoğan ABD’yi güvenli bölge konusunda ikna edemeyince, bu sefer de Suriye saldırma bahanesi aramaya başladı. Bunun için muhaliflerin Suriye halkı üzerine attığı sârin gazını kullanmak istedi. Ancak Erdoğan’ın bu hamlesi de işe yaramadı. Çünkü BM yetkilisi Carla Del Ponte korunmasız sivil halkın üzerine atılan sârin gazını yaptığı araştırmalar sonucunda Beşar Esat’ın atmadığını ispatladı. Carla Del Ponte bu iddiası ile de sınırlı kalmadı. Atılan sârin gazını muhaliflerin attığını ispatladı. Yüzlerce masum insanın ölümüne neden olan bu sârin gazını Beşar Esat’ın attığı ispatlanmış olsaydı, Libya’da olduğu gibi topyekûn Suriye’ye saldırmanın bahanesi bulunmuş olacaktı. Böylelikle Erdoğan Suriye konusunda büyük bir rol kapmış olacaktı. Ancak ABD başından beri kullanılan sârin gazını muhaliflerin kullandığını biliyordu. Bu yüzden Obama bu oyuna gelmedi. Daha doğrusu Obama Erdoğan’ın ABD’yi Suriye’ye sürükleme oyununa gelmedi.

Obama’nın bu proje kapsamında uyguladığı taktiklerden birisi de ABD’li askerleri bu savaşın içine sokmamasıdır. Eğer Obama Suriye savaşının içine Amerikalı askerleri dâhil etmiş olsaydı Cumhuriyetçilerden bir farkı kalmayacaktı. Obama bugüne kadar Genişletilmiş Ortadoğu ve Kuzey Afrika Projesini Cumhuriyetçiler gibi şahin politikalar yerine, bölge ülkeleri ile birlikte uygulamaya çalıştı. Böylelikle Obama bu projeyi bir tane Amerikalı askerin burnu kanamadan tamamlamış olacaktı. Bu da Obama’nın hanesine bir artı olarak yansıyacaktı. Bu yüzden Obama büyük çoğunluğu Suriyelilerden oluşan savaşçıların yer aldığı Özgür Suriye Ordusunu destekledi. Erdoğan ise El Kaide, El Nusra Cephesi gibi radikal terör örgütlerini destekledi. Diğer taraftan da Rusya ile İran Beşar Esat’ı destekledi. Çin’de Esat’a destek veren ülkeler arasındaydı. Çatışmalar aylarca sürdü. Rusya ve İran destekli Esat Rus savaş uçaklarının yardımı ile de kaybetmiş olduğu topraklara rağmen ayakta kalmasını bildi. Esat halen daha Suriye’nin meşru Devlet Başkanı olarak ülkesini savunmaya devam ediyor.

Obama bugün Esat’ı devirmekten çok Suriye’de PYD’nin oluşturacağı kantonlara yoğunlaşmış durumdadır. ABD elbette Esat’ı iktidardan inmesini istemektedir. Ancak görünen o ki, bu durum bir hayli zaman alacaktır. Bu yüzden Obama şimdilik IŞİD ile mücadele ediyor. IŞİD’ den kopardığı toprakları da PYD’ye kazandırıyor. Görüldüğü üzere ABD açısından herhangi bir kayıp söz konusu değil. Sonuçta Genişletilmiş Ortadoğu ve Kuzey Afrika Projesi kurgulandığı gibi devam ediyor. 25.06.2016

525 Tıklama Toplam 2 Tıklama bugün

Paylaş

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.